Yağan kara en çok yakışan kitap..
Beyaz örtünün huzuruna huzur katan kitap, hadi bir sayfa bir sayfa daha diye diye su gibi akacak kitap.. Okurken hemen hemen her cümlenin altını çizmek isteyeceğiniz kitap…
Hepsini geçelim şayet “aşık’sanız” ya da “aşka inanmıyor veya aşkı merak ediyorsanız” mutlaka okumanız gereken kitap.
Evet bu kitap Susanna Tamaro’nun enfes hikayelerinden biri olan “Sonsuza Kadar” adlı kitabı.

Kader, arayış, aşk, acı ile başa çıkma gibi konularda en azından bana rehberlik etti diyebilirim. Okurken en çok etkilendiğim ve bastıra bastıra altını çizdiğim bölümü özellikle aktarmak istiyorum;

Kaderin kendinle karşılaşmak için aşman gereken yoldan başka bir şey değildir.

Özellikle böyle havalarda yalnız kalmak arzusu doğuyor içimizde. Belki şömineli bir dağ evinde sıcak bir battaniye altında camdan yağan karı seyredip doğanın eşsiz tadını tadıp ; hayatı sorgulamak, hayaller kurmak, içinde bulunduğumuz acılara veya yorgunluklara nedenler bulmak, her şeye yeniden başlamak için planlar yapmak istiyoruz. Ne yazık ki çoğumuzun şehir hayatının koşuşturması içinde böyle bir şeye ne vaktimiz ne de olanağımız var. Ama üzülmeyin kitabımızın kahramanı Matteo bunu bizim yerimize yapıyor ve bu deneyimini eşsiz bir tatta bize tattırıyor.
Kar yağarken okuduğum ve sayfasını çevirip kar ile ilgili satırlara denk geldiğimde kocaman gülümsedim. O satırlar şöyleydi;

O gün en yüksek tepelere kar yapmıştı. Davide henüz hiç görmediğinden ona göstermiştim: “Bak şu tepeler bembeyaz olmuşlar, kar bu. “ Sen de eklemiştin: “Şeker serpilmiş pastalara benziyorlar.”
Oturduğum apartman dairesinden baktım ve görmek istediğim manzara karlı binalar değildi. Gözlerimi kapattım ve şeker serpilmiş pastalara benzeyen karlı dağları hayal ettim.

Eğer bir kitap gözlerinizi kapattırıp sizi hayal etmeye itiyorsa bence o kitap olmuş demektir.
Matteo ve Nota… Biri ateştir diğeri su, biri akıldır diğeri yürek, biri sürekli harekettir diğeri durgunluk ve huzur: biri düşüncedir diğeri sezgi, biri zamandır diğeriyse sonsuzluk…
Ancak bir gün bu mükemmel uyum dünyanın trajik yasaları karşısında dağılır gider…

Kitabın kahramanı Matteo bu mükemmel uyumla aşık olduğu karısını kaybeder. Sizce aşık bir eş karısının kaybından sonra ne yapacaktır? İsyan mı edecek, sükunet mi gösterecek, hayattan elini eteğini mi çekecek?
Sorunun cevabını merak edenler bir kahve kitap molası verip Matteo’yu İzleyebilirler.

Kitap aslında üstünde çok düşünmediğimiz bir konudan vuruyor bizi; “sevdiklerimizi kaybetmek”
Aşık olduklarımız, ailemiz, dostlarımız… Onlar sonsuza kadar yanımızda kalacak, eşsiz sevgi mükemmel uyum hep devam edecek sanırız. Ama zamanı geldiğinde hayat onları bizden alır ve ya alacaktır. Hayatta acı daimidir ve acıdan kaçmak mümkün değildir. Ancak yeterince hazırlıklı ve donanımlı olursak en az hasarla atlatabiliriz.

Zaten kitap demek istiyor ki acılarınız kaderinizdir, kaderiniz kendinizi bulmanız için izlemeniz gereken yoldur ve bu yol öğreticidir. Yolda rastladıklarınız gördükleriniz birer mesajdır. Bu mesajları doğru bir şekilde alabilirseniz yücelip küllerinizden doğmanız kaçınılmazdır.

Kırılganlığınız güce. Kader bilgeliğe, trajediler aşka, zifiri karanlık içsel aydınlığa dönüşebilir.
Daha önce Susanna Tamaro okumayanlar bu kitaptan sonra eminim diğer kitaplarını da araştırmaya başlayacaklardır. Öyle zannediyorum ki bu yazarın kalemi sihirli insanı büyülüyor. Kitabi ana dilinden Türkçe ye ceviren sayin Eren Cendey’e de ayrıca teşekkür ederim.

Sonsuza Kadar
Susanna Tamaro
Can yayınları
Çeviri: Eren Cendey
161 sayfa, 20111