Her Gün

Her Gün

A.

O kendisine A diyor. Çünkü o bile kim olduğunu bilmiyor. Her gün başka bir bedene giriyor ve başka birinin hayatını yaşıyor. Asla kendine ait bir hayatı olmadı. Asla kendi annesi olmadı. Başını okşayan hiçbir baba kendi babası değildi. Şakalaştığı hiçbir kardeşinin küçüklüğünde yanında yoktu. Sevgilisi olan hiç kimseyi o seçmedi. Cinsiyetsiz. Bedensiz. Hatırasız. Sonsuz hatıralara sahip belki ama asla kendine ait anıları olmayacak. O bazen Justin,bazen Casey, bazen kız, bazen erkek.

Bebekken bu sorun değildi. Hiçbir şeyi fark etmiyordu zaten. Çocukken herkes böyle yaşıyor sanıyordu. Eğleniyordu. Aklı ermeye başladığında gerçeklerin farkına vardı. İnsanlar söz veriyordu. Ertesi gün yapacaklarından, planlarından bahsediyordu. O ise ilk başlarda itiraz ediyordu. “Yarın burada olmayacağım ki.”,diyordu.

Bundan sonraki evre kabullenme evresiydi. A artık 16 yaşındaydı. Bu işte ustalaşmıştı. Vicdanlıydı. Bir günlüğüne bedenlerine girdiği insanların hayatlarını aldığı gibi bırakmaya çalışıyordu. Bir önceki günü tam hatırlamayan bu beden sahipleri de bunun üstünde pek durmuyorlardı. A gireceği bedeni seçemiyordu. Kız olarak uyuduğu gecenin sabahı erkek olarak uyanıyordu. Saçı kısa uyuduğu, iyi bir aileye sahip olduğu, şahane arkadaşları olduğunu bildiği gecenin sabahı saçları uzun, kendisini umursamayan bir babayla,yapayalnız,intiharı düşünürken uyanıyordu.

Kimsenin hayatını düzeltmeye, güzelleştirmeye çalışmıyordu. Her sabah önce etrafına bir bakınıyor, bedenin sahibinin kişiliğini çözmeye çalışıyor sonra da onun beynindeki hatıralar erişerek tam bir günü sorunsuz geçiriyordu.

Âşık olmuyordu, bağlanmıyordu. İyi anne-babalardan sonra, özel anlarını paylaştığı arkadaşlarını her kaybettikten sonra yeterince acı çekmişti zaten.

Bağlanmayacaktı da belki,  Justin’in bedenine girmeseydi. Umursamaz, kızlara pislik gibi davranan Justin’in kız arkadaşı Rhiannon’du. Ve A Rhiannon’a âşık oldu.

Her uyandığı bedende sadece evler farklılaşmıyor, bulunduğu yerler de farklılaşıyordu. Ama olduğu bölgelerden en çok 4-5 saatlik mesafelerle uzaklaşıyordu.

Bundan sonraki günler A için bir yarıştı. Uyanıyor ve Rhiannon’a ne kadar uzakta olduğunu hesaplıyor ve içinde bulunduğu bedenin sahibinin ailesine yalan söyleyerek okulu kırıyor ve sevdiğini görmeye gidiyordu. Her bedende ona yaklaşıyor, kız ya da erkek onun kendisini fark etmesini sağlamaya çalışıyordu.

Bu yetmedi. Rhiannon’a kendisinin nasıl bir varlık olduğunu, onu ne kadar çok sevdiğini, aşkın görüntüyle ya da diğer etkenlerle değil sadece ruhla ilgili olduğunu ona göstermeye çalışacaktı.

Bir şeyler ters gitti. Başka bir şeyler ise yolunda gitti. Her şey karmakarışık oldu. Sıradanlık, monotonluk geride kalmıştı. Artık heyecan,aşk,endişe,umut ve umutsuzluk vardı.

Bir günde bitirdiğim, elime alır almaz kapıldığım bir romandı. Tek isim Tek kader kitabını beğenmeme rağmen David Levithan bu kitabında çok iyi iş başarmış. Öyle bir finali vardı ki bunu ancak A düşünebilirdi , diyorsunuz. Şiddetle tavsiyemdir !

Kitap Açıklaması 

Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık. Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu hayat. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.

“Yepyeni, eşsiz, komik ve canınızı acıtacak kadar dürüst. Levithan, insanın kendisi gibi hissedememesi ve nereye ait olduğunu bilememesine dair ikilemi müthiş bir şekilde kaleme almış. Bu kitabı okumakla kalmadım, âdeta içime çektim.”
-Jodi Picoult, #1 New York Times çoksatan yazarı-

“Levithan, okuyucuları ele geçirecek, karşı konulmaz bir eser yaratmış… Her Gün, bir üslup denemesi ve hayal gücü deneyi…”
-Booklist-

A’nın arkadaşı yok. Ebeveyni yok. Ailesi yok. Mülkü yok. Evi bile yok. Çünkü her gün başkabirinin bedeninde uyanıyor. Her sabah farklı bir yatak. Farklı bir oda. Farklı bir ev. Farklı bir hayat. Rhiannon’la tanıştığı anda ona âşık olan A için, gece çöktüğünde her şey sona ermiştir. Çünkü hiçbir zaman bir insanın bedenine ikinci kez girememektedir. Ancak A, genç kızı aklından çıkaramayınca ve Rhiannon onun yaşama sebebi haline gelince her gün, farklı hayatlar yaşamış farklı bedenlerde ona geri dönmeye çalışacaktır. Bir de onu aşkına inandırmaya…
-New York Times çoksatanı

 

-School Library Journal, 2012’nin En İyi Gençlik Kitabı

-Kirkus Reviews, 2012’nin En İyi Gençlik Kitabı

-Booklist, 2012’nin En İyi Gençlik Kitabı

-Amazon, 2012’nin En İyi Kitabı

-Barnes & Noble, 2012’nin En İyi Kitabı

-2012 Cybils Genç Blogger’ların Edebiyat Ödülü Finalisti

-YALSA, 2013’ün En İyi Gençlik Kitapları Seçkisi

-Amerikan Kütüphaneler Birliği, 2013’ün En İyi Gençlik Kitabı

-2013 Lambda Edebiyat Ödülü Finalisti

“Yılın en yaratıcı gençlik romanlarından biri.”

-OUT Magazine-

“İçinden zekâ taşıyor. Levithan sadece ustaca şaşırtmacalarla değil; A’nın zorluklarla edindiği yalnızlık, kimlik ve sevgiye dair bilgeliklerle de elinden bırakamayacağınız bir roman kaleme almış. ‘Sadece bir günlüğüne dahi olsa ben değil de sen olmak nasıl olurdu?’ sorusunu cevaplayarak bir zorbaya bile empati öğretmesi mümkün.”
-Entertainment Weekly-

“Levithan’ın bilinçli, analitik üslubu, kurguyla bire bir örtüşüyor. Aşk, özlem ve insan doğasına dair derin düşünceleri A’nın yolculuğunda vücut buluyor. Okuyucular, yazarın şiirsel kelime oyunları ve ahenkli üslubuyla tazelenecekler. İnsanı büyüleyen, düşüncelere sevk eden ve sevginin fiziksel görünüşü ve cinsiyeti aştığını hatırlatan bir kitap.”
-Kirkus Reviews-

“Eşsiz olduğu kadar çekici bir roman… Gençler, A’nın ziyaret ettiği bedenler ve karşılaştığı ikilemlere dair düşüncelerini merakla okuyacaklar. Levithan aile içi dinamikleri, ilişkileri, önyargıları ve cinselliği cesurca ele almış.”
-VOYA-

“Levithan’ın empati yeteneğini gözler önüne serdiği gibi, mutluluk ve gerçek aşka dair iyimserlik dolu kısımlar keyifle okunuyor.”
-New York Times Book Review-

“Komik ve aşkın ta kendisi gibi… ihtişamlı bir kitap.”
-Los Angeles Times-

“Levithan bir edebiyat dehası. Üslubu müthiş… gerçekten kusursuz. A’nın sürekli değişen bir dünyada aşkı sonsuz kılma yolculuğuna herkes tanık olmalı.”
-Romantic Times-

“Öykünün her adımı okurlara gerçek gelecek ve güçlü duygular hissettirecek. Özellikle de aşkın doğasına dair konuşturacağı kesin…”
-School Library Journal-

“Levithan okuyucuları ele geçirecek, karşı konulamaz bir eser yaratmış… Her Gün, bir üslup denemesi, hayal gücü deneyi ve okurların başka birinin, tam olarak A’nın hayatını ziyaret etmeleri için kaçırılmaması gereken bir fırsat.”
-Booklist-

“Yüreğinizi burkacak en harika aşk hikâyesi; yüreğinizi burkacak (ve iyileştirecek) en muhteşem hayat hikâyesi.”
-Lauren Myracle, New York Times çoksatan yazarı-

“Bir yuvaya ve sevgiye ki ikisi de aynı şeydir asla erişemeden, her gün başka biri olan, sonsuza dek bir kısır döngüye hapsolmuş ‘A’ da Uçan Hollandalı ve diğer lanetlenmiş gezginler arasında yerini alıyor. Bir avarenin gezi günlüğü gibi başlayan bu sürükleyici kitap, uzanıp empatiye kollarını doluyor ve felsefeyle çınlayan bir romana dönüşüyor.”
-Virginia Euwer Wolff, National Book Award ödüllü yazar-

“Levithan’ın sıradışı hikâyesi, gençleri, ruhun özünün değişmezliğini düşünmeye sevk edecek. A, on altı yıl boyunca ziyaret ettiği binlerce yaşamdan edindiği bilgelikle inanç, aşk, rüyalar ve ölümden bahsediyor ve insanların birbirinden aslında hiç de farklı olmadığını bizzat kanıtlıyor.”
-Shelf Awareness-

(Tanıtım Bülteninden)
Baskı Bilgileri
336 sayfa
2015 tarihinde , Pegasus Yayınları tarafından yayınlandı

 

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.