Kayıp Yüzyılın Prensesi

Kayıp Yüzyılın Prensesi
9 Üslup
10 Akıcılık
10 Kapak
10 Fiyat
9.8
Huriser Balcı diğer yazısı

Kayıp Yüzyılın Prensesi, ünlü sunucu Oylum Talu’nun hayali aşkının ve yalnızlığının, Kahraman Tazeoğlu tarafından kaleme alındığı masal tadında bir roman.

Başkarakter olan Prenses, ‘aşk’ yalnızıdır ama buna ‘alışkın’ bir yalnızdır. Kendi deyişiyle “Tek başınalığın sarhoş eden hazzı”nı yaşamaktadır. Prenses’in hayattan beklediği tek bir aşk vardır; o da Jane Austen’in romanından uyarlanan “Aşk ve Gurur” filmindeki Darcy ve Lizzie arasındaki aşktır. Masum aşkın da sembolü olarak, Darcy’nin Lizzie’ye olan aşkını görmektedir. Gerçek hayatta hiçbir erkeğin kendisini Darcy gibi sevemeyeceğini düşündüğü için yalnızlığı yeğler. Zaten sahip olduğu garantici ve risk almayı sevmeyen kişiliği, kendisini hiçbir zaman terk etmeyecek, üzmeyecek, aşkından vazgeçmeyecek olan hayali bir aşkı, gerçek kişilerle olacak muhtemel bir aşka tercih etmesindeki en önemli sebeptir. Mutlak mutluluğu ve masum aşkı, sadece hayalinde yaşadığı ulaşılmazıyla yakalayacağını düşünür.

Prensesin bu düşüncesi, teması biraz daha farklı olsa da, bana başka bir filmi, Metin Erksan’ın yönettiği 1965 yapımı “Sevmek Zamanı”nı hatırlattı. Filmde, Boyacı Halil, boyamak için girdiği evin duvarında asılı kadın resmine aşık olur; günlerce aylarca o resme bakarak yaşar aşkını. Ancak bir gün resmin sahibiyle karşılaştığında ona aşık olmayı reddeder. Burada, Halil’in, gerçeği yerine resme duyduğu aşkın sebebi ile Prensesin gerçek kişilerin yerine film kahramanıyla yaşadığı hayali aşkın sebebi tamamen örtüşmektedir. Bu gerçek kişileri reddediş, sevdiği ‘şeye’ sonsuza kadar sahip olabilme arzusunun bir sonucudur.

Kayıp Yüzyılın Prensesi’nin en sevdiğim bölümleri kişiselleştirmelerin olduğu kısımlardı. Özellikle kitabın başlarında yoğun olarak yer alan anlatımda ‘nesnelerin duydukları hisler’ o kadar ustalıkla ve doğallıkla anlatılır ki, okuyucu kederlenen, kıskanan, mutlu olan eşyaları hiç garipsemez. Burada, tüm dünya sanki Prenses için döner, çevredeki tüm eşyalar, doğa ona aşıktır, hayrandır, bağımlıdır… Prensesin varlığını en çok kim hissedebilecek ve duyumsayabilecek diye birbirleriyle kıskançlık ve yarış halindedir.

Prenses’in Darcy ile yaptığı hayali konuşmalar, kitabın en romantik ve etkileyici bölümlerini oluşturuyor kanımca. Prenses, bununla da yetinmeyip kendi içinde yaşadığı bu mutluluk oyununu, Darcy’e yazdığı mektuplarla devam ettirmeye ve kendini rahatlamaya çalışır. ‘Sen bana neleri öğrettiğini biliyor musun?’ diye başlayan mektup bölümleri de Darcy’e duyduğu bu hayali aşkı vurgulayan en can alıcı noktalarıdır. Mektupların, Prenses’in hayali aşkını somutlaştırma çabası olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca kitapta Prenses’in kadın-erkek ilişkileri, dostluk, yalnızlık, aşksızlık, gülümseme, kibirlilik, vb pek çok konuda arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerde pek çok görüşüne yer verilmekte; bu konuşmalarda kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz, ona çokça katılacağınızı düşündüğüm görüşler bulunmakta.

Güzel ruhlu Prenses’in, Darcy ve diğer muhtemel aşık olabileceği erkeklerle ilgili yaşadıkları, kitabın sonuna doğru, doğayı ve bir takım mistik güçleri içine alan bir mucizeye bağlanmakta.

Kahraman Tazeoğlu’nun kullandığı kelimeler, ifadeler ve olayı anlatış tarzına hayran kaldım. Her sayfasında işaretlenecek, kendisine hayran bırakacak ifadeler, benzetmeler bulabilirsiniz. Tabi ki, bu kitabı okuduktan sonra Jane Austen’in Aşk ve Gurur kitabını okumak, aynı adlı filmi de izlemek ve Darcy karakterini kesinlikle tanımak isteyeceksiniz.

Kayıp Yüzyılın Prensesi
Kahraman Tazeoğlu
Destek Yayınları
144 sayfa, 2011

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.