Karşılaşmalar

8 Üslup
9 Akıcılık
9 Kapak
10 Fiyat
9

Kitaplar herkes için farklı bir anlam ifade etmektedir. Ama “klasikler” denince çoğumuz için baştacı, edebiyatı edebiyat yapan temel eserler olarak kabul edilir. Yüzlerce yıl önce yazılan Dünya Klasiklerinin yazarlarının anlattıklarının, günümüzde bile geçerliliğini koruyabilmesi belki de onları çekici ve okunurluğunu daimi kılmaktadır.

Aysel Sağır da klasiklerin yazarlarını kendi hayal gücüyle ve onların satırları ile harmanlayarak günümüz İstanbul’unda hatta Ankara’sında, edebiyattan siyasete, şehir yaşamından ilişkilere kadar farklı konularda Anlatıcı üzerinden sohbetler etmiştir.

Kitap iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazarlarla yapılan farazi sohbetler, ikinci bölümde ise yazarlar hakkında biyografik bilgi ve kitapta konu edilen yazara ait klasiğin özetine yer verilmiştir.

Peki kitapta kimler var ve neler konuşulmuş?

İlk olarak, yazar Dostoyevski ve İnsancıklar kitabı üzerinden anlatıcı ile yapılan görüşmeye yer verilmektedir. Toplumsal yaşamı ve bireyselliği konu eden sohbette öyle şeyler konuşulur ki en sonunda Dostoyevski anlatıcıya ‘bize acıdığını’ dile getirir ve son cümlesiyle vuruşunu yapar; “Çok acı var ama acıyı bile yaşamamanız isteniyor sizden. Ölüp de ölmemiş gibi yapmak kötü bir şey olmalı.”

Raskolnikov’u nasıl bilirsiniz? Devrimci bir katil mi yoksa kader mahkumu mu? Ya anlatıcı ile birlikte İstiklal’de karşılaşırsa neler anlatır?

İkinci yazar edebiyata “gerçekçilik” anlayışını kazandırmasıyla bilinen Gustave Flaubert ve kitabı Madam Bovary. Madam Bovary yani Emma gerçekten ölmeyip yüzyıllar sonra anlatıcının karşısına çıkar ve “kadın” olmayı sorgulayarak anlatır. Gerçi Emma bile, yazıldığında kadınlığının ve yaşadıklarının yazarın başını derde sokacağını bilse o kadar cüretkar olur muydu bilinmez. Yaşadığı dönemde kitabı yüzünden Flaubert mahkemelik olmuş ve sonunda berat etmiştir. Hakim, yazara Madam Bovary’nin kim olduğunu sorar, cevap “benim”. Nasıl, şaşırtıcı değil mi? Bilinmeyen o kadar çok konuyu ele alıp gün ışığına çıkarmış ki Sağır, insanın okuduklarını ve bildiklerini tekrar gözden geçiresi geliyor.

Kafka hayranları, hey! Duyduk duymadık demeyin, Gregor Samsa İstanbul’da. Hem de dönüşmeden bir gün önce anlatıcıyla karşılaşıp ertesi gün buluşma yerine onun ayakları dibine böcek olarak gelir. Toplumsal değişim mi bireysel değişim mi? Toplumsal kurallar, sistemin zorlayıcılığı, birey olmanın yarattığı kaos… Gregor Samsa’nın daha anlatacakları varmış meğerse…

“Bu şehir adamı delirtir!” İstanbul’da kimbilir kaç kişiden duydum bu cümleyi. Ya bir deli hazır olarak gelir ve hatıralarına İstanbul’u da katmak isterse. Poprişçin’den söz ediyorum, şu Gogol’un ünlü eseri Bir Delinin Hatıra Defteri’nin baş kahramanından… Kafası biraz karışık olsa da anlatıcının sorularına içtenlikle yanıt vermiş.

Pablo Ibbieta neden öldü, nasıl öldü? Vicdan, toplum, sisteme direniş… Sartre’ın kahramanı anlatıyor…

Tamina ve anlatıcı, benzer korkular, benzer arayışlar ve benzer acılar içinde karşılaşır. Yoksa Tamina anlatıcı, Anlatıcı Tamina mıdır? Kimbilir. Tamina, Milan Kundera’nın Gülüşün ve Unutuşun Kitabı’ndan bir kahraman…

Çevremizde bir şeyleri anlatan, planları olan, dünyayı kurtarma ahkamları kesen ama sonra baktığınızda olduğu yerde sayan “gereksiz adam” olduğunu düşündüğümüz kişiler var. Turgenyev’in Rudin eserinde anlattığı gibi, Anlatıcı’nın Ahmet adındaki arkadaşı gibi. Ahmet, Rudin’e dönüşmüştür. Rudin belki de biziz.

Faust, yaşantısını yeniden şekillendirmek için ruhunu şeytana satmak için bula bula İstanbul’u bulmuş, inanabiliyor musunuz? Goethe’nin amacı neydi ki onu bu yüzyıla göndermiş? Kimbilir…

Anna Karenina, şüphesiz Tolstoy’un adını dünya edebiyatına kazıyan eserlerden biridir. Evlilik ve çarpık ilişkileri dönemin koşullarına göre gerçekçi bir şekilde yansıtmıştır. Anna, tren istasyonunda intihar kararını aldığında onu izleyen bir çift gözü fark eder. Anlatıcıya yakalanmıştır ve ölüme gitmek için beklediği son treni de kaçırmıştır.

İlk yayınlandığı gün 55.000 adet satılan bir kitap desem Nana için, bu tiyatrocu kıza nedir bu coşku, diye düşünebilirsiniz. Belki de fazlası vardır, anlattıkları ile ne kadar çok şey biriktirdiğini görebilirsiniz, anlatıcıyı bile şaşırtan cümleleri ile.

Cemile, Cengiz Aytmatov’un ünlü eseridir. Anlatıcı Cemile’yi ve birlikte kaçtığı yasak aşkı Danyar’ı bir galeride görür. Cemile galeride bulunan her bir tabloda onu anlatan resimlerin arkasındaki gerçekleri dile getirir.

Ya Alice, Harikalar Diyarı dururken anlatıcının düşlerine nasıl girmeyi başarmıştır? Pollyanna, Türkiye’deki insanlara “Polyannacılık” öğretmek için yazarı tarafından gönderildiği halde bu görevi neden yapmak istemez ve bundan nefret eder?

Ülke gündeminde yer alan konu başlıklarını yazarlar, kitapları ve kitapların ana kahramanları üzerinden irdeleyen Aysel Sağır, çok akıcı bir anlatım ve ilginç, etkileyici bir hayal gücüne dayanan kurgu ile okuyucuya aktarmaktadır. Keyif almamın yanı sıra birçok ilginç bilgi de öğrendiğim, beni tatmin eden bir eser oldu.

Karşılaşmalar
Aysel Sağır
Herdem Kitap
240 Sayfa,2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.