Kalbimde Bir Yara Bozcaada

9 Üslup
10 Akıcılık
7 Kapak
9 Fiyat
8.8
Dilek Özcan diğer yazısı

“Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda;

Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;

Her şey söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum “ diyen Orhan Veli, “Kalbimde Bir yara Bozcaada” kitabını okusa, bize “tam da buydu anlatmak istediğim “ der miydi acaba?

Bazı kitapları incitmekten korkarsınız, onları bakınca gözleriniz hafif dolar, ellerinizle hafif okşarsınız kapağını, gülümsersiniz… Bu kitap da ‘bence’ öyle, inci narinliği ve zarafetinde bir kitap.

Kitabımızın kahramanı Rüzgar, dedesini çok seven ve tatillerde Bozcaada’ya gelip onunla yaşayan bir çocuk. Çocukluğun verdiği merak ile dedesinin yıllardır içinde taşıyıp onu günden güne bitiren sırrını öğrenir.

bozca2“Dafne”dir bu sır. Bir Rum kızı. İlk ve son aşkı Mehmet Dedenin. Darbe döneminde çıkan ayaklanmalar ile Rumlara karşı oluşan tepkiler sonucunda ailesi ile Atina’ya gitmek zorunda kalan Dafne, uzun bir süre mektuplaşarak Mehmet Dede ile görüşmeye devam eder. Ne zaman ki Mehmet Dede evlenir bir daha mektup yazmaz.

Ancak birbirlerine verdikleri söz gereği neredeyse her gece Mehmet Dede onunla en son görüştüğü yerde, Ayazma’da, denize bakarak onu düşünmeye ve hayalinde onunla dans etmeye devam eder.

“Stok alo Dafne mu (Güle güle Dafnem), seni ömrümün sonuna kadar bu adada bekleyeceğim”.

Mehmet dede, çok hastadır. Ölmek üzeredir. Rüzgar ve Mehmet dedenin arkadaşları, bu yaşlı kalbin son kez sevinçle atması için Dafne’yi bulmaya karar verirler.

bozca3“Dafne’ye mektup yazacağız. Belki cevap vermez. Dediğiniz gibi çoktan ölmüştür. Ölmemişse Aydo Amca’nın dediği belki evlenmiştir ve cevap vermek istemez. Her şeyi unutun. Mektup gelirse dedeme gösteririz, dedem mutlu olur, hastalığını unutur, yaşamak için bir nedeni olur…”

Bozcaada halkının sıcaklığını, yardımseverliğini, hangi dilden hangi dinden olursa olsun, birbirlerine sahip çıkışını da okuyorsunuz bu narin kitapta.

Kitabı okurken bir sinema filmini izliyormuş gibi zihninizde canlandırıyorsunuz. Sanki tüm karakterler odanıza geliyor ve siz, denizin kokusunu içinize çekiyorsunuz. Yazar Tolga Aydoğan’ın senarist olduğu da göz önüne alınırsa bu durum çok şaşırtıcı gelmiyor. Sözcükler sahne alıyor okurken…

Kimi zaman Rüzgar ile Bozcaada’yı keşfe çıkıyorsunuz, kimi zaman Aydo’nun kafesinden denizi seyrediyorsunuz.. Çoğu zaman ise Mehmet dedenin aşkını içinizde hissedip hüzünleniyorsunuz…

bozca4Kitabı okurken “aşk” gerçekten sonsuz mudur, insan “aşk” uğruna susabilir mi, “aşk” ile ne kadar bekler imkansızı, diye düşünebiliyorsunuz.

Kitap içinize ılık ılık akıyor…

Şşşş sessiz olun, Mehmet dede güzel uykusundan uyanmasın…

“Hani sana geçmişte Ayazma’da otururken elime bir mızıka alıp neşeli şarkılar çalardım. Yine yapacağım Dafnem. Belki bu sefer geçmişteki gibi neşeli olmayacak, hüzünlü ve eksik melodilerle sesleneceğim karşı kıyıya… Sen benim melodilerimi duyup gözlerini kapatıp uykuya dalacaksın. Belki beni göreceksin düşlerinde…”

 

Kalbimde Bir Yara Bozcaada
Tolga Aydoğan
Minval Yayınları
224 sayfa, 2014

1 Yorum

  • Yürekten dökülen yazılarınızın ve bu güzelliklerim devamını diliyorum Sayın Hocam. Yürek güzel kelimeler güzel haliyle kalem de güzel…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.