Işığı Arayanların Karanlık Yanı

Işığı Arayanların Karanlık Yüzü
9 Üslup
10 Akıcılık
6 Kapak
8 Fiyat
8.3

En sevdiğim, en gerçek bulduğum (yüreğime göre), bilgileri yazan, yazarlar ve kitaplar sıramda yine en önemli, değerli bulduğum bir isim var; Debbie FORD! ( Ruhu ışık ve nur olsun )
Gölgemizi bastırmaya çalışmak yerine, yüzleşmekten en çok korktuğumuz şeyleri ortaya çıkarıp sahiplenmemiz ve benimsememiz gerekir. “Sahiplenmek” derken, o niteliğin si­ze ait olduğunu kabul ve tasdik etmeyi kastediyorum. “İpuç­larını elinde tutan gölgedir,” der, spiritüel öğretmen ve yazar Lazaris.

“Gölge aynı zamanda değişimin, sizi hücresel düzey­de etkileyebilecek değişimin, ta DNA’nızı etkileyebilecek de­ğişimin sırrını barındırır.” Gölgemiz bizim kimliğimizin özü­nü barındırır. O bizim en değerli armağanlarımızı barındırır. Bu veçhemizle yüzleşerek, muhteşem bütünlüğümüzü -iyi ve kötüyü, karanlık ve ışığı- deneyimlemekte özgür oluruz. Tüm benliğimizi kucaklayıp benimseyerek bu dünyada yapa­cağımız şeyi seçme özgürlüğünü kazanırız. İçimizde olanı gizlemeyi, maskelemeyi ve onu dışarı projekte etmeyi sür­dürdüğümüz sürece, olma ve seçme özgürlüğüne sahip ola­mayız.

Gölgemiz bize öğretmek, yol göstermek, ve tüm benliği­mizi vermek için mevcuttur. O bizim ortaya çıkarıp araştıracağımız bir kaynaktır. Bastırmış olduğumuz hisler umarsız bir biçimde bizimle bütünleşmek isterler. Onlar sadece bastı­rıldıklarında zarar verici olurlar: o zaman en uygunsuz an­larda birden ortaya çıkabilirler. Sinsi saldırılan sizi yaşamı­nızın en önemli ve anlamlı alanlarında engelleyip köstekle­yebilir.

Siz gölgenizle barıştığınızda yaşamınız dönüşüme uğra­yacaktır. O zaman tırtıl nefes kesici güzellikte bir kelebeğe dönüşecektir. O zaman artık olmadığınız biri gibi görünmek zorunda olmayacaksınız. O zaman yeterince iyi olduğunuzu kanıtlamak zorunda olmayacaksınız. Gölgenizi kucaklayıp benimsediğinizde, artık korku içinde yaşamak zorunda olma­yacaksınız. Gölgenizin armağanlarını bulun, o zaman en sonunda gerçek benliğinizin tüm ihtişamı içinde mutlu olabilir­siniz. O zaman hep arzuladığınız yaşamı yaratma özgürlüğü­ne sahip olabilirsiniz.

Debbie FORD ‘un yaşamı da zorlukları, derinleri ve problemleri ile aydınlanmaya doğru onu itmiştir. Farındalığını farkettikçe dnüşümünü yaşamış ve ışığı hepimiz için yanmaya devam etmektedir.

Debbie Ford kimdir?
Uyuşturucu kullanırken bir gün Deepak Chopra’yı dinleyip, bütün hayatını değiştiren kişidir.
Kişisel dönüşüm konusunda uluslararası alanda kabul görmüş bir yaşam koçuydu.
Florida’da doğup büyüyen Ford, bu dönemde kendisini daima olduğundan daha büyük gösteren, kıskanç, hasetlik duygularında, çevresini sorgulayan asi bir kişilik olarak anlatmıştır. Debbie Ford, küçük yaşlardaki tatminsizliği ve mutsuzluğunun kendini geleceğe hazırladığını düşünürdü.. 30’lu yaşlarına kadar üniversiteye gitmedi. Psikoloji üzerine yazıları okumayı seven Ford, eğitim hayatına dönmeye karar vererek psikoloji eğitimi aldı.

Debbie Ford’ a göre: onaylamadığımız ya da korktuğumuz yanlarımızdan oluşan gölgemiz bizi amaçlarımıza erişmekten, arzuladığımız başarı ve yeterlik düzeyine gelmekten alıkoyuyor. Gölgelerimize ışık tutup kucak açtığımızda ise onlar en önemli işbirlikçimiz haline dönüşüyor. Kendimize özgü gücümüzü açığa çıkarıyor, tutkularımızın ve dehamızın zincirlerini kırıyor.

“Sahiplenmek” şifa bulma ve sevdiğiniz bir yaşamı yaratma sürecinde gerekli bir adımdır. Biz sahiplenmediğimiz şeyi benimseyemeyiz. Eğer tüm potansiyelinizi tezahür ettirmek istiyorsanız, yadsıdığınız, gizlediğiniz ya da başkalarına projekte ettiğiniz yanlarınıza yeniden sahip çıkmak zorundasınız.

Zaman ayırıp neyi sahiplenmek istemediğinizi düşünün. Bir şeyi sahiplenmeye karşı direnç hissettiğinizde, onu atlayıp geçmeyin. Bu direncin nereden geldiğini görebilene dek araştırın. Hangi yargılarda bulunduğunuza dikkat edin. O özelliği sergilediğiniz zamanları yazın. Eğer dikkatinizi bir başkasının hoşlanmadığınız bir veçhesi üzerinde topluyorsanız, bunun sizin de o aynı veçheye sahip olmanızdan kaynaklandığını hatırlayın.

Siz eski yaralara tutunduğunuzda, yola o yükü taşıyarak devam edersiniz.

Ne güzel bir cümle, affetmek ile ilgili önemsediğim bir cümledir bu…!
Özgürleşin, özgürleştirin kendinizi, ruhunuz özgür iken onu kısıtlayan ve tutunan egonuzu beslemeyi bırakın. Yolun içerisinde yürürken adımlarınızı hissedin. Keyfine varın o anın..

Bazen bir özelliği sahiplenmek için kendinize ya da başkalarına karşı duyduğunuz öfke birikimini boşaltmanız gerekir. İnsanlar sık sık, bana kendilerine karşı öfke duymalarının uygun bir şey olup olmadığını sorarlar. Ben her ne hissediyorsanız onu hissetmeniz uygundur diye yanıtlarım. İçinizdeki her şeyi hissetmenize ve ifade etmenize izin verin. Kendinizi gerçekten sevebilmeniz için, kendinize ve başkalarına karşı şefkat duyabilmeniz için tüm bu olumsuz duygu birikimini boşaltmanız gerekir. Siz duygularınızı sağlıklı bir biçimde ifade etmeyi hak ediyorsunuz. Duygularınızı ifade etmenin uygun olmadığı tek zaman bir başka kişiyi incittiğiniz zamandır.

Geçmişinizden bilgelik ve özgürlük kazanabilmek için yaşamınızda vuku bulmuş tüm olayların sorumluluğunu üst­lenmelisiniz. Sorumluluk üstlenmek kendi kendinize, “Bunu ben yaptım,” diyebilmek anlamına gelir. Dünyanın size bir şeyler yapması ile sizin kendinize bir şeyler yapmanız ara­sında büyük bir fark vardır. Yaşamınızda vuku bulan olayla­rın ve bu olayları yorumlayışınızın sorumluluğunu üstlendi­ğinizde, siz bir çocuğun dünyasından çıkıp bir yetişkinin dünyasına girersiniz. Yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın sorumluluğuna sahip çıkarak, “Neden ben?” yaklaşımını, “Bu benim başıma geldi, çünkü benim bir dersi öğrenmem gerekiyordu. Bu benim yolculuğumun bir parçasıydı,” yakla­şımına dönüştürebilirsiniz.

Nietzche’ye göre, geçmişimizin yok olmasını dilemek, kendimizin yok olmasını dilemektir. Geçmişimizle uzlaşıp barışana dek hayatımızı belli bir yönde yönlendirmek nere­deyse olanaksızdır. Hayatımızda vuku bulan her önemli olay dünyaya ve kendimize bakışımızı değiştirir. Tüm geçmişimi­zi yeniden gözden geçirmek, genelde, başedilemez bir şey olarak görülebilir. Ama, o sürecin gerekli bir parçasıdır. Geç­mişimiz yol gösteren ve öğreten bir nimettir ve o olumsuz olduğu kadar çok olumlu mesaj da taşır.

Aslında tüm kitabı ve daha bir çok cümleyi yazasım var ama en kısadan bu kitabı alın okuyun derim. Hatta arada bir açıp yeniden okuyun..
Son olarak kitapta kendi ile ilgili bir bölümü aktarmak isterim.

“Acımız bizim en büyük öğretmenimiz olabilir. O bizi kendi başımıza asla gitmeyeceğimiz yerlere götürür. Kaç in­san, ruhunun yolculuğunu bulup gerçekleştirebilmek için yirmi yılını acı çekerek geçirmeyi seçer? Eğer ben o kadar çok acı çekmeseydim, hâlâ Miami Plajı’nda bir yarış teknesi­nin güvertesinde zil zurna sarhoş bir halde güneşlenerek kendimden söz ediyor olabilirdim. Olumlu ve olumsuz her şey beni bugün bulunduğum yere getirdi. Şimdi sahip oldu­ğum şeye sahip olabilmek için tüm o acıyı tekrar çekmeyi seçer miydim? Yanıtım evettir! Ben geçmişimi ve çektiğim tüm acıları kutsuyorum. Ama, karanlığımı kucaklayıp benimsemeden önce ondan nefret ediyordum. Çektiğim acıya içerliyor, ve acı çekmez görünen insanlara da içerliyordum. Eylemlerimin sorumluluğunu kabul etmem uzun bir zaman aldı. Hiçbir şeyin sorumluluğunu almamak için çok uğraştım. Ancak hayatımın daha yüksek bir versiyonuna bakma­ya hazır olduğumda Tanrı’nın bana bir şey öğretmeye çalıştı­ğını ve ancak o karanlıktan geçersem bulabileceğim özel bir armağana sahip olduğumu idrak ettim. Bugün -gitmem gere­ken yere gidebilmek için neyin gerekli olmuş olduğunu öğ­renmek üzere- geçmişimde vuku bulmuş her olayın tüm so­rumluluğunu almaya çalışıyorum.”

İşte böyle diyordu, 57 yaşında ölen ve yıllardır dünyaya ışık saçan Debbie Ford.
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak için denemediği yol kalmamış, ta ki Deepak Chopra’yı dinleyip, ondan etkilenene kadar…
Kendi huzurunu buldu ve tüm dünyaya o huzurdan yaymaya çalışmıştır. Hatta rahatsızlığının (Kanserin çok nadir görülen bir türüne yakalanmasına rağmen) son gününe kadar yılmamış ve bu yolda çalışmalarını devam ettirmiştir.

Işığı Arayanların Karanlık Yanı
Debbie Ford
Akaşa Yayınları
216 sayfa, 2001

diğer yazısı Gülay Şahin

Cesur Yeni Dünya

“Mutluluk ve erdemin sırrıdır -yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.