Semaver

Semaver
9 Üslup
9 Akıcılık
7 Kapak
10 Fiyat
8.8

İlk olarak 1936 yılında yayınlanan Semaver öykü kitabından sonra birçok öykü, roman, şiir vb eser yazan Sait Faik Abasıyanık, farklı üslubu ile Türk Edebiyatında kendine kalıcı bir yer edinmiştir.

Semaver’de yer alan öykülerinde gözlemlediği, duyduğu veya yaşadığı olay, durum ve kişileri kurgulayarak anlatmaktadır. Hayatın içinden kesitleri kaleme alıp okuyucuya aktarmaktadır. Okuyucu, bir tablodaki imgelere, renklere bakar gibi kendini öykü ve romandaki mekan, olay ve kişileri izlerken bulabilir.

Öykülerde aktarım yaparken hezeyan yaşayan karakterlere rastlayabilirsiniz. Yazarın bu kitabında daha çok hissedilen, “ürkek bir anlatım” dikkat çekmektedir. Karakterlerin duygularını dolaylı yoldan aktarmakta, okuyucunun hikaye içinde o duyguyu yakalamasına olanak tanımaktadır. Anlatımda dikkat çeken diğer özellikler ise imgesel aktarıma, benzetimlere ve kişiselleştirmelere yer vermesidir.

Toplumsal olaylara, insanların güçlü ve zayıf yönlerine ince gönderimleriyle hem eleştiri hem de özeleştiri yaptığını düşündürmektedir.

Semaver’deki öykülerinde sıklıkla, yağmur, balıkçılık , deniz , fakirlik ve çirkinlik sözcüklerine yer verdiği gözlenmektedir. Özellikle de sonraki öykü kitabında yer alan Dülger Balığının Ölümü ile bu kelimeler daha da belirginleşmektedir. Zaten bu öyküsünde daha çok kendini anlattığı birçok edebi yazıda belirtilmektedir. Çünkü yazar fiziksel özellikleri bakımından kendini Dülger Balığına benzetmektedir.

Semaver’deki öykülerinde bazı anlatımlarında şiirsellik dikkat çekmektedir. Akıcı bir anlatımla 20 öykünün yer aldığı Semaver, kısa sürede okunabilen ve okuyucuda hafif ama etkili tat bırakan bir kitaptır.

Sevdiğim yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık’ın Semaver kitabından fikir vermesi açısından birkaç alıntıyı size sunuyorum;

Semaver: “Semaver ne güzel kaynardı. Ali, semaveri içinde ne ıstırap, ne grev, ne de kaza olan bir fabrikaya benzetirdi. Ondan yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.”

Birtakım İnsanlar: “Sabahçı kahvelerini kapamadan evvel birkaç tane gece barınma evine şiddetle ihtiyacı olan İstanbul şehrinin kışı bazan ne kadar uzun, ne kadar uzun ve bitmez tükenmez bir afettir, bilen bilir.”

İhtiyar Talebe: “Çirkinlik hakkında muhakkak düşünmekliğim lazım olduğunu anladığım bir zamanda, düşünmemek için bütün enerjimi sarf ederek muvaffak oldum. Uyudum.”

Bohça: “Bohçasının sandık odasının bir köşeciğinde olduğunu evde herkes bilirdi. Evde bir şey kaybolduğu zaman, evvela gizlice bu üzeri kırmızı, beyaz, sarı, lacivert yamalı bohça aranırdı. ”

İpekli Mendil: ” Çok korkuttuk, ağlamadı. Gözleri ağlamaya hazır çocukların gözlerine döndü ama dudaklarında ufacık bir titreme gözükmedi ve kaşları sabit, kararlı hallerini hiç bozmadılar. Yalnız biraz rüzgarlıydılar. ”

Semaver
Sait Faik Abasıyanık
İş Bankası Kültür Yayınları
138 sayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.