Şeker Portakalı’nın Yazarından Unutulmayacak Bir Roman

Kardeşim Rüzgâr, Kardeşim Deniz
10 Üslup
9 Akıcılık
8 Kapak
8 Fiyat
8.8
Şuranur Zebunoğlu diğer yazısı

Kardeşim Rüzgâr, Kardeşim Deniz adlı bu eser, yine bir Jose Mauro de Vasconcelos şaheseri. Nedendir bilinmez ama bana göre Vasconcelos’u okumak gerçekten müthiş bir duygu. Belki de eşsiz anlatımıyla, yaşanmışlıklarıyla bizi farklı âlemlere çekip sanki hikâyenin tam ortasındaymışız hissi verdiği içindir. Kitapta psikolojik açıdan da gözlemlere sık sık rastlamaktayız. Vasconcelos’un dili hem sade hem de oldukça sanatsal bir nitelik taşıyor.

Kitapta ele alınan ana karakter; çingene kanı taşıyan genç ve güçlü Chicao’dur. Romanda çocukluğundan itibaren yaşadığı olaylar kısaca anlatılır. Yetim Chicao, Brezilya’nın kıraçlarında Sertao denilen yerde büyümüştür ve ilerleyen sayfalarında Sertao’yu terk ederek tuzlada çalışmaya karar verir. Buralarda çalışmak başlı başına eziyet ve külfetten başka bir şey değildir. Yazar, burada sosyalist bir edayla işçi sınıfından bahsederken tuzla efendilerinin bu insanları nasıl harcadıklarından da dem vurur. Kitapta bahsedilen bu tuzlalarda yapılan işçilik ve zavallı, yoksul insanların yaşadıkları onca sıkıntı tamamen kapitalizmin unsuru gibidir.

Sertao’nun kuraklığından kaçıp geldiği yerde yine sıkıntılar baş gösterse de burada tanıdığı, güzelliği herkesin dilinde olan Joninha’ya âşık olur ve bu kız da ona tutkuyla bağlanmıştır.

Vasconcelos, insan psikolojisi ve davranışlarını ele aldığı kısımlarda, aslında geleneklerine sadık, haksızlığa tahammül edemeyen Brezilyalı kadın tipini Joninha üzerinden gözler önüne serer. Tuzlada çalıştıktan sonra balıkçılık yapmaya başlayan, denizi ile rüzgârı kardeşi bilen genç ve kuvvetli Chicao’ya Manuel Gonçalves adasına gitmemesi söylense de o bunu pek önemsemez. Arkadaşlarıyla çıktığı deniz serüveni hüsranla sonuçlanır. Yıkık dökük gemide bir tek yaşayan kendisi kalmıştır ve zavallı Chicao, susuzluk ve kuraklık adına terk ettiği toprak uğruna yine denizin ortasında susuzluk yüzünden ölümle burun buruna gelir. Hatta kitapta bu olayın anlatıldığı bölümden alınan şu kesitler dikkat edilesi ve her şeyi özetler niteliktedir:

Kardeşim Rüzgâr, Kardeşim Deniz“…Neden o da hemen ölüp gitmemişti sanki? Tanrı neden acımıyordu ona? Chicao olmanın, kol güreşlerinin kralı olmanın, bütün Macau’nun en güçlü erkeği diye tanınmanın ona ne yararı vardı? Hiç! Şuraya çökmüş ağlıyordu işte; yalnız bırakılmış küçük bir çocuk gibi ağlıyordu; cin çarpmışçasına ölümü yardıma çağırıyor, hayaller görüyor, belki de şu sırada köpekleri ve sıska kedileriyle kulübesinde rahat uyuyan deli Lidia’nın sesini duyuyordu. Ona bu hayalleri gösteren, ona oyun oynayan, nöbet ateşi, ona işkence eden de çektiği susuzluktu.”

“Şimdi şu hale bak! Öne doğru eğil! Suratın nasıl değişmiş görüyor musun? Dilin sertleşti ve susuzluk çekiyorsun. Ama gırtlağın yutkunamıyor. Bunu yapan susuzluktur. Arlanmadan bırakıp gittiğin toprağı çatlatan susuzluk. Rüzgârla deniz kardeşlerindir diye düşlere kaptırdın kendini. Ama toprağı asla unutamadın, şimdi susuzluk çeken sensin. Susuzluk. Seni mahvedecek bir susuzluk çekerek günahının kefaretini ödeyeceksin, çok sevdiğin ama yine de ihanet ettiğin, toprağa çektiren aynı susuzluğu çekerek. Ama toprak batıp gitmedi, Chicao. Sertao ölmedi. Susuzluktan ötürü ona sadık kalmak istemedin. Dört bir yanın nasıl suyla dolu, bak da gör şimdi! Su içmek istiyordun. Ama deniz suyu içilmez ki. Şuradaki toprak bolluğunu, bak da gör! Ama tek bir pınardan bile yoksun!”

Kardeşim Rüzgâr, Kardeşim Deniz (Barro Blanco)
Jose Mauro De Vasconcelos
Can Yayınları
Türkçesi: Zeyyat Selimoğlu
192 sayfa, 2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.