Okuma Günleri

Okuma Günleri

Marcel Proust bu kitabında “okuma” eyleminin en derinlerine değiniyor. Çocukluğundan itibaren okumayı, okuma günleri diye adlandırdığı anları nasıl şekillendirdiğini aktarıyor bize. Öncelikle mekanlardan bahsediyor. En çok nerede okuma yaptığından, en verimli , en keyifli nerede ve ne şekilde kitaba bağlandığından bahsediyor. Mesela akşam yemeğinden sonra nadiren okurmuş. Kitabın bitiyor olması ya da son birkaç sayfasının kalmış olması gerekirmiş onun için. Bu yüzden cezalandırılmaktan korkarak gece yorganının altında ya da ay ışığından penceresinde okur, son sayfayı kapatır ve düşüncelere dalarmış.

Proust burada sadece okuma şeklini değil okuduğu, sevdiği yazarları, hatta onların da sevdiği yazarları, tarzlarını, onları neden sevdiğini uzun uzun anlatmış ve kendince uzun ve süslü kelimelerle tespitlerde bulunmuş. Büyük bir yazarın bu şekilde kendi özeli olarak belirlediği “Okuma” eylemini nasıl gerçekleştirdiğini ve tüm diğer anlattıklarını bu şekilde paylaşmış olması ve onu okumak gerçekten eşsiz ve insana kendini şanslı hissettiren bir duygu.

Çok beğendiğim birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylece kitaba dair belki kafanızda bir şeyler şekillenir.

“…Bir kitap bundan mı ibaretti? Yaşayan insanlara gösterdiğimiz özen ve şefkatin daha fazlasını bu varlıklara gösteririz ve onları ne denli çok sevdiğimizi itiraf etme konusunda her zaman cüretkar olamayız. Hatta ve hatta ebeveynlerimiz bizi okurken bulup, heyecanımızdan dolayı gülümser bir eda takındıklarında, yapmacık bir umursamazlıkla veya yalandan bir can sıkıntısıyla kitabı kapatırken; haklarında hiçbir şey bilmediğimiz, soluğumuzun kesildiği ve hıçkıra hıçkıra ağladığımız bu insanları bir daha asla göremeyeceğiz. “

“…Daha sonra, son sayfa okunurdu ve kitap da bitmiş olurdu. Derin bir iç çekişle sadece tekrar soluk almak için durarak, gözlerin çılgına dönmüş yarışını ve çıt çıkarmadan takip eden sesini durdurmak gerekir.”

Proust, Okuma Günleri metninde, ayrıntılı bir şekilde, bitip tükenmek bilmeyen cümleler aracılığıyla, kurnazca yapılmış mecazlarla dopdolu, okumanın zevkine, çocukluğa, kendini adadığı ortamda betimler her şeyi.

Gerçekten de, esas itibariyle okumadan geriye kalan şey, şöyle açıklanabilir:
“Okuma yaptığımız günlerin ve yerlerin bir görüntüsüydü bu!”
(Tanıtım Bülteninden)

Tefrika Yayınları
Baskı 2015
80 sayfa

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/

diğer yazısı Ayşe Ayhan

Uçurtma Avcısı – Khaled Hosseini

Kolay bitiremediğim, sık sık ara vererek okuduğum bir kitaptı. Çoğu kişi bir...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.