Sokakta – Serap Bıçakçıgil

Sokakta

Bir ismin, ilk kitabıyla tanışmak –henüz başka da kitabı yayımlanmamışsa- benim için daha heyecan vericidir. Elimde tuttuğum eseri okurken birkaç yıl sonra ya da belki onlarca yıl sonra halen okunup okunmayacağını sorgularım. Yazarın kimi hatalarını görmezden gelirim, kaleminin olgunlaştığı yerlerin altını zevkle çizerim. Kuşkusuz çoğu ilk kitap, yazarının daha sonra yapmayacağı hatalarla doludur. Bazı yazarlar da özgünlüğünü ilk kitaptan sonra konuşturamaz.

Serap Bıçakçıgil’in ilk kitabı “Sokakta” 12 öyküden oluşuyor. Bir ilk kitap olduğunu da göz önünde bulundurarak başladım okumaya. İlk öykü, belki bu düşüncem yüzünden sıkıcı geldi. Sonraki gün devam etmek üzere kitabı bıraktım. Sonraki gün de kitabın kalanını bir çırpıda okudum. Öykülerin farklı kişilikleri, farklı anlatımları yazarın kumaşını ortaya koyuyor ve sadece bir karakter tipi üzerine takılıp kalmadığını gösteriyor. Öykülerdeki karakter zenginliği, ortak özellik olarak da hemen her öyküde belirli bir otoriter karakterin oluşu göze çarpıyor. Konu seçiminde de yazarın belli bir takıntısı yok. Çoğu ilk öykü kitaplarında konular ya benzer olur, ya birbirinin devamı niteliğinde olur. “Sokakta” tümüyle farklı konularda işlenmiş öykülerden bir araya gelmiş. Kadın karakterin başta olduğu öyküler ağırlık kazanmış ve kalite olarak kendisini belli ediyor. Belki karakterlerin içi daha çok doldurulabilirdi, bazı öykülerde kurguda kesilip atılacak yerler olduğu kadar, açıklanması gereken, birden gelişen olaylar da mevcut. Bu yazarın bir eksiği olduğu gibi yayıncının da kitapla olan bağının sınırlı kalmasından kaynaklanıyor.

İlk kitaplarda yayıncının, editörün etkisi çok önemli… Cem Akaş’ın bu ay bir dergide çıkan röportajında verdiği bir örneğe değinmek istiyorum; Harper Lee’nin ilk çıkan kitabı “Bülbülü Öldürmek” ve bu kitap çıkarken editör tarafından kesilen kısımların bulunduğu “Tespih Ağacının Gölgesinde” eseri arasındaki fark, editörün kitap üzerindeki etkisini, ona faydasını açıkça gösteriyor. Sokakta kitabına bir editör eli değseydi, ortaya güncel öykü kitaplarının önemli bir eseri çıkabilirdi. Daha önce hiç kitabı çıkmamış bir yazar için en büyük zorluk da tam bu noktada. Editör desteği vermeyen bir yayıncıdan çıkartmak zorunda kalıyor eserini. Redaksiyon yapılması gereken cümlelere bile dokunulmadan basılan kitap, okurdan görmesi gereken ilgiyi göremiyor. Anlattıkları, karakter zenginliği, editör – yazar ilişkisiyle giderilmemiş sorunların gölgesinde kalıyor. Bu eseri, adı biraz duyulmuş bir yazar, iyi bir yayınevine teslim etmiş olsaydı, editörün yapacağı düzenlemelerle kitap gerçek değerini bulurdu.

İçinde bulunduğu koşullar göz önünde bulundurulduğunda, yazarın özverisi ve eserindeki anlatım ve karakter kalitesi takdir edilmesi gerekiyor. Yazarın geleceği adına umut kıran değil, yeşerten bir eser. Editör ve redaksiyon eksikliği, yazarın elinde olan bir durum değil ne yazık ki. Kitaba gereken değeri vermeyen yayıncının sorumsuzluğu ve işini matbaacılıktan öteye götürememesinden kaynaklanan sorunlar var. Yazarın burada yapması gereken; eserini daha ciddi yayıncılara götürmesi, sürekli onları denemesi ve biraz da kendisini geliştirip, eserinin üzerinde çalışması… Bu iki yoldan biri, kitabı hak ettiği değere taşıyacaktır.

Sokakta
Serap Bıçakçıgil
Cinius Yayınları
117 sayfa

Soner Üçkuşoğlu
uckusoglusoner@gmail.com

Soner Üçkuşoğlu diğer yazısı

Sokakta – Serap Bıçakçıgil

Bir ismin, ilk kitabıyla tanışmak –henüz başka da kitabı yayımlanmamışsa- benim için...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.