Kuşlar Yasına Gider

Kuşlar Yasına Gider
10 Üslup
10 Akıcılık
10 Kapak
10 Fiyat
10

Hasan Ali Toptaş ile ilk tanışmam oldu Kuşlar Yasına Gider. Öncesinde hakkında pek çok olumlu eleştiri okuduğum yazar için , kitabın sayfalarında gezinirken çok doğru bir yolculuğa çıktığımı anladım. Çok uzun bir yolculuk değildi bu. Kısa tutulmuş ama bir o kadar da akılda kalıcı cümleler ezgisiydi adeta. Konusu basit ama anlatımı bir edebiyat şöleniydi.

Şimdi kısaca Hasan Ali Toptaş’ı tanıyalım. Kullandığı dille edebiyat camiasında ayrı bir değeri var yazarımızın. Öyle bir anlatımı ve ifade şekli var ki yansıtmak istediği ne duygu varsa iliklerinize kadar hissedip, yanı başınızda cereyan ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Kimi eleştirmenlere göre yazarlığın bu anlamda Toptaş’a bahşedilmiş olduğu savunuluyor.
Kuşlar Yasına Gider adlı romanında bir baba ve oğulun yaşamlarından belli bir kesite tanık oluyoruz. Hikayenin başından itibaren olacaklarla ilgili bir fikrimiz oluyor elbette ama yine de merakla okutuyor kendini yazar. Kitabın sonuna doğru yaklaşırken bir hüzün silsilesi vuku buluyor okurda.

Yaşanacakları az çok anlayıp içinizi çeke çeke sona hazırlıyorsunuz kendinizi. Bu yolda da yazarın anlatımıyla büyüleniyorsunuz adeta. Aziz Baba’nın ağzından dökülenlerle insanlığa ait,hiç tükenmesini istemeyeceğiniz iyiliklere tanık oluyorsunuz. Bir gün, tır şoförü Aziz Bey bir kasabadan geçerken, karakış bastırmış ve yolda onlarca araba mahsur kalmış. O köyün insanları da ellerinde battaniyelerle, yiyecek ve içeceklerle koşmuşlar karların arasından yolculara. Aziz Bey bu olayı anlatırken gözlerinde yaşlarla ; o insanların yüzleri var ya yüzleri, dağıttıkları çaydan daha sıcaktı demesiyle tüm bu iyi kalpli insanların hiç kaybolmamasını diliyorsunuz.

Hikayenin anlatıcısıyla babasının arasındaki ilişki her sayfada daha da anlam kazanıyor. Evladın babasına olan düşkünlüğü ve onun iyi olması için çırpınışları çok dokunaklı.Yazarın şu söylemi de burnumuzun direğini sızlatır cinsten ; ‘ Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.’ Diğer yandan hikayedeki annenin, hayat arkadaşı için beslediği temiz ve saf sevgi okunmaya değerdi. Her defasında ‘ Len Müslüman ‘ diye eşine sesleniyor olması yüzünüzde bir tebessüme yol açıyor.’ Hikaye Denizli’de geçtiği için oralara ait şiveye de sıklıkla yer verilmiş.
Kitabın son sayfasını kapattığımda, ağzımda buruk bir tat ve aklımda akışın içinde geçen, ne olduğunu merak ettiğim sorular kaldı. Ancak yazarın diline olan hayranlığım onun diğer kitaplarını bir an önce okumam için bende müthiş bir istek uyandırdı. Yazarla henüz tanışmadıysanız bu kitabıyla başlayabilirsiniz.

TANITIM BÜLTENİNDEN :

Pırıl pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş,
Kuşlar Yasına Gider’de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor.

Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini,
eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden
günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor.

“Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır” sözü
yankılanıyor kulaklarımızda.

Kuşlar Yasına Gider; atların koşması kadar doğal, kaleme
iç çektirecek kadar merhametli bir roman.

“Toptaş’a yazarlık âdeta bahşedilmiştir.”
ANDREW RIEMER, Sydney Morning Herald

“Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü.”

Kuşlar Yasına Gider
Hasan Ali Toptaş
Everest Yayınları
250 sayfa, 2016

Bestseller Reader diğer yazısı

Erik Ağacı

Yazarın bir önceki kitabı Ardımda Kalanlar’ı hatırlıyorum da ne kadar da hüzünlü...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.