Pastoral Senfoni

Pastoral Senfoni

Andre Gide’i okurken ne hissedersiniz bilmem, sizi hangi derinliklere çeker ya da hangi kırlarda koşturur nefesinizi? Fakat Pastoral Senfoni’yi (La Symphonie Pastorale) okurken sanki parmaklarım piyanonun tuşlarında ve gözlerim de satır aralarında gibidir. Arka planda çalan fon müziğini duyar gibi olurum. O eşsiz ve etkileyici anlatımı ile sanki yeni bir dünyaya davet eder bizi. Zaten her kitap yeni bir dünyaya açılan kapı değil midir? Öyledir şüphesiz. Aklıma ilk gelen ve beni tam anlamı ile sarhoş eden şu cümleler var belleğimde; ‘Dar kapıdan girmeye çabalayınız. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyüktür, yol da geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dardır, yol ise çetindir. ’Nedir dar olan? Bakış açısı mı? Hayat felsefesi mi? Din? Pekâlâ, her şekilde açıklanabilir belki. Maddi manevi her yönü ile…

Bana göre her harfin ilmek ilmek dokunduğu, o kalem tutanın kendi ruhundan bir çeşit ruh üfleyerek o daracık o kimsesiz kapıdan geçirdiği; kelime kıyafetlerine bürüdüğü hevesleri, özlemleri, hayalleri, aşkları, hüzünleri, can kırıkları belki de gözyaşlarıdır. Yol; meşakkatli ve dar… Onu anlayan, o kelimelerin ruhuna dokunan, o yazarın düşlerini hisseden belki de pek az kişidir o kapının eşiğinde bekleyen. Hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya yarayan, okuduğumuz an o hayal dünyası içinde kendimizden ve gerçeklikten bir şeyler bulduğumuz… Öncelikle şunu belirtmek gerek ki, eserin dili konusuyla uygun gibi: Yumuşak, sade ve derin. Sanki renklerle konuşuyorsunuz Pastoral Senfoni’de. Renkleri yine ve yeniden keşfediyorsunuz. İsminden de anlaşılacağı gibi ‘Pastoral Senfoni’ . Beethoven’in 9.Senfonisinin 6.parçası…

Kitabın ana hatları şu şekilde: Protestan bir papaz ve kimsesiz kalan kör bir kız … Papaz bu kızı evine götürür ve onu himaye etmek ister. Fakat papazın karısı buna karşı çıksa da daha sonra kabullenir ve olaylar bu çerçevede gelişmeye başlar. İnce ve küçük bir kitap gibi görünse de inanılmaz derinlikte, okuyucunun dimağında tatlı bir his bırakacak niteliktedir. Maneviyat, Tanrı’nın varlığı, dışarıdaki dünya, aile bağları, aşk gibi konuları ihtiva etmekte ve en ince ayrıntısı ile okuyucuya sunmaktadır. Olaylar yasak bir aşk çevresinde cereyan etmektedir.

Gertrude, karanlıklardan aydınlığa açılan bir kapı misali ve yasak bir aşka dokunmuştur, görmeden, bilmeden… Onun dünyasında gökyüzü ile mavi karşılaşır sonra yavaş yavaş renkleri selamlar. Çiçeklerin kokusunu çeker içine, topraktaki çimeni hisseder avuçları. Suyun şırıltısı, kuşların ötüşü… Sanki musikiye benzeyen sesler orkestrasıdır bütün bunlar. Pastoraldir, senfonidir fakat Gertrude bir kere dönülmez bir yola girmiştir. O da bunun farkındadır.

Yaşadığı, dokunduğu şey yasaktır… Ölebilir mi peki, intihara hazır mı? Üstünde ne tür günah varsa silkeleyip kaçmak ister gibi karanlıklara çizdiği aydınlıklara tebessüm eder o. Işığın ilk huzmesi göz kapaklarından içeri girerken papaza söylediği sözler müthiştir: ‘’Jacques’i gördüğüm zaman birden sizi değil, onu sevdiğimi anladım. Sizin yüzünüzü taşıyordu, daha doğrusu sizinmiş gibi düşlediğim yüz ona aitmiş…’’ diyor ve sonra ılık esintiye son nefesinin sıcaklığını katıyor. Duyguların ve aklın birbirine girdiği, maddi bir karanlıktan öte manevi bir lekenin de var olduğunu görürüz sanki papazda ve o da artık pişmanlık duygusunu iliklerine kadar hisseder.

Bu eser Andre Gide’nin de öncüsü olduğu Egzistansiyalizm akımına bağlı kalınarak yazılmıştır. Egzistansiyalist eserlerde karakterler değil, belli durumlarda karşı karşıya kalmış insanlar vardır. Kahramanların belli karakterleri olmadığından ne yapacağı önceden düşünülemez. Okuyucu merakı sürekli uyanık kalır. Bu yüzdendir ki eser, okuyucuyu derinlemesine sürükleyecektir.

Pastoral Senfoni
Andre Gide
Timaş Yayınları
Türkçesi: Buket Yılmaz
96 sayfa, 2015

Şuranur Zebunoğlu diğer yazısı

Bir Şair Dilinden Ev Hali

Evin hafızası sözcük barındırmaz: Yüzler, nesneler, ayrılıklar, ah-vahlar barındırır. Siz bütün yüzlerinizi...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.