Daha önce İbrahim Paşalı’nın Entelektüellerin Hurafeleri isimli kitabından dört beş yazısını uzun zaman dilimlerine yayarak okuyunca lezzetini tam olarak kavrayamamış olmanın utancını yaşıyorum içten içe. Öğle Uykusu kitabını araya başka dostlar almadan bitirince dilinin bu kadar naifken aynı zamanda nasıl sivri olduğunu hayretler ve hayranlıklar içerisinde gözleme aldım.

Birinci sınıf dost muhabbetlerinde, aslında hepimiz de söyleriz gösterişten ibaret yapaylıklardan rahatsız olduğumuzu. Ama aynı kimselerin, burada hepimizin diyerek haksızlık etmek istemiyorum ama pek çoğumuzun sırf gösteriş yapıp sosyal medya şatafatına kendini kaptırdığı ikinci sınıf dost muhabbetleri de oluyor. İbrahim Paşalı, bence bizi ikinci sınıf dost muhabbetlerine düşmemek için uyarı niteliğinde gördüğüm, kendime pay çıkardığım yazılarından hangisini bu yazının konusu olarak alsam düşüncesindeyken, benim de en sevdiğim şey olan “İslam ve portakal suyu” geliyor hatırıma. Nasıl bağlantı kurduğun düşünürken ilk paragrafı okuyorum merakla;

“ Yıllardır İslam kelimesi birçok kelimeyle yan yana getirilerek paneller, konferanslar düzenlenmiş, kitaplar yayımlanmış, televizyon programları yapılmıştır. “İslam’da Kadının Yeri “ ya da “ İslam ve Demokrasi” en meşhurlarıdır bunların. Bu toplantılarda misafirlere genellikle portakal suyu ikram edilmiştir. Nedense hiç kimse konuşmaları dinlerken ya da konuşma sırasının gelmesini beklerken bu portakal suyu üzerinde düşünme ihtiyacı hissetmemiş, portakal varken, bunun da suyunu çıkaran bir dünya görüşünü irdeleme hassasiyetini göstermemiştir.” Düşüncesiyle aslında bu yazıda İslam ile ilgili kısma burada bırakıp portakal suyunu irdelemeye başlıyoruz.

Öğle UykusuBu paneller yapılırken, dünyanın tenhasında bir adamın portakal suyunu içmeyi reddetmesi ve çevresine bunun nedenleri hakkında açıklamalar yapması üzerine, etraftan gelen “Portakal suyu hem haram değildir, hem de içinde C vitamini vardır.” tepkilerine dayanamayıp portakalla arasına aracı girmesini istemediği hikâyesini başlar anlatmaya. Portakalın sıkılması durumunda hiçbir vitamin değerinin kalmadığını, bizim güne portakal suyu içerek sağlıklı ve doğal bir başlangıç yapacağımızı… Aslında bu öyle olduğundan değil ama öyle oluyormuş gibi gösteren lüks yaşamlar, dizi ve filmlerle dayatılan bu estetik düşüncenin tamamen ticari kaygılarla uydurulmuş olduğunu savunuyor ve Paul Feyerabend, hayatını anlattığı Vakit Öldürmek adlı kitabında, gençliğinde Nazi ordusuna katılmasının nedenini açıkladığı bir cümleyle pekiştiriyor, “ İdeolojik bir nedenim yoktu, benim nedenim estetikti.”

İbrahim Paşalı’nın portakal suyu için söylediklerini okumak bana, yıllar evvel kutsanan margarini ekmeğe sürüp yemenin ultra zenginlik sanıldığını hatırlattı. Şimdiler de ise margarinin, pasta börekteki kokusundan bile iğreti oluyoruz.

Metnin tadını kaçırmamak, Paşalı’nın diliyle henüz siz de tanışmadıysanız iyi bir başlangıç olmasını dilediğimden yazıdan çıkarılabilecek payın yazar dilinden son bir alıntısını yaparak bu yazıyı da bitirmiş olalım.

“ İdeolojilerin değerini yitirdiği günümüzde insanların tercihleri estetiktir. Gösterişli bir hayat istemektedir insanlar, en çok önem verilen budur. İyi görünmek iyi olmaktan daha fazla önemsenir olmuştur. İyi görünmek üstüne kurulan bu gösterişli hayatlar; görüldüğü, sanıldığı ve iddia edildiği gibi makul, rasyonel ya da bilimsel temeller üzerine kurulu değildir. Her tarafta estetik yalanlar ve yanlışlar yön vermektedir hayata. Bunu portakala bakarak bile görebilir insan. “

Ağız tadının bozulmadan, el emeğinin kıymetli samimiyetini kaçırmayan yıllar dilerim.

Üstelik asıl estetik olan portakalken…

Öğle Uykusu
İbrahim Paşalı
Profil Kitap
158 sayfa, 2017