Sevme Sanatı – Eric Fromm

Sevme Sanatı
9 Üslup
9 Akıcılık
8 Kapak
9 Fiyat
8.8
Güray Özdemir diğer yazısı

– Sevmek bir sanat mıdır? Eğer bir sanat ise, bu sanatı öğrenmek bilgi ve çaba gerektirir mi?
– Sevgi, tamamen rastlantıya bağlı, talihli kişilerin başına gelen bir durum bir duygu mudur?

Kitap, ilk olarak sizleri bu sorularla selamlıyor. Fromm’un üstünde durduğu nokta, daha çok ikinci soruyla ilgili. Yani insanın daha çok bu soruyla ilgilendiğini söyler. İncelemelerini yaparken kadın ve erkek bağlamında da konuya açıklık getirir. Örneğin, erkeklerin daha çok başarı ve güç odaklı olduğu, kadınların ise çekicilik güzellik merkezli hareket ettiklerini ifade ederken, ortak nokta olarak daha çok içsel dinamikleri baz alır. Alçakgönüllülük, merhamet, hoş davranış sergileme, akıcı konuşma, yardımseverlik gibi. Aynı zamanda kültürel değişimler, tarihsel dönüşümler de bu duruma etki edebilir. Bir dönem sigara içen, maskülen tavırlarda bulunan kadınlar dikkat çekerken ya da moda halini almışken, başka bir dönemde daha feminen davranan kadınlar tercih edilebilmektedir. Yahut ta önceleri hırçın, maço erkekler ön plandayken sonraları da yumuşak, nazik tavırlardakiler tercih edilebilmektedir. Fromm’un vurguladığı bir diğer nokta da insanların aşka düşmek ve gerçek sevgi arasındaki ayrımı net olarak yapabilmeleridir. Aşk bağlamında incelendiğinde bu durum cinsel sevgi ve arzuyla da birleşirse yoğun bir coşku durumu meydana geleceğinden hazza dayalı olacaktır. Bir süre devam eden aşk, sonralarını yoğun bir hayal kırıklığına bırakacaktır. Ve birey de öfke meydana getirecektir. Sevgiyi merkeze alıp, o kuvvetlendirildiğinde ve bu duyguya yatırım yapıldığında, mutluluk getireceğinden kişi, daha uzun süre hoşluk duygusu yaşayacaktır. Ayrıca işin realitesinden de kopmayacaktır. Bunun yanında bireyde güven duygusunu da perçinleyecektir. Fromm’a göre, en çok sevgiye emek vermek gerekir. Zira sevgi, ruhumuzu en çok besleyen, kalbimizi en iyi koruyan unsurdur. Etkinlik ve edilgenlik kavramlarını da kitapta barındırmıştır. Ona göre sevmek etkin bir eylemdir. Örneğin, para hırsıyla durmadan çalışan adam, tutkularının esiri olmuştur, yani etkin görünmesine karşın, aslında, edilgindir (pasif). Öte yandan, kendini tanımak ve evrene kulak verebilmek için, hiçbir şey yapmadan oturup düşünen adam, edilgin gözükmesine karşın, aslında, etkindir.

Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur da kadın ve erkeğin cinsel rollerini merkeze alarak bu tanımlamaları desteklemesidir. cinsel kutuplaşma, insanı özel bir birleşmeye itmektedir. Bu kutuplaşma, hem erkek, hem de kadın bedeninde görülmektedir. İki cinste de, birbirlerinin hormonları mevcuttur. Biyolojik alanda olduğu gibi, ruhsal alanda da iki cins, birbirinde yer almaktadır. İnsan, kendi bütünlüğüne, ancak bu kutupları bağdaştırarak var olabilir. Bu yüzden Fromm biyolojik bağlamda inceleyerek, homoseksüellerin derin bir yalnızlık içinde olduğundan bahseder. Çünkü kadın erkeğin, erkek kadının hormonlarını içinde barındırdığından bireylerdeki eril ve dişil enerjinin dengelenmesi gerekir. Farklı kutupların birleştirilmesi gerekir. Birey, heteroseksüel olup bu durumdan hoşlanmıyor yahut nefret ediyor olsa yine aynı yalnızlığı çekecektir. Fromm, kitapta Freud’un düşüncelerine de karşı çıkmaktadır. Çünkü ;

– Freud, sevgiyi, cinsel içgüdünün dışavurumu olarak tanımlamıştır.
– Fromm’a göre ise, cinsel istek, sevme ve birleşme gereksiniminin belirtilerinden kaynaklanır.
– Freud, cinsel içgüdüyü, bedendeki kimyasal nedenlerle oluşmuş bir gerilim olarak görmektedir. Cinsel birlikteliğin amacının da, bu bahsedilen gerilimin yarattığı acının giderilmesi olduğunu öne sürmektedir.

Bunun yanında kitle iletişim araçlarının varlığı da bireyleri sevme duygusundan uzaklaştırabilir. Yalıtılmışlık ve yabancılaşmaya vesile olabilir. Bu dengenin iyi ayarlanması öenmlidir. Sistematik ilerleyen iş ve eğlence hayatı, insanları düşünmekten alıkoyan, bilincinde olduğu şeyleri zamanla unutturan bir nitelik taşır. Çocuklar kendilerine verilen kitapları okur, televizyon kanallarındaki film ve dizileri izler. Geri kalan zamanda yapılanlar da, hemen hemen aynıdır: Günlük rutin iş hayatı, araba gezmesi, televizyon, bilgisayar, internet, oyun vs.
Bu yüzden Fromm, insanların kendilerini, kimliklerini keşfetmelerine yönelik olarak benlikleriyle baş başa kalmaları gerektiğini vurgular. Basit, gündelik alıştırmalarla bunu başarabileceklerini ifade eder. Örneğin, ne çok gevşek, ne de kaskatı bir konumda, bazı basit alıştırmaları yapmak yararlı olacaktır. Tüm düşünceleri ve görüntüleri silmeye, kendi nefesini izlemeye çalışın. Gözlerinizi kapatıp, iç gözünüzün önünde bir beyaz perde canlandırın. Kendi kendinizi zorlamadan, soluğunuzu duyup, hiç düşünmeden, sadece izleyerek, çok derinlerde yatan kimliğinize ulaşın.

Kişi bu tip yoğunlaşma alıştırmasını her sabah 20 dakika (mümkünse daha uzun) ve her gece yatmadan önce yapmalıdır. Bu egzersizlerden başka, her yaptığı işte, müzik dinlerken, kitap okurken, konuşurken, manzara seyrederken de yoğunlaşmayı öğrenmelidir.

Eric Fromm, eserinde daha birçok konuya değinmektedir. Temel olarak bakıldığında Fromm’a göre, sevgiden söz etmek “boş öğütler vermek” değildir, sevgiden söz etmek, en temel ve gerçek gereksiniminden söz etmek demektir. Ve sevmeye gerçekten inanmaktır.

Eric Fromm
Sevme sanatı
125 sayfa
Payel yayınları

Güray Özdemir
https://www.instagram.com/ozdm88/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.