Benim elimden tuttuğuna göre kendi elinden de tutabilirsin cennet çöreği

Bu kitap elinizden tutmaya geliyor.

Kitap kapağıyla “En Güzel Ben Sensin” diyerek sizin bile kendinize anlatmayı unuttuğunuz duyguları size hatırlatırken, içeriği ile de kalbinizin gizli köşelerinde sakladığınız duyguları açığa çıkarıyor.

“Dolu solu sevmenin kıyalarında yürüyemediklerinin
ellerine ellerini emanet etme.
Seni uçurumlara itenlerin değil,
kalbine çekenlerin masumluğuna inan.
Kısacık gelen ömrü uzun tutan şey lezzetli yaşamaktır.
Lezzeti kaçmış gibi gönül sofrasız
ekmeğini kimseyle bölüşme.
Ve asla!
Sofrada tenezzül edilmeyen nimet gibi sevme.”

Sizin hikâyenizi, direkt size anlatıyor.

Okuduğum diğer kişisel gelişim kitaplarında ilk önce bir hikâye anlatılıp daha sonra bu hikâyeden çıkarılacak ders ve öğütler sıralanırdı. Bu kitapta ise size örnek olarak anlatılacak hikâyeler yok. Yaşanmışlıklarınızı, hüzünlerinizi, umutlarınızı size anlatıp hatırlatıyor; yüreğinizin derinliklerine sızmayı başarıyor.

En Güzel Ben SensinKendisine ‘kitap’ bizlere de ‘insan’ olarak hitap ediyor.

Kendi hayat hikâyesini de anlatıyor: Ağaçken hangi yolculukları tamamlayıp avucunuza kadar nasıl geldiğinin bir hikâyesi var.

Kitabın dili çok tatlı.

O kadar tatlı dilli ki birebir konuşmalarınızda size ‘güzel gülüşlü’, ‘cennet çöreği’, ‘papatya gülüşlü’ diye hitap ederek sizin daha önemli olduğunuzu hissettiriyor. Satır aralarında bitmeyen bir iltifatı var.
Bir de öyle bir mûzip dili var ki, sizi düşündürüp öğütler verirken, birden güldürüyor; insan okurken kendini gülümserken buluyor.

“Gönlünü, ömrünü ve düşünü israf etme, papatya gülüşlü.
‘Seviyor ve Sevmiyor’la kendini yoldurma.
Sen, sana yakışmayan bir kazağı bile giymiyorken,
sana yakışmayan huylar da edinme.
Huyun kurusun derler ya hani büyükler,
işte sana demesinler.
Sana, huyun saha da yeşersin desinler.
Ama huyların yeşerdi diye de öküzleri alma hayatına.
Bırak öküz çorakta yaşasın.”

Sizinle dertleşmeye gelmiş bir arkadaş gibi.

Anlatmakla bitmiyor hikâyesi ‘Hadi kalk bir çay koy da içelim’leri var. Kitap, sizin anlatamadıklarınızı, yaptıklarınızı, iyi ve kötü yönlerinizi anlatıyor. Size de ‘Doğru söze ne gerek’ dercesine başınızı sallayarak onaylamak kalıyor. Sonra bölüm sonlarına koyduğu bizim için özel olarak tasarlanmış sayfada ‘Söz Sende’ diyerek duygularımızı yazmaya teşvik ediyor.
Yazarın ilk kitabı olasına rağmen ben çok sevdim. Özellikle kişisel gelişim kitaplarında “yazar burada ne anlatmak istemiş” gibi düşüncelere dalmadan su gibi akıp gitti cümleler.

Beni bana nasıl anlatabilir beni tanımıyor bile derken bir bakmışım özüme inmiş bile.

Anlatımı biraz şiirimsi, biraz felsefik. Bazen acımadan söylüyor gerçekleri, sonra da kalbinizi almayı iyi biliyor. Tadımlık değil başucu kitabım olacağı kesin.

“Kendini keşfetmek için kendine bir söz ver.
Dününe, bugününe ve yarınına ışık olmak için
kalbinin lambalarını yak.
Kalbin karanlığı aydınlığa her zaman engeldir.
Hiçbir engel de karanlığa mahkûmiyeti gerektirmez.
Hayatla bağın gülüşün gibi içten,
sözlerin kadar doğru olsun.”

En Güzel Ben Sensin
Selçuk Ünal
Ephesus Yayınları
207 Sayfa, 2017