Satranç – Stefan Zweig

Satranç

Zweig’la ilk tanışma kitabım satranç. Çok sözü ediliyordu. Tutkuyla sevenler de vardı, abartıldığı kadar iyi değil diyenler de… Ben yine de bu ikilinin ortasında bir yerlerdeyim ama kesinlikle ikinci gruba daha yakın değilim.

Kitabın dili beni büyüledi. Bir dil hem sade hem de ağdalı nasıl olur, Zweig bunu istemeden de göstermiş. Daha ilk sayfalardan anladım yazarın dilinden vazgeçemeyeceğimi. Kitabını sevsem de sevmesem de sırf dili için diğer kitaplarına da göz atacaktım. Yazdığı konunun hiçbir sıkıcı yanı olmaması, adeta bizi zorla karakterin yerine koyması gerçekten bambaşkaydı. Bu şekilde yalın ama asla basit olmayan bir dille eser üretmiş olan bir Murakami’yi bir de Thomas Mann’ı tanırım henüz. Zweig da benim için onlar arasında yerini aldı.

Kitap çok ünlü bir satranç ustasının kısa bir şekilde hayatından bahsedilmesiyle başlıyor. Kitabın tam olarak arka kapağını okumadan başladığım için ana karakteri bir müddet bu satranç ustası sandım. Ama daha sonra ana karakterin bir gemide bu yenilmez satranç ustasını başka kimsenin yapamayacağı şekilde bir satranç oyununda zorlayan Dr.B olduğunu anladım. Ve kitabın ortasında hemen Dr.B.’nin adeta bilgiye ihtiyaç ve açlıktan dolayı şans eseri bulduğu satranç kitabıyla gece gündüz beynini meşgul etmesi anlatılıyor. O sayfalar kitabın en sevdiğim yerleriydi. Çünkü zaman zaman biz kitap kurtları olarak bir kitaba kendimizi adadığımızda aynen böyle hissetmez miyiz? Bir açlık içerisinde okuyup sindirmez miyiz? Bu yüzden özellikle bu kısımlar bana kitabın diğer sayfalarından daha çok doyum verdi.

Satranç, bir anlamda Avrupa düşüne, hümanizmaya yakılmış ağıttır. Ağıdı yakan da, yenilginin bayrağı gibi duran bir çekip gitmeyle dünyadan ayrılmıştır. Hümanizmin güzelim evladı bir yeryüzü cennetini kuramamış, Avrupa denen düşünce Amerikanlaştırılmayla çözülmüştür. Şimdi Avrupa; üzerine kapanmış, kendinden gayrı olanla karşılaşmak dahi istemeyen kibirli, korkak, bencil “ben”dir. Kapılarını, kalbini, sofrasını kapatmış bir ben… Amerikanlaştırılmış dünya, Zweig’in dahi ummadığı daha çiğ, daha çirkin bir savaşın öznesidir şimdi. Cehenneme çevirdiği coğrafyalardan kaçanları uzağında, çok uzağında tutmakla yetiniyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Satranç
Stefan Zweig
106 sayfa

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/

Ayşe Ayhan diğer yazısı

Bana Hiç Seni Seviyorum Demedin – Evrim Milaslı

Bir sabah uyandığında hayatının asla eskisi gibi olamayacağını anlayan 19 yaşındaki Merve’nin...
Devamı

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.