Sadık Bey

Sadık Bey - Pınar Kür
9 Üslup
9 Akıcılık
6 Kapak
8 Fiyat
8
Dilek Özcan diğer yazısı

“Bunca yıl sonra ciddi bir ilişkiye kalkışmak, âşık oldum sanıp sonunda rezil olmak… Olacak iş miydi?”

Neden olmasındı, âşk illaki yaşla sözleşmeli bir mesai miydi? Âşk, sonunu düşündüğünüz bir senaryo değildir. Düşünmeden yaşanır. Sonunu düşünürseniz bir filmin bitişi gibi onun da sonu gelir. Belki de Sâdık Bey bunu düşünemedi ve bunca yıl yalnızlığına içten içe hayıflanıp durdu, kimbilir?

sadikbey1Zaten bu yüzden dedi ya “ Âşk dediğin, gerçek aşk dediğin bir kez gelirdi insanın başına… O fırsatı ıskaladın mı ya da bile bile elinden kaçırdın mı……” kendine ne hayrı vardı bunu şimdi söylemenin…

“Amaç başrol oynamaktı, değil mi? Herhangi bir tiyatro oyununda değil yalnızca… Semiramis’in hayatında… Neden başrole çıkamadığını sanıyordun peki?” diye soran gence , “o hep benim önümdeydi; herkes ona bakıyordu, ben arkasında değildim belki ama hep yanımdaydım…” dedi.

264at_yasarkemal_araguler-874x492“ Erkekliğine yakıştıramadın…” diyen genç adama bakan bakışlarındaki acıyı duyumsadınız mı? Gurur muydu aşkın katili? Keşkeler birikir, düğümlenir gözlerinizin buğusunda; eğer siz bir anlık gururla alıp başınızı giderseniz, Sadık beye olduğu gibi. Hiçbir bahane bunu gidermez…

Genç adamın dediği gibi “ Semiramis’in tek aptallığı sana âşık olmaktı. Paris’i bırakıp senin peşine takılacak kadar beyinsiz değildi.”

Paris…

Hayallerinin kentiydi Sadık Beyin. Para biriktiriyordu. Paris’e gidip oyunculuk yapacak ve şair olacaktı. Zaten bu hayaller değil miydi Semiramis ile birbirlerine âşık olmalarına neden…

parisErtuğrul… Sadık’ın en yakın arkadaşı… Ortaokuldan beri hiç ayrılmadılar.. Biri gözüpek “Ağbi” lakaplı, diğeri romantik “Şâyir”… Bu iki sıkı dost bir gün yol ayrımına gelirler. “Semiramis”. Bu iki gencin de tutulduğu kadındır… Kadın, Sadık’ı tercih eder. Belki de bu olay tüm kitabın başlamasına neden olur.

Ertuğrul ile birlikte şirket kursalar da zamanla birbirlerinden uzaklaşırlar… Gözle görülmeyen bir sınıf farkı vardır aralarında ki, Ertuğrul ,bunu ona patron koltuğunda otururken iyice hissettirir. Bir zamanlar birlikte gülüp ağladığı, sohbet ettikleri arkadaşlıkları çok uzaklardadır..

“ Nicedir tek başına içiyordu. Tek başına içmeyi sevdiğinden değil, şöyle keyiflice dertleşeceği pek bir kimse kalmadığından… “

İş yerinde de yalnızdır.. Arada bir ufak çapkın bakışlar attığı kadınlardan ve de tek gecelik ilişkileri dışında uzun süreli bir kadınla beraber olmayalı yıllar geçmişti.. Boşadığı bir karısı ve nefret ettiği bir kızı vardır…

“üstünde bir aile, bir çocuk, bir sevgili resmi olmayan, tek bir gümüş çerçeve barındırmayan tek masa da onunkiydi belki. Sevdiği tek bir kişi bile kalmamış mıydı?”

paris2Yalnızdı Sadık Bey… Bir gün apansızca ortaya çıkıp onun hakkında her şeyi bilen ve onu tehditkar bir şekilde uyaran genç adam dışında kimse yoktu onun nasıl olduğunu sorgulayan… Nereye gitse karşısına çıkan, fütursuzca evine giren ve onun geçmişini sorgulamasını sağlayan bu gençten Sadık bey ölesiyle nefret etmeye başlar… Kurtulmak ister ondan…

Zaten iş yerinde dostum dediği Ertuğrul ve şirkettekilerin ona oynadığı oyun ile yıkılmıştır.. Bir de gencin sözleri… Tüm hayatının hıncını almak için tetiği doğrultur ‘son anda gözlerini kapatan ‘ gence…

Pınar Kür’ün yine kendi tarzını konuşturduğu, belki basit bir konu ama üslubuyla akıcı ve ilgi uyandıran hale getirdiği kitabı Sadık Bey, hem aşkı hem toplumsal rolleri sorgulayan, 1970-1980 lerin Türkiyesi’ne ve o dönemin sanatsal ruhuna da kısa bir bakış attıran bir kitaptır. Keyifli okuma anlarınız olması dileğiyle…

Sadık Bey
Pınar Kür
Can Yayınları
168 sayfa, 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.