İntermezzo

İntermezzo
8 Üslup
8 Akıcılık
10 Kapak
7 Fiyat
8.3
Gamze Gökdağ diğer yazısı

Fikret Adil, 1901 – 1973 yılları arasında yaşamış İstanbul’un bohem hayatını konu alan birçok kitap kaleme almıştır. Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan Asmalı Mescit 74 bunların ilkidir. Avare Gençlik, Garden Bar Geceleri ve Beyaz Yollar Mavi Deniz de aynı yayınevinde yer almaktadır.

Peki, yazar kimliği dışında kimdir Fikret Adil?

Sanat dünyasında yalnızca romancılar veya yalnızca ressamlarla alakadar olan değil de birbirinden farklı alanlardan dostlar edinen, bu dostlarını birbirleriyle alakadar eden, dostlarının üretici olmalarında ön ayak olan, aslında daha kısa bir şekilde şöyle diyebiliriz, çağımız sanat/sanatçı anlayışından uzak, olması gerekeni söyleyen değil yapan bir dosttur, candan bir insandır. Ben bu dostluğa İntermezzo kitabı ile tanıklık ettim.

İntermezzo, sanat ve sanatçıların bohem hayatlarını, ilişkilerini anlattığı kısa bir öykü kitabıdır. Kısa bir öykü olmasının yanında gerçekliği yüksek, yazarın kendi ağzından anlattığı, renklerin birbirine karıştığı bir tablo, aynı tablonun sağında solunda yazan şiirler, romanlar, tabloya bakarken kulağınıza çalınan bir müzik, tablonun hemen yanında bir heykel…

Fikret Adil okumak bir zenginliktir.

İntermezzoTavuskuşu tüylerini birbirinden güzel renkleriyle nasıl sergiliyorsa Adil’in hayatı da böyle sergileniyor. Anlatılanlar bohem, bahardan çok sonbahar ayındaymışsınız gibi hissettiren şeyler olsa da bu sanatsal zenginlik capcanlı kalıyor akılda.
Fikret Adil az tanınan, yeni nesil kitaplıklarında, çok satanlar arasında göremediğimiz o kıymetli yazarlardan. Yani hak ettiği itibarı göremeyengillerden.

Sanat dünyasının artistlerini yazdığı intermezzo kitabında okur kendini sandalyesine yaslanmış kahvesini yudumlayıp kontrol bende rahatlığında zannederken hiç ummadığı anda yaramaz bir çocuk gibi okurun sandalyesini çekiyor, Adil. Bitirdikten sonra bile kahramanlarını düşündüren; “Acaba Pappas, Tina ne yapıyordur?” diye düşündüren canlı bir anlatıma sahip.
“Gitmiye, kopmıya” gibi ifadelerle dönemin üslubuna ait yazı diline sadık kalınmış ve bu rahatsız etmek şöyle dursun, okuru kitabın içine daha da çekiyor.

Ya o Önsöz? Sadece önsözü için bile olsa okunmalı. Neden mi? Buna yanıt olarak; aslında bildiğimiz ama farkına varmadığımız bir durumun Hüsamettin Bozok tarafından nasıl da güzel, doğru bir tespitle dile getirildiğini anlatmaya kendi cümlelerimle yeterli gelemeyeceğim için sözün sahibiyle aktarıyorum.

Hüsamettin Bozok diyor ki : “Batı dünyası, uygar ülkeler bu sorunu çoktan çözümlemiş görünüyorlar. Picasso Eluard’ın dostudur. Eluard Şarlo’nun, Şarlo Lifar’ın… Bu düşsel liste istenildiği kadar uzatılabilir. Demek istediğim şu: Bir romancı bir ressamla, bir aktör bir heykeltraşla, bir müzikçi bir sinemacı ile sadece merhabalaşmakla kalmazlar. Ortak çevreleri vardır, birbirlerinin uğraşları ile ilgilenirler. Birbirlerinden etkilenir ve öyle yaratma eylemini başarırlar.

Bizde öyle mi ya? Örneğin, bütün bir kış konser salonlarını izleyin, kaç şairimize romancımıza, ressamımıza rastlayacaksınız? Ilk açılış günlerinde 3 -5 ahbap görmek. bir iki kadeh içki içmek zevki de olmasa sergilerimizde kaç tiyatrocu, sinemacı, müzikçi göreceksiniz? Şairlerin, hikâyecilerin ve romancıların yazdıklarını da öteki sanatçılar pek okumazlar. Bizde herkes kendi dar çevresinde kendisiyle aynı uğraşı sürdüren küçük yaratıklarla birlikte yaşayıp gider. Onun için de sanatımız durmadan açık verir, çok noktalarda da güdük kalır.”

Fazla söze ne hacet? Okuyun, okutun.

İntermezzo
Fikret Adil
Sel Yayınları
100 sayfa, 2015

3 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.