Kış Güneşi : Göç 1. Kitap

10 Üslup
10 Akıcılık
10 Kapak
10 Fiyat
10

” Biz de Rus zulmünden kaçmak için çocuk yaştayken muhacir olduk. Göçte ailemizi kaybettik. Ben ve kardeşim ailemiz gelince bizi kolaya bulsunlar diye yıllardır bu köyü terk etmedik. Sonra da evlenip çoluk çocuk sahibi olduk.”

Büyükannesinden, dedesinden bir göç hikayesi dinlemeyen var mıdır acep? Zira ben yıllarca güzel ülkeme vakti zamanından göç ile gelenlerin hikayelerini hem büyüklerimden, hem komşularımızdan bizzat dinleyerek büyüdüm. Güzel ülkemin doğusu da batısı da yıllarca göç alarak, ne çok buruk hikayeye tanıklık etmiş diye düşündüm hep.

Oltu’da (Erzurum’un ilçesi) doğan yazar Ümran Dağaşan Özlük, dedesi Kaya Pehlivan’ın soyundan geliyor. Ve o da atalarının önce göç etme, sonra da Ruslara karşı direniş hikayesini dedesinden bol bol dinlemiş, küçük bir çocuk olduğu yıllarda. Sonrasında da istemiş ki dinlediklerini sadece kendisine saklamasın, edebiyat vasıtası ile tarihi bir roman yazarak bu tarihi gerçekleri tüm okurlara aktarsın. Ve böylece ortaya serinin ilk kitabı olan ‘Kış Güneşi – Göç’ çıkmış.

1800’lü yıllarda Kafkas Dağları’ndaki Babayurt’ta başlıyor göç hikayesi. Durak Bey ve Güneş Hatun, oğulları Sarı Osman ve Kara Recep ile, mutluluk ve bereket içerisinde yaşarken, yaklaşan Rus tehdidi ile başlayan göçler nedeni ile köyde kalan iki aileden biri olarak hayata devam etmeye çalışıyorlar. Ama köylerinden giden komşularının yerlerine yerleşen Rusların tacizine dayanmak, sabır göstermek hiç de o kadar kolay olmuyor. Duraklar’ın ve Orhangiller’in önünde iki seçenek vardır. Ya bunca yıldır alın teri ile biriktirdikleri mallarını mülklerini bırakıp Osmanlı topraklarına göç edecekler, ya da Hristiyan olup Ruslarla birlikte yaşayacaklardır. Ve böylece iki aile göç hazırlıklarına başlıyorlar. Ellerine aldıkları her şeyin bir hatırasının olması, yanlarında götürebileceklerinin Ruslar tarafından kısıtlanması, ama en çok da sevdiklerinin mezarları ile vedalaşmaları hepsini derinden etkiliyor. Zar zor gerçekleşen hazırlıklar sonrasında ise yollara düşüyorlar.

Osmanlı sınırına varana kadar onları sağ salim götürmek ile görevli olan Rus askerlerinin zalimliğinden Durak Bey’in akıllıca oyunu sayesinde kurtulan iki aile, Osmanlı sınırını nihayet geçtikten sonra, bu sefer de göç edenlerin parasından faydalanmaya çalışan fırsat düşkünü bir köye ulaşıyorlar. Güvenli bir yere ulaşma ve orada yerleşme hayali kuran Duraklar ve Orhangiller, Gürcistan ve Batum üzerinden Karadeniz’e gitmeye karar veriyorlar. Ah ne talihsizlik ki, onlar gittikçe Ruslar da peşlerinden gelerek Osmanlı köylerini ele geçirmeye çalışıyor. Nihayetinde Batum’a bağlı Çınarlıca Köyü’ne varan aileler burada bir süre kalmaya karar verirken, hayatlarında köklü bir değişiklik olacağından henüz bihaberler. Otacı Durak bey, otacılık mesleği (dağlardan şifalı otlar toplayarak, hastaların derdine deva olacak ilaçlar, merhemler vs… hazırlıyor) sayesinde Kartaltepe Konağı’nın mağrur sahibi Arife Bala ile tanışıyor. Bir süre bu konakta çalışarak kalan Duraklar ile Orhangiller’in yolları bazı sebeplerden dolayı burada ayrılıyor. Orhangiller İstanbul yollarına düşerken, Durak Bey, hastalanan eşi Güneş Hatun’a havasının iyi geleceğine inandığı Ahıska’ya doğru ailesi ile yola çıkıyor. Ahıska’da aileye 3.çocuk olan Mahmut’un da katılması ile farklı bir heyecan geliyor.

Yıllar geçtikçe Ahıska’ya daha da yerleşen Durak ailesinde oğullardan, Recep demirci, Osman cins at yetiştiricisi, en küçükleri Mahmut Ahıskam ise pehlivan olmayı seçiyor. Durak bey, otacılık mesleğini seçen bir çocuğu olmadığı için üzülürken, Osman ile gönlünü kaptırıp evlendiği Çeçen kızı Yıldız’ın çocukları olan torun Durak dedesinin izinden gitmeyi seçiyor. 1828 yılında her ne kadar iyice Ahıska’ya yerleşmiş olsalar da Rus işgalinden endişe ettikleri için bir türlü kendi işlerine yatırım yaparak yerleşik düzene geçemeyen aile, bir göç kararı daha alarak Oltu’ya gitmeye kadar veriyor. Bir çok hazırlık yapılıyor ve Durak ailesi yıllar önce 4 kişi ile başladığı göç yolculuğuna, bu sefer 7 kişi olarak devam ediyor…

Kitabın önsözünden yaptığım çıkarıma göre anladığım, yazarın 2.kitabı Durak ailesinin göç sonrası Oltu’daki hayatı ile ilgili olacak.Yaşanmışlıkları anlatan kitapları seviyorsanız, İlber Ortaylı’nın arka kapak yazısının yer aldığı bu kitaba mutlaka bir şans vermenizi tavsiye ederim.

Özgür olsalar bile yol boyu kaybettiklerinin acısı ve geride bıraktıklarının yası hiç bitmedi.

Kış Güneşi – Göç
Ümran Dağaşan Özlük
Kanes Yayınları
432 sayfa, 2017

diğer yazısı Müge Akçayoğlu

Bırak Üzülsünler

Özge Samancı sayesinde, yıllar önce kaybettiğim ve bir daha hiç karşılaşamayacağımı düşündüğüm...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.