Z Raporu

Z Raporu - Ali Lidar
9 Üslup
10 Akıcılık
9 Kapak
10 Fiyat
9.5

Ali Lidar’ın blog yazılarından derleme olan ve kendisinin “kamuya açtığım gönlüm” diye tabir ettiği “Tesirsiz Parçalar” kitabından sonra, yazarın gönlünü açmaya devam ettiği, hatıralarının dökümünü çıkardığı, anlatı ve öykü kitabıdır Z Raporu. Benim asi edebiyat diye de nitelediğim yer altı edebiyatının bütün o özgür, kalıpsız, aykırı, eleştirel tanımlarına uyan özgün örneklerinden birisi bana göre. Zira, yazarın aynı akımın öncüleri olan Yusuf Atılgan ve Oğuz Atay’a olan sevgisini de hali hazırda anlatılarda görmek mümkün.

Kitabın çoğunluğunu 2-3 sayfalık kısa anı ve anlatılar oluştururken, bu sefer birkaç uzun kurmaca öyküye de yer veriliyor kitapta. Depresif, umutsuz, bazen kabullenmiş, çoğu zaman isyankâr ama çok gerçek hikayelerdir bu kitapta anlatılanlar. Kendisi ve hayatına giren insanlarla ilgili trajik hayat manzaraları, hatıra kareleri, gözyaşı kırıntıları, boğaz düğümleri… Tüm bunların arasında trajikomik gördüğü olaylar için yine de kısa tebessüm anları yaşıyor insan, her ne kadar az sonra bundan utanacak olsa da… Gözünde yaş birikirken dudağın köşesinin hafif bir tebessümle kıvrılması gibi ya da gülümsemenin ortasında bir şeyin gelip boğazına oturması gibi anlar… Biraz da duygusalsanız eğer, çoğu zaman o boğaza oturanlarla beraber içinizde biriktirdiğiniz acıları da birleştirip gözyaşlarına boğulmanız gayet olası bir durum kitabı okurken. Bir de bakmışsınız yazarın Tom ve Jerry çizgi filminden çıkardığı trajediye göz yaşı döküyorsunuz.

Yazar, anlatılarında; aldırmayan, uzakta olan, özlenen sevgiliye sesleniyor bazen, sitem ediyor, öfke duyuyor, bazen de tüm çaresizliğiyle aşkını anlatıyor ona, itiraflarda bulunuyor. Bunun yanında, belki kendi çocukluğunda yaşadıklarından ötürü, belki de öğretmen olmasından mütevellit ya da merhametinden, vicdanından, veyahut da hepsinden dolayı çocuk hüznünü sıkça işlemiş anlatı ve öykülerinde. Örneğin, Resimsiz Gözyaşları, Çocuk Hüznü, Yılbaşı Güzellemesi, Yanlışlık, Sadece Babalara Anlatılabilecek Bazı Şeyler, İnsan İçine Hiç Çıkmayacaktım, Kafes Dolusu Mutsuzluk, Öğretmenim, Hocam Nereden Anladınız? gibi anlatılarında çocuğun bakış açısıyla yaşadığı hayal kırıklıkları ve üzüntülere yer veriyor. Tabi ki çocuk hüznü söz konusu olunca annesiyle ilişkileri ve babasıyla hesaplaşmalarına da değinmeden geçmiyor yazar. Ve çocuk hüznünü şu ifadelerle anlatıyor:

“Çocukluğunu yarım yaşayanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler, her çaresiz anlarında ona göre dönerler. Onları nerede görseniz tanırsınız. En yetişkin halleri, hatta hüzünleri bile biraz çocuksudur onların. Çocuk hüznü, evet. Çok istediği oyuncağın neden alınmadığını bir türlü anlayamayan, babasının nereye gittiğini, bir gün önce akvaryumda nazlı nazlı süzülen balığına ne olduğunu, dedesinin ona sormadan neden cennete gittiğini, annesinin saçlarını yıkarken neden canını yaktığını ve neden hep yorgun olduğunu, arkadaşlarının neden oyunlarına onu almadığını bilemeyen; Allah’ın ve karşı evdeki yaşlı amcanın niye hep öfkeli olduğuna akıl sır erdiremeyen, iri bakışlı, sarkık dudaklı, bükük boyunlu çocuk hüznü…”

Genel olarak şiirsel, ahenkli bir dil tercih etmiyor Ali Lidar. Kendiyle, okurla, hayatla sohbet tarzında; süslü, dolambaçlı, imâlı ifadelerden uzak; edebiyat parçalamak, sanat yapmak derdinde olmayan ama gördüğü, yaşadığı sıkıntıyı en samimi ve gerçek şekliyle anlatma derdinde olan bir yazım şekli var yazarın.

“Ben uzun soluklu, olaylı, bol kurgulu, kurmacalı kitaplardan hoşlanırım; öykü, kısa anı bana göre değil” diyenler, samimi anlatımı arasına sıkışmış küfürlerden rahatsız olacak olanlar, “benim başıma gelmeyen, bana uzak olaylar, kendimi bulamadım kitapta” diyenler illaki olacaktır. Ama onların bile bu kitaba bir şans verdiklerinde kayıtsız kalamayacaklarını, duygu yoğunluğunu hissedebilmek için öykü uzunluğuna ve benzer yaşanmışlıklara gerek olmadığını anlayacaklarını düşünüyorum.

Her ne kadar “Öğretmenim” anlatısında kendisi için “içindeki çocuğu öldürüp kötü bir adam yarattığı”nı söylese de; sadece çocukluğunda değil, sık sık yetişkinliğinde de karşılaştığı acı ve trajik olayları, gariplikleri anlamlandıramadığını dillendiriyor Ali Lidar. Bu da içindeki çocuğu yaşatması ve büyütememesi değil de nedir? O büyümeyen çocuk, büyükleri de anlamıyor. Bu yüzden; okurları arasında her ne kadar Tepebaşı Dükü olarak bilinse de bana göre o bu alemin huzursuz Küçük Prensi.

Z Raporu
Ali Lidar
İthaki Yayınları,
154 sayfa, 2016

diğer yazısı Huriser Balcı

Homo Deus

Yazar ilk kitabı Sapiens ile, yaklaşık 13,5 milyar yıl önce madde, enerji,...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.