Yeraltı – S.L. Grey

Yeraltı

Bu kitap Louis Greenberg ve Sarah Lotz adlarında iki yazarın işbirliği ile yazılmış. Sarah hem romancı hem senaryo yazarıyken Louis ise editörmüş ve birkaç sene kitabevi işletmiş.

İkisinin de ilgi alanları kitabın konusu düşünüldüğünde birbirlerini tamamlar nitelikte. Ama sonu hakkında ipucu vermemek için bu konu hakkında fazla bir şey söylemiyorum.

Dünyayı etkisi altına alan öldürücü bir grip söz konusu. Bu grip artık öyle yaygınlaşmış ki teker teker ölümler gerçekleşiyor, uçak seferleri durduruluyor. Greg Fuller adındaki iş adamı ise varını yoğunu lüks bir sığınak yapımına yatırıyor. Aynı onun gibi bu gripten korkan ve ailelerini korumak isteyen 5 kişi de bu sığınakta vaat edilen lüks daireleri neredeyse bir şato fiyatına satın alıyorlar.

Artık salgın üst düzeye çıkınca hepsi sadece kendilerinin bildiği koordinatları kullanarak hemen sığınağa geliyor. Yerin dibine doğru ilerleyen bu 8 katlı sığınağın ilk katı giriş, kontrol odası ve dinlenme odasından oluşuyor. 7.kata kadar daireler mevcut ama bazıları boş ya da tamamlanmamış daireler. 7.katta yüzme havuzu ve spor salonu bulunuyor. 8.katta ise yiyecek deposu ve su bulunuyor.

Gripten kaçtığını düşünen bu aileler ilk başta küçük çaplı bir şok yaşıyorlar. Çünkü daireleri umdukları kadar lüks çıkmıyor. Revir tamamlanmamış ve doktor bulunmuyor. Asansöre para yetmediği için çalışmıyor. Yine de internet bağlantısı, duvarlarda pencere niyetine lüks LCD ler bulunuyor.

Burada birbirlerine tamamen zıt insanlar bir müddet bir arada yaşamaya çalışıyor. Dindar ve ırkçı Guthrie’ler, kızının bakıcısını zorla sığınağa getiren Tyson Sanford, yanlarında hasta bir kadın getiren Dannhauser’lar, zengin ve çocuksuz ama köpekli çift Maddox’lar, Asya kökenli bir çift olan Park’lar ve bilgisayar oyunları tutkunu oğulları Jae. Birbirleriyle sürekli didişen bu topluluk bana biraz big brother yani bizim bildiğimiz haliyle bbg evlerindeki insanları anımsattı. Aralarına daha sonra bu binanın proje müdürü Will Boucher de geliyor. Bir zaman sonra Greg Fuller aşağıdaki yıkık dökük odalardan birinde ölü bulunuyor. Sığınağın sahibi öldüğü için bin türlü sorun yaşayan insanlar kendilerini yanlışlıkla sığınağa kilitliyorlar. Suları hızla tükenir, yaşam savaşı verirken aralarında bir katil olmasının tedirginliğini de yaşıyorlar.

Cinayetlere her geçen gün bir yenisi eklendikçe insanlar iyice vahşileşmeye başlıyor.

Bu açıdan zaten Agatha Christie romanlarına benzetilmiş. Genelde Agatha kitaplarında köşkte ya da bir otelde bir cinayet yaşanır ve katil bulunana kadar herkes birbirinden şüphelenir, çeşitli konuşmalarla yazar bizi katil sandığımız kişiye yönlendirir. Ve en sonunda hep tahmin etmediğimiz ama aslında en mantıklı olan kişi çıkar katil. Burada da aynen böyle oldu bana. En sonunda hiç tahmin etmediğim bir kişi çıktı ama düşününce içlerinde bunları yapmaya en elverişli olan kişinin o olduğunu anladım sonrasında.

Konusu mükemmel ve aşırı ilgi çekiciydi ama benim için kısa zamanda bitirmeme rağmen zor ilerledi. Gereksiz iç konuşmalar mevcuttu. Ayrıca farklı kişilerin ağzından anlatılması akıllıca ama kafa karıştırıcı olmuştu. O kadar çok isim vardı ki kim kimdi çok başa dönüp kat planına bakmak durumunda kaldım. İlk birkaç bölümde birinci tekil şahıs anlatımı varken birkaç bölüm sonra üçüncü tekil şâhısa geçmişti. Keşke hep öyle anlatsaydı. Yazımın şimdiki zaman olması da can sıkıcıydı.

Yani benim için çok ilgi çekici, gerilim dolu bir kitap olabilecekken biraz yazım açısından eksik kaldı. Ve zaten son sayfada iki yazar tarafından yazıldığını okuduğumda nedenini anladım. Bu tarz romanlar hep böyle biraz kopuk oluyor çünkü.

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/

Ayşe Ayhan diğer yazısı

Fahrenheit 451- Ray Bradbury

Fahrenheit 451 distopya türünde bir kitap. O zaman önce aklınıza gelen ilk...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.