Guy de Maupassant’ın 43 yaşında, henüz hayata gözlerini yummadan önce 1890 yılında tamamladığı eseridir. Türkiye’de ilk kez Sel Yayıncılık tarafından çevrilmiş ve KlasikSEL serisinden çıkmıştır. Konusu itibariyle; kadın-erkek ilişkisinden, sanatçı ve sosyete ortamlarına varana kadar dönemin Paris’ini hayalimizde canlandırıyor. Maupassant’ın yazdığı romanların yanısıra o bir anlamda kendine has ekol oluşturmuş bir yazardır. 1850 yılında Miromesmil şatosunda doğmuş ve Normandiya bölgesini, oranın yerlilerinin yaşantılarını yakından tanıma fırsatı bulmuştur.

Maupassant, Natüralizm akımına bağlı kalarak eserlerini vermiştir. Hikaye alanında Fransa’nın öncülerinden kabul edilir. Yazarımız eğitim ve savaş dönemlerinin ardından 1871 yılında yazarlık hayatına başlamıştır. Bu dönemde özellikle annesinin arkadaşı olan Flaubert’in etkisinde kalmıştır.Flaubert sayesinde dönemin birçok ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı bulmuştur. Onun Maupassant’a kattığı sadece bununla kalmamış, onu roman ve hikaye yazmaya resmen zorlamış ve gerçek Maupassant olmasına yardımcı olmuştur. 1880’den 1891’e kadar olan dönem Maupassant’ın yazarlık hayatında en verimli dönemleridir.

Aşklarımız adlı eser aşkları,tutkuları ve yaşamlarıyla 19. yüzyıl kadınlarının karekteristik özelliklerini ortaya koyar. Bu eser kısaca ‘modern kadın’ın doğuşudur. Romanda, yüksek sosyete güzeli, ayrıca kendi deyimiyle, koket olan Madam de Burne ve ona aşık, genç Andre Morille’nin hikayesini anlatmaktadır. Kadının hali, tavrı ve zavallı adama karşı davranışları beni yer yer sinirlendirse de ona da hak vermediğim değil. Sonuçta başından istemediği ve zorlu bir evlilik geçmiştir, belki de erkeklere karşı aldığı tavır bu yüzden böyle şekillenmiştir diye düşündüm. Fakat yine de zavallı Morille’ye üzülüyor insan. Adamın tam anlamıyla psikolojisi bozuluyor kadının umursamaz, egoist, soğuk , hissiz tavırlarıyla ama yine de sevmekten bir an bile geri durmuyor. Madam de Burne’yi yüksek sosyetenin, entelektüüel çevrenin bir parçası olarak görürken; Morille’yi daha 37’sinde keyfince yaşayan, sanattan hoşlanan , yazar olarak görmekteyiz. Aralarındaki ilişki kimi zaman bölük pörçük bir hal alsa da Morille onu tekrar tekrar sağlamlaştırıp yerine koyuyor ama bir taraftan da böyle yaşanmayacağının farkında. ‘Modern aşk’ ister istemez modern bir esarete dönüşüyor. Romanın sonlarına doğru Morille bir karar veriyor ve sürpriz gelişmeler meydana geliyor. Burada onlardan bahseteyeceğim. Okumalısınız !

AşklarımızKitaptan bazı alıntılar:

“Zamane erkekleri bugünün kadınlarını kendi canlarını acıtacak kadar sevmiyorlar.”

‘’Ama bir kadın yaratmasını bildiği yanılsamayla dayattığı konuma gerçekte her zaman sahip olur.’’

‘’İnsan her zaman sevemez; yalnızca sadik olur. Duyulardaki aşırı coşkunun yıllarca sürmesi gerektiğini mi sanıyorsunuz siz ? Hayır, hayır.’’

‘’ Benim anladığım şu ki, kendimizi sizin kadar anlaşılabilir kılmak için her zaman zekamıza başvurmadan önce kadınlık yapımıza başvurmalıyız. Bir erkeğin bize öncelikle sempati göstermemesiyle hiç ilgilenmiyoruz, çünkü biz her şeye duygu açısından bakıyoruz. Aşk açısından demiyorum, hayır, duygunun her şekli, belirtisi, nüansı açısından. Duygu, bize ait olan, sizlerin iyi anlamadığınız bir şeydir, çünkü duygu sizi karartırken, bizi aydınlatır. Ah, bunun sizin için çok anlaşılmaz bir şey olduğunu hissediyorum, yazık! Nihayet, bir erkek bizi seviyor ve bu hoşumuza gidiyorsa, çünkü bu çabayı gösterebilecek duruma gelmek için birbirimizi sevdiğimizi hissetmemiz zorunludur ve bu adam üstün bir varlık ise, bu zahmete katlanarak, bize her şeyi hissettirebilir, her şeyi sezdirebilir, her şeyi kavratabilir, ama her şeyi; bütün zekasını ara sıra ve parça parça bize de iletebilir. Of! Sonra genellikle silinir bu, kaybolur, söner, çünkü unuturuz, ah, unuturuz, tıpkı havanın sözleri unutması gibi. Bizler sezgili ve esinliyiz, ama değişkeniz, duyarlıyız; etrafımızı çeviren şeyler bizi değiştirebilir. Döneme, sağlık durumuma, okuduğum yada işittiğim şeye göre beni birbirinden bunca farklı kadınlar haline getiren ne çok ruhsal durum yaşadığımı bir bilseniz! Gerçekten de, hiç çocuğum yokken, mükemmel bir anne ruhuna sahip olduğum günler olduğu gibi, başka bir gün de bir yosma ruhuna sahip olurum… hem de hiç sevgilim yokken.’’

Aşklarımız
Guy De Maupassant
Türkçesi: Yaşar Avunç
Sel Yayıncılık
192 Sayfa, 2016