Sıfır Sayı – Umberto Eco

Umberto Eco - Sıfır Sayı
Arya Kitap diğer yazısı

Gazeteci Simei, “yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey” sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 “sıfır sayı” yı yönetmesi ve “ asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir yılın öyküsü”nü anlatan bir kitap yazması için Colonna’ya iş teklif eder. Patron Vimercate de bu gazete ve içerdiği konular sayesinde “finans ve politika dünyasının” isimlerini isterse rahatsız edebileceğini kanıtladıktan sonra, bu önemli çevreler bu gazete işinden vazgeçmesini rica edecekler ve o da bu sayede onların arasına katılma iznini koparmış olacaktır.

Simei’nin de bir planı var: İşler umduğu gibi gitmez ve bir terslik olursa kitabı yayınlayıp, yayın hakkından ciddi bir gelir elde edecek ya da her halükarda birileri bu kitabın yayınlanmasını istemezse, kendisine bunun bedelini nakit olarak ödemek durumunda kalacak. Yani onun için bu bir kazan kazan projesidir. Arka kapakta “kötü gazetecilik konusunda bir rehber” denmektedir.

Kitap, Colonna ile gazeteye yazı yazacak diğer karakterler (Maia, Lucidi, Braggadocıo ) arasında diyalogların anlatımı şeklinde kurgulanmış. Ancak çok fazla –di’li geşmiş zaman kullanılması nedeniyle bu durum okuru yoruyor ve olay örgüsünün içine girmeyi engelliyor.

Bununla birlikte ilk 70 sayfa civarında İtalyan politik tarihini anlatması, ülkenin politikacı ve gazetecilerinin isimlerinin çok fazla geçmesi ve haklarında yeterli açıklayıcı bilgi olmaması, bizim bu olay ve isimlere aşina olmayışımız sebebiyle – okuyucu eğer İtalyan değilse – konuyu anlamak ve irdelemek oldukça zorlaşıyor. Çünkü bu kadar fazla İtalyanca ismi kafada tutmak ve konumlandırmak mümkün değil. Düşünüldüğünde hiç dağıtılmayacak bir gazete ya da kitapta yer alan haberlerin ilgi çekici olacağı beklentisi doğuyor okurda ancak okumaya başladığınızda sayfalar arasında maalesef kayboluyorsunuz. Çünkü gazetede yazılacak olan yazılar üzerine, burç yorumları sayfası, ilgi çekmeyecek haberler, cenaze ilanları, evlilik ilanları… vb diyaloglar maalesef ilgi çekmekten uzak hatta sıkıcı olabiliyor.

İlerleyen sayfalarda konu Mussolini’nin ölümüne geldiğinde heyecanla akmaya başlasa da, okuduklarınızın bir varsayım olması dışında ve bir anda kendinizi Papa suikastı, Gladio yapılanması, Türkiye’de Bozkurtlar gibi konuların içinde bulmanız ilginç olabiliyor. Ancak bu heyecanlı kısım bile benden iyi puanlar almasını sağlamıyor kitabın. Ayrıca konu ve tarih bütünlüğü olmayışı, sahneler arası atlamaların oluşu da bu puanın tuzu biberi oluyor.

Gazetecilik ve medya konularında verilmek istenen mesaj ve gazetelere ilişkin olumsuz yorumlar açısından belki ılımlı bir yaklaşım sergilenebilir kitaba karşı ancak, medya ve gazetecilik konusunda yapılan eleştiriler de yeni bir tespit ya da buluş olmayıp malumun ilanıdır. Dolayısıyla bu açıdan da bakıldığında maalesef benden iyi puan alamıyor.
Kitapta bir diğer nokta ise, “Maia” karakterinin, o an aklından ne geçirdiğini anlatırken, karşısındakinin de anlattığı konuyu bildiğini varsayarak anlatıyor olması. Düşünüyorum da, Eco’da anlattığı olayları ve isimleri bizim daha önceden bildiğimizi varsayarak yazmış olmalı. Zira ben her sayfayı bu hisle okudum. Dolayısıyla kitabın sonuna gelmek benim için zor oldu.

Bütün bunlara ek olarak kitabın çevirisinin de başarılı olmadığını düşünüyorum. Her ne kadar İtalyanca aslından okumadan çeviri hakkında yorum yapmak çok doğru olmasa da çeviri sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. Zira bazı satırlarda “bu cümleler Eco’ya ait olamaz” diye düşündüğüm oldu. Sanki düşünülmeden öylesine söylenmiş –öylesine yazılmış- ya da belki de çevrilmiş gibi. Belki de zihin çeviri farklılığını hissetti ama bunun hangi kelimeden, neden kaynaklandığını yorumlayamadı o an. “Gülün Adı” ve “Foucault Sarkacı”ndan sonra vasat bir roman olduğunu söyleyebilirim.

Yazar ne yazık ki benim kitabı okuduğum sırada vefat etti. Yaşasaydı belki edebiyat dünyasına nice katkılar sağlayacaktı. Her ne kadar ben sevemesem ve kitap hakkında olumsuz düşüncelere sahip olsam da Balzac ne demiş:

“İçinde bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur.”
Mutlu ve bol okumalı bir hafta dilerim.

Sıfır Sayı
Umberto Eco
Doğan Kitap
176 sayfa

 

Burcu Kaşmer
https://www.instagram.com/aryacakes_kitap/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.