Homo Deus

Homo Deus
8 Üslup
8 Akıcılık
8 Kapak
8 Fiyat
8

Yazar ilk kitabı Sapiens ile, yaklaşık 13,5 milyar yıl önce madde, enerji, zaman ve uzayın ortaya çıkışını sağlayan Big Bang’ten günümüze kadar geniş bir tarihi gözler önüne sermişti. Homo Deus’ta ise insanoğlunun yarını konusunda çeşitli öngörülerde bulunuyor.

Yazar, kitabı oluştururkenki amacını ve yöntemini kısaca; “geriye dönüp Homo Sapiens’in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din haline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemek” şeklinde tanımlıyor.

Yazar, bundan önceki dönemlerde insanoğlunu meşgul eden üç temel sorun olan kıtlık, salgın ve savaşların nispeten kontrol altına alındığını belirtirken; bundan sonraki dönemde bunların yerine, ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık meseleleri ile uğraşacağını öngörüyor.

Kısaca değinecek olursak; ölüme, çözülmesi gereken teknik bir sorun olarak bakacak olan insanoğlunun bunu kısa vadede yapamasa da ölüm yaşını iki katına çıkarabileceği öngörülüyor. Sürekli mutluluk için Homo sapiensin biyokimyasıyla oynayıp yeniden tasarlanması gerektiği belirtiliyor. İnsanın tanrısallaşması aşamasında ise, biyoloji mühendisliği, siborg mühendisliği ve organik olmayan varlıkların mühendisliği yardımıyla, insan bedeninin genetik kodunun baştan yazılacağı, beynindeki devreleri yeniden bağlanacağı, hatta yeni uzuvlar, biyonik eller, yapay gözlerle insan bedeninin birleştirebileceği ihtimalleri üzerinde duruluyor. İnsana fiziki ve beyinsel bir takım özellikler kazandırılarak, sürümleri yükseltilmiş bir süperinsan elitine dönüştürme gibi bir süreçten bahsediliyor.

İnsanlar, sağlık, mutluluk ve gücün peşinde bir bir özelliklerini değiştirecekler, ta ki artık insan olmadıkları güne dek.

Kitabı, Sapiens’in dünyayı nasıl fethettiği, nasıl anlamlandırdığı ve nasıl kontrolü kaybettiği şeklinde üç bölüme ayırıyor yazar.

Sapiens’in dünyayı fethi kısmında; insanoğlunun diğer hayvan türlerinden sıyrılıp dünyaya hükmedebilmesinin asıl nedenini kalabalık gruplarla bile esnek işbirliği yapabilen tek tür olması ve anlam örgüsü kurabilme yeteneğine bağlıyor.

Homo DeusSapiens’in dünyayı nasıl anlamlandırdığı kısmında din kavramı, bilimle ilişkisi, ekonomik büyüme, kapitalizm, ekolojik sorunlar ve hümanist devrim konularına değiniyor. Liberalizm, sosyalizm, komünizm, kapitalizm konularını insanlığın gelişim süreci ile ilişkilendirerek değerlendirebiliyorsunuz.

İnsanoğlunun kontrolü kaybetmesini de hümanizmin, geleceğin dinleri olarak öngördüğü tekno hümanizm ve veri dini (dataizm) tarafından sona erdirilmesine bağlıyor.

Tekno hümanizm, Homo Sapiens’in tarihsel görevini yerine getirdiğini ve gelecekte bir yeri olmadığını onaylarken, daha üstün bir insan modeli olan Homo Deus’u yaratmak için teknolojiyi kullanmamız gerektiği sonucuna varır. Dataizm ise, insan dahil tüm organizmaları biyokimyasal algoritmalar olarak değerlendirerek, elektronik algoritmalar tarafından sırrının çözülebileceğini öne sürer.

Tanrıların insanların hayal gücünden başka bir yerde varolmadığı aşikar.

Yazar; “Tanrı’nın yerine insanı koyan” bazı hümanist çevrelerden veya Tanrı’nın olduğuna dair herhangi bir delil bulamayan biliminsanlarından referanslar vererek Tanrı’nın insanın hayalgücünden ibaret olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da ruh, benlik, bilinç gibi kavramların bulunmadığının ispatlandığını öne sürüyor. Dolayısıyla gelecek öngörüleri de bu yönde şekilleniyor.

Bunun yanında, ilginç istatistiki bilgiler, bilimsel veriler, tarihi anekdotlar, biliminsanlarının yaptığı deneysel çalışmalar, yaşambilimcilerin ve filozofların düşünceleri ile desteklenmiş doğruluğunu yadsıyamayacağınız çok önemli bilgilerin de yer aldığı dolu dolu bir kitap. Ayrıca günümüzde ileri teknoloji alanında çalışmalar yapan uluslar arası şirketlerin çalışmalarından örnekler vererek, teknolojinin geldiği son nokta konusunda bir fikir vermeye çalışıyor.

Tanrı’nın, ruhun, bilincin olmadığı, organik olmayan algoritmaların her şeyi yönettiği ve insanın sürümü yükseltilmiş organik algoritmalar şekline dönüştüğü bir dünya, her ne kadar bilim-kurgu filmlerinde izlemesi zevkli olsa da, gerçekte olması fikri tedirgin edici ve ürkütücü geldi bana.

Bu konular ile ilgilenenler, farklı bir bakış açısı ve farklı başlıklar altında da gelecek öngörülerini okumak isterlerse; bir tıp doktoru ve fütürist olan Patrick Dixon’un ‘Gelecek 100 Yıl’ isimli kitabını da edinip okuyabilirler. Homo Deus’ta bana göre yeterli ele alınmayan çevre problemleri, nüfus artışı problemleri bu kitapta farklı açıdan değerlendirilmiş. Ayrıca Dixon, yeni bin yılın ilk evrelerinde ruhani duruşa karşı giderek büyüyen bir açlık duyulmasını öngörürken ve daha insancıl bir gelecek düşünürken; Harari, Tanrı’yı çoktan öldürmüş, tanrının yerine insanı koyan hümanizmi de yok etmiş, ruhsuz, inançsız, duygusuz, bilinçsiz bir algoritmalar dünyası fotoğrafı çıkarmış karşımıza.

Hayat görüşünüz veya inançlarınız ne olursa olsun, nihayetinde kitap okunmaya değecek nitelikte bana göre. Hem farklı bakış açısı ve farklı inançlara sahip yazarlar tarafından yazıldığı, hem de farklı konu başlıkları ele alındığından birbirini tamamlayacağı düşüncesiyle diğer kitabın da beraberinde okunması gerektiğine düşünüyorum.

Homo Deus
Yuval Noah Harari
Kolektif Kitap
453 sayfa, 2016

diğer yazısı Huriser Balcı

Kule Canbazı

Ne çocukluğunda oyuncak konusunda sıkıntı çektiğinden, ne de aşırı oyuncaklara boğulduğundan… Bunlar...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.