Kule Canbazı

9 Üslup
10 Akıcılık
7 Kapak
10 Fiyat
9
Huriser Balcı diğer yazısı

Ne çocukluğunda oyuncak konusunda sıkıntı çektiğinden, ne de aşırı oyuncaklara boğulduğundan… Bunlar Sunay Akın’ın bugün oyuncaklar konusunda ülkemizde yaptıklarının, yazdıklarının, yaşattıklarının sebebi gibi görünmüyor. Bunu sağlayan kendisinin de belirttiği gibi, oyuncakların bilimin, hayallerin, düşlerin tarihi olduğunun farkına varması ve 20 yıl önce Almanya’nın Nürnberg kentinde gezdiği oyuncak müzesinin fitili ateşlemesi. Bunun sonucunda, sadece en büyük hayali olan, Türkiye’nin ilk ve tek Oyuncak Müzesi’ni açmıyor, yazdığı eserlerde de bunun önemini sürekli yansıtıyor bize.

Kule Canbazı’nda yer alan 35 gerçek hikayede sadece oyuncaklardan bahsetmiyor. İlginç yaşam karelerini sunduğu kişiler, çoğunlukla ya ünlü, ya değeri sonradan anlaşılmış ya da hiç anlaşılmamış, tanınmamış ama tanınması gereken kişiler. Pek çok farklı sanat alanında ün yapmış sayısız kişi ile ilgili hiç bilmediğimiz yönler, anılar ve gün yüzüne çıkmamış anektotlar aktarıyor bize. Hasan Ali Yücel, Cahide Tamer, Muhsin Ertuğrul, Nazım Hikmet, Selim Sırrı Tarcan, Michelangelo, Orhan Veli ve sayısız edebiyatçı, sanatçı, yazarla karşılaşıyorsunuz yazılarda.

Anlatılan olayın kahramanının kim olduğu ile ilgili sürprizi de en sona saklıyor hep yazar. İnce ince yeriyor bazen, şaşırtıp gülümsetebiliyor da. Sizinle samimi bir sohbet havasında anlatıyor hikayelerini. Leziz bir kahvenin yanında çikolata sunar gibi, hikayelerin bir yerinde, illaki konunun yansıdığı dizeler ekliyor değerli şairlerden.

Kule CanbazıBugün dünyada gezmediği çok az yer kaldığını belirtirken ve kendisini sadece bir okur-yazar olarak tanımlarken, bu kadar bilinmeyen ve ayrıntılı anektotları nasıl biriktirdiğinin ipuçlarını veriyor bize. Eski gazete haberleri, ünlü kişilerce yapılan eski dergi röportajları, eski dönemlerde yaşamış ünlü, ünsüz kişilerin mektupları, notları, hikayeleri, şiirleri, tarihi belgeler, yurtdışına yapılan geziler, birebir görüşmeler… Buram buram araştırma kokuyor hikayeleri.

Yazıların bir kısmında ise yazar oyuncaklardan ayrı duramıyor tabikii ve geçmişten günümüze oyuncaklar çevresinde dönüyor hikayeler. Zamanında yasaklanan oyuncakları da öğreniyoruz kitaptan, Orhan Veli’nin uçurtma sevdasını da. Saray oyuncaklarını da, oğlan çocuklarının oyuncak silahlarla olan çelişkisindeki farklı fikirleri de.

Yazar “Daktilo’nun İç cebindeki Şair” başlıklı yazısında Nobel Edebiyat Ödüllü Şilili şair Pablo Neruda ile ilgili anektotlar sunarken, Neruda, oyuncaksız büyümüş bir çocuğun içindeki eksikliğe dikkat çekiyor, insanın içindeki çocuk yanını ömür boyu yitirmesinin yoksulluğunu da büyükken bile oyuncaksız kalmasına bağlar Neruda.

Sunay Akın’ın, zamanında ülkeyi özgürlükler ülkesi (!) haline getirdiğini düşündüğü II. Abdülhamit’e olan hayranlığı (!) da dikkatten kaçmıyor, bitmez tükenmez yasaklarıyla o dönem de bol bol malzeme olmuş, yergiden payını almış kitapta.

Çoğu zaman ne kadar sevsem de bir yazarın iki kitabını üst üste okuyamam. Ama bir Sunay Akın kitabı biterken arkasına hemen bir tane daha tüttürmek istiyor insan, tıpkı bir sigarayla yetinilmeyen anlarda elindekiyle diğerini tutuşturup içmeye devam eden tiryakiler gibi.

Kule Canbazı
Sunay Akın
Çınar Yayınları
160 sayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.