İntikam Almayı Kendine Aşkla Maske Etmiş Bir Kadının Hikayesi: Parla

Parla
8 Üslup
8 Akıcılık
10 Kapak
10 Fiyat
9

Kadın intikam almaz,erkeğin kendi kendini cezalandırmasını sağlar.

Tunç İlkman, edebiyatımıza yeni bir soluk getirmeye kararlı gibi görünüyor. “Herkesleşme” romanında olduğu gibi “Parla”da da yazım tarzını çözmemiz biraz zaman alıyor. Anlaşılması kolay bir dili var gibi görünse de sadeliğinin altında sakladığı karmaşık durumlar söz konusu.

Kendini tanımaya çalışan bir genç Güney. Aşk nedir, pek bilmiyor. Arayış içinde olmadığından mıdır bilinmez, yolu Parla ile kesişiyor. Gündelik aşkların yüzeyselliğinin aksine, Parla yapışıyor Güney’in yakasına. Tutkusunu doruklarda yaşıyor. Öyle ki Güney’in işten döndüğü bir gün şu sözlerle açığa vuruyor kafasındaki heyezanlı ve saplantılı düşünceleri:

“Bensiz başına bir şey gelecek diye korkuyorum. Yanlışlıkla benden başka birini güzel bulup başın benim olmayan bir omza düşebilir. Bundan ödüm kopuyor.”

İlişkiyi aşka götüren elbette tutkudur. Ama her şeyde olduğu gibi aşkta da fazlası zarar getirmez mi hissedene?
Güney’in de canına tak ediyor bir süre sonra. İnsanoğlu işte; hem sevilmek istiyor hem de üzerine fazla gidilince bunalıyor. Acaba Güney’in sıkılması mı, yoksa Parla mı normal değil?

Büyük bir gayretle cesaretini toplayıp ayrılmak istediğini söyleyen Güney, adeta bombanın pimini çekip kendi kucağında bekletiyor. İşte o gün aslında kadınların aklını hafife almamayı öğreniyor. Parla bir hışımla onu uçurumun kenarına götürüyor. Mecazi değil gerçekten de gidiyorlar. Uçurumun kenarında dengesini zor koruyan Parla, bir kez daha duymak istiyor Güney’in ayrılmak istediğini.

Ayrılmak mı zor yoksa ölüm mü? Yoksa sevmediğin biriyle ölmesin diye beraber olmak mı?

Güney bu sorularla ilgili zihnindeki kelimeleri sese dönüştüremeyen Güney, sorgu odasındaki polislere anlatmaya çalışıyor kendini. Kendi bile bilmezken cevapları, başkasına nasıl anlatsın.
Parla’ya ne oldu? Güney ne yaptı? Şimdi neredeler? Bu soruları soruyor olabilirsiniz. Ben de size soruyorum, siz olsanız ne yapardınız: ölüm mü, ayrılık mı?

“Parla” kendini okuyanda kafa karışıklığı yaratıyor. Romandaki geçişler arasındaki mesafe çok uzun. Tam olaya odaklanmışken günümüzde başka bir ortama dönülüyor. Yazarın da hakkını yememek lazım; kafanızı, kullandığı kelimelerle karıştırırken, aynı anda da aşkın azizliğine uğrayan sözlerle dolduruyor.

“Aşk bencilliktir sevgili dostum. Seni olmadığın biri yapar , aşk. Gözün başka bir şey görmez olur. Varsa yoksa içindeki o haylaz duygu. Bir onu memnun etmeye uğraşırsın. Doğru-yanlış tartmadan, yalnız ona hizmet edersin. Aşk, sevgili dostum, insanı kendinin kölesi yapar.”

Parla
Tunç İlkman
Olimpos Yayınları
176 Sayfa, 2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.