Tanrı Misafiri

10 Üslup
9 Akıcılık
9 Kapak
9 Fiyat
9.3
Nergiz İnce diğer yazısı

Çağdaş Türk Edebiyatının ünlü roman, öykü ve tiyatro yazarı Reşat Nuri Güntekin’in eserleri bir asır geçmesine rağmen hala okunmakta ve eserleri sinema filmi ve dizilere konu olmaktadır. 1922 yılında başlayan yazı serüveni kanser nedeniyle 1956 yılına dek sürse de okuyucunun kalbinde yıllarca devam edecek gibi görünmekte.

Tanrı Misafiri kitabı içinde 23 hikâye barındırmakta. Bu hikâyelerinde toplumun her kesiminden insanlara değinerek mizahi yönü daha ağır basan bir üslup kullanmış.

Kitabın ikinci ve en uzun hikâyesi olan “Yaseminli Yuva” en dikkat çekenler arasında. Aydın’dan İstanbul’a taşınan Müeyyet Bey eşi Pakize Hanım’ı şair bir züppeye kaptırmamak için çaktırmadan savaşmakta. Şair Pakize’nin gözünü maddiyattan maneviyata kaydırıp aşk ile sözler söyleyip aklını başından almaya çalışınca Müeyyet Bey’in durum değerlendirmesi yaptığı sözler dönem hakkında ipuçları da vermekte.

“–Mübarek İstanbul… Ahlak bozmakta mislin, menendin yok… Devam et Pakize… Bütün şikâyetlerini söyle.”

“Ah, Pakize… Vaktinde gözüm açılmamalıydı, sen o ya bir düşmeliydin! Hayali sevdayı görecektin. Abdülhamit edebiyatı yasak ettiği zaman ne kadar bağırıp çağırmış, adamcağızın ne kadar günahına girmiştik. Adamcağız, meğer ne hakim padişahmış! Edepsizlik etmek için edebiyat kadar iyi vasıta olamayacağını o zaman keşfetmiş!”

Kitaptaki hikâyeler genel olarak karı koca ilişkisi ve ihanet, ticaret ahlakı, yanlış anlaşılmalar, din istismarı üzerinde dönüyor. Yazarın öğretmen ve müfettişlik görevlerindeyken gezdiği Anadolu’da o dönemde kullanılan Arapça ve Farsça kelimeler yerine titizlikle Türkçe’yi tüm yalınlığıyla kullanmış. Şimdi bu kelimeler dilimizde modernleşse de okurken zamanın Türkçe’sini hatırlayıp eskilerin kullandığı o kelimeleri okumak insanı geçmişe sürükleyip ayrı bir tat bırakıyor.

Tanrı MisafiriToplumsal sorunlara değinip sayısız insan tipi yarattığı bu hikâyelerinde kitaptaki mizahi yönü olmayan daha çok dram yönü ağır basan bir hikâye olan “Bir İstifa” en çok etkilendiğim hikâyeleri arasında.

Askerden henüz yeni terhis olmuş bir öğretmen gelecek ders için “En Mesut Günüm” konusunu seçerek öğrencilerinden yazmalarını ister. Ama öğrenciler hayali bir saadet yazmak isteyince öğretmen konuya el koyarak öğrencileri arasından seçerek “En bahtiyar gününüzü bildiğiniz gibi anlatın…” der.

Öğrenciler anlatmaya başladığı zaman öğretmen gibi benimde boğazım düğümlendi. Sefalet, dayak, açlık arasında çocuklar en mutlu günlerini bu olaylara bağlayarak anlatmaya başlıyor. Çocukların gözünden en mutlu günlerini okurken yüzünüzde bir tebessüm oluşmuyor, acıma ve koruma içgüdüsü daha fazla ortaya çıkıyor.

Babası Anadolu’da asker olan bir çocuk yıllarca babasından değil para ve mektup, onun sağ olduğu haberini bile alamıyor. Eldeki tüm imkânlar tükenip üç gün boyunca kuru ekmekle geçinen ve dördüncü gün sonunda yüreği ezilmiş ve gözleri kararmış bir şekilde eve dönüyor. Annesi hasta ve başına bir çatkı çatmış, gözleri ağlamaktan şişmiş.

“Babandan para geldi çocuğum. Sana yemek hazırladım.’ dedi. Önüme sıcak bir çorba koydu. ‘Babam nasılmış?’ diye sormaya cesaret edemiyor, aç bir kurt gibi çorbayı içiyordum. Bir aralık gözüm hücrede babamın kılıcına, saatine yüzüğüne ilişti. O vakit, annemin niçin ağladığını anladım. Bende ağlamak istiyordum. Fakat o kadar açtım ki… Arkamı anneme çevirdim, gözlerimi sıkarak yemeğini yemeğe devam ettim. Üç gün aç kaldıktan sonra sıcak bir yemek yediğim saatte ömrümün en mesut zamanı diyecektim, ama çorbama gözyaşlarımın acılığı karıştı.”

Reşat Nuri Güntekin’in okuduğum eserleri arasında en çok Çalıkuşu’nu seviyorum ve ikinci sırada beslendiği toplumdan kopmayan halktan karakterlere yer verdiği Tanrı Misafiri geliyor. Çağdaş Türk edebiyatının öncülerinden biri olan yazarın bir kitabı dahi olsa okumanızı isterim.

Tanrı Misafiri
Reşat Nuri Güntekin
İnkılap Yayınları
175 Sayfa, 1995

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.