Rastlantının Böylesi – Sliding Doors

Rastlantının Böylesi

Londra’da yaşayan halkla ilişkiler uzmanı Helen Quilley (Gwyneth Paltrow), bir sabah çalıştığı şirketten kovulur. Evine dönerken binmesi gereken metroyu bir saniye ile kaçırır. Tam bu noktada hayatı ikiye bölünür. Son saniyede metroyu yakaladığı ve kaçırdığı iki farklı olasılığı paralel olarak izleriz.

Kaderimizi yaptığımız seçimlerle şekillendirdiğimizi düşünürken, aslında kendi irademiz dışında gelişen herhangi bir olayın, -beklediğimiz otobüsün geç gelmesi, metroyu son anda kaçırmamız, aradığımız kişiye o anda ulaşamıyor olmamız gibi- sadece bir saniyenin bile hayatımızda ne kadar büyük farklar yaratabileceğinin öyküsüdür Sliding Doors.
İnsanoğlunun algılayabildiği kadarıyla hep ileriye doğru giden tek yönlü bir zaman kavramının dışında, sonsuz sayıda olasılık ve ihtimallerle var olabilecek başka senler ve başka hayatların üzerine düşündürtüyor. Zamanın değerini, rastlantıların hayatımızdaki yerini kadın-erkek ilişkileri üzerinden anlatan bir romantik komedi.

Senaryosu ve yönetmenliği Peter Howitt’e ait olan film, Türkçeye ”Rastlantının Böylesi” ismiyle çevrilmiş olsa da, Orjinal ismi Sliding Doors (kayan kapılar- sürgülü kapılar) ile müsemma. Kayan kapıdan (metro kapısı) geçen ve geçemeyen Helen… Filmin çeşitli sahnelerinde açılıp kapanan kapılar var; asansör kapıları, cam şirket kapıları, metro kapıları. Her kapıdan geçişi Helen’in hayatında farklı bir noktaya geçişti. Bu anlamıyla ismini hak eden bir film. Soundtrackinde; Elton John, Jamiroquai, Aqua gibi isimlerin dışında filmin finaline çok uygun olan Dido’nun ”Thank You” şarkısı var ki, damağınızda güzel bir tat bırakarak kapanışı yapıyor.

Şaziye Akçaören

diğer yazısı Şaziye Akçaören

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.