Psikanaliz Ve Din

Psikanaliz ve Din
8 Üslup
7 Akıcılık
8 Kapak
9 Fiyat
8

Psikanaliz ve din, yale üniversitesinde Dwight Harrington Terry vakfı adına verilen bir konferans için Eric Fromm’un 1950 yılında hazırladığı konuşmaların derlenmiş biçimidir.
Kitabında önce Freud ile Jung’un din konusundaki görüşlerini karşılaştıran Fromm, daha sonra kendi din anlayışını açıklar. İçindekilere baktığımızda;

1. Sorun Nerede?
2. Freud ve Jung.
3. Birkaç Tip Dinsel Yaşantı Biçiminin Çözümlenmesi.
4. Psikiyatrist Bir ‘’Ruh doktoru’’ dur.
5. Psikanaliz Din İçin Bir Tehlike Midir?

1. SORUN NEREDE?
Bu bölüme baktığımızda, bilimsel bulgular ve teknik gelişmeler bizi yeniliklerin yakınına götürüyor. Artık tüm açların doyacağı, insan türünün tek bir topluluk halinde ve kardeşçe yaşayacağı, ayrılık ve düşmanlıkların biteceği günler çok uzak değildir. İnsanın bu türlü entelektüel yeteneklerinin gelişmesi için binlerce yıl gerekmiştir. Ve bu gelişme sonucunda topluluklar kurulabilmiş, enerjilerin planlı olarak bir amaca yöneltilebilmesi sağlanabilmiştir. İnsan kendine özgü yeni bir dünya meydana getirmiştir. Peki, bu kadar iyi gelişmeler insanın insanüstüne yaklaşabilmesini sağlamış mıdır bu soruyu sormak aslında insanı üzecektir. Çünkü; bunca teknik başarıyı gerçekleştirirken kendimizi bu büyük çabaya yaraşır bir varlık olarak geliştirmeyi unuttuk. Kardeşlik, adalet mutluluk içinde değil de daha çok deliliğe yakın ruhsal bir kargaşa içinde yaşıyoruz.
İnsanlar kiliselere gidip sevginin ve merhametin temel ilkelerinin anlatıldığı bir takım konuşmalar dinlerken yine aynı insanların müşterilerin bazı kalitesiz şeyleri satarken vicdanlarında bir sızıntı duysalar kendilerini deli ya da aşırı duygusal olarak nitelediklerini söyler. Yahut çocuklara birtakım evrensel değerler aktarılırken bir yandan da tüm bunları yerine getirdiklerinde de toplumdışı kalabilmektedirler. Bu da kimlik karmaşasına yol açmaktadır. Bu bölümde anlatılanlar bazı kültürler çerçevesinde örneklendirilerek de desteklenmiştir. Ayrıca ortaçağda en etkili olan iki meslek üzerinden yani din adamları ve psikanalistler perspektifinden olaylar anlatılmıştır.

2. FREUD VE JUNG
Bu bölümde anlatılanlar ise, bir tabunun yıkılmasıyla öne çıkıyor. Yani Freud’un din karşıtı, Jung’un ise dindar biri olduğunun yanlışlığı üzerinde durularak anlatılıyor. Burada anlatılmak istenen, her iki kuramcının temel yaklaşımlarını kaynak alarak değerlendirmeler yapmaktır. Freud aklın, insanın kendisine ait olan büyük bir güç olduğunu ortaya koyar. Ama bu akıl, insanın ihtiraslarının zedeleyici etkisinden kurtulamaz. Freud’un yöntemi olan psikanaliz, insan ruhunun en derin ve en kesin biçimde incelenebilmesini mümkün kılar. Jung, bir düşüncenin “var olduğu sürece psikanalitik açıdan doğru” olduğunu belirtir. Ama bir düşünce, bir kuruntudan ibaret olsa da, bir gerçeğe karşılık gelse de vardır. Bir düşüncenin varlığı onu hiçbir şekilde doğru yapmaz. Onun öznel ve nesnel arasındaki farklılık ölçütü, bir düşüncenin yalnızca bir bireyin aklına gelip gelmemesine ya da tüm toplumca oluşturulup oluşturulmamasına bağlıdır. Freud ve Jung’un görüşlerini özetlersek, Freud’un ahlakbilim —“dinsel” olarak adlandırılabilecek bir tutum— adına dine karşı çıktığını söyleyebiliriz. Öte yandan Jung, dini psikanalitik bir olguya indirger ve bilinçaltını da dinsel bir olgu olarak ele alarak yüceltir.

3. BİRKAÇ TİP DİNSEL YAŞANTI BİÇİMİNİN ÇÖZÜMLENMESİ
Dinsel gereksinimi olmayan —kendine yön verecek temel ilkelere ve bir tapınma nesnesine ihtiyaç duymayan— hiç kimse yoktur; ama bu cümle bize dinsel gereksinimin ortaya koyduğu kendine has çerçeve hakkında hiçbir şey söylemez. Mesele dinin olup olmaması değil, dinin ne tür olduğudur; din insanın gelişimine katkıda bulunup kesin bir biçimde onun gücünü açığa mı çıkarıyor yoksa bu gücü felce mi uğratıyor. Psikanalist, nevrozu incelerken dini incelediğini keşfeder.

4. PSİKİYATRİST BİR RUH DOKTORUDUR.
Bu kelime kültürden kültüre farklılık göstermekle beraber temelde uyma kavramından yola çıkılmıştır. Bir anlayışa göre uyma çözümleyici tedavinin amacıdır. Uyma sözcüğüyle kastedilen insanın kendi kültürü içindeki insanların çoğunluğu gibi hareket etme yeteneğidir. Bu görüşe göre toplumun ve kültürün onayladığı var olan davranış modelleri akıl sağlığı ölçütlerini belirler. İkinci görüşe göre tedavinin asıl amacı uyum değil, insanın gizilgüçlerinin en uygun biçimde gelişmesi ve bireyselliğin gerçekleştirilmesidir. Burada psikanalist bir “uyum danışmanı” değil, Platon’un ifadesiyle bir “ruh hekimi” dir. Bu yasalar kişilik zarar görmedikçe değişmemektedir. Asıl meselenin insanlığın zarar görmemesi olduğunu ifade eder. Çünkü insanlık zarar görürse çoğu şey anlamını yitirecektir. Bu da birtakım psikosomatik sorunlara sebebiyet verecektir. Yani kişinin, mütemadiyen mide, kalp gibi birtakım organları hastalanacaktır. O yüzden bizim en başta sevmeyi becerebilmemiz gerekmektedir. Çözümsel tedavi aslında hastanın sevme yeterliğini kazanmasına ya da yeniden kazanmasına yardımcı olma çabasıdır. Psikanaliz hastanın gerçeği görme, sevme, özgür ve sorumlu olma ve kendi vicdanının sesine duyarlı olma yetisini kazanmasını sağlamaya çalışır.

5. PSİKANALİZ DİN İÇİN BİR TEHDİT MİDİR?
Öncelikli olarak bu başlık altında incelenecek dört dinsel yönelim vardır. Bunlar: Deneysel, bilimsel-büyüsel, törensel ve anlam bilimseldir. Dinsel tutumu en çok tehlikeye atan yönelim, Fromm’un “pazarlama yönelimi” olarak tanımladığı kavramdır. Kişi, kendini başkalarını etkilemek için çok güzel ve çok pahalı bir biçimde tasarlanmış bir meta olarak görür. Biçilen fiyat ne kadar yüksek olursa kişinin değeri de o kadar onaylanır. Bir meta, olarak insan umutla kendi markasını sergiler, tezgâhtaki çeşitler içinde göze çarpan olmak ve en pahalı fiyat etiketine sahip olmak için çabalar, ne var ki başkaları kapışılırken kendi es geçilirse bayağılığını ve değersizliğini kabullenir. Sonuç olarak; dinsel tutuma karşı asıl tehdidin psikanaliz ya da başka bir bilim değil, kökleri dünyevi kültürümüzün tümüne yayılmış olan insanın kendine yabancılaşması ve kayıtsızlaşması olduğunu anlayacaklardır.

Kitaba küçük bir eleştiri getirmem gerekirse, öncelikle Fromm, bilimsel ve kültürel metodolojiyi çok iyi harmanlayarak okuyucuya sunmakla beraber, din kavramı üzerinden İncil ve Tevrat merkezli değerlendirmeler yapması, İslam kavramını görmezden gelip kiliseler üzerinden anlatmasını yeterli bulmadım. Onun dışında insanların maddeye olan bağlılığını, geleneksel din ve psikanaliz çerçevesinde analiz etmesini başarılı buldum. Keyifli okumalar…

Psikanaliz ve din
Erich Fromm
Say yayınları
120 sayfa,2016

Güray Özdemir diğer yazısı

Ben Nojoud 10 Yaşındayım ve Dulum

Yazarın, kendisi tarafından kaleme alınan “Ben Nojoud 10 Yaşında Bir Dulum” ifadesi,...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.