Jale Sancak; Haldun Taner Öykü Ödülü ve Duygu Asena Roman Ödülü gibi ödüllerinin sahibi olup Türk dilinin usta yazarları arasında yer almaktadır.

“İnsan niye çocuk getirir dünyaya, yaralamak için mi? Hakikaten fena mahluk bu âdemoğlu. Arlanmaz, uslanmaz, amansız.”

Hayalleri, yapmak istedikleri, kişiliği örselenerek büyütülen, sindirilen tabiri caizse “uyutulan, kabuğuna çekilip uyuyan” bir güzeldir o. Geç de olsa kendisini keşfetmesini, hayallerini gerçekleştirmek için harekete nasıl geçtiğini, o ezilen, saf masum yüreğin aşka kucak açmasını, “uyuyan güzelin uyanmasını” anlatan hüzünlü ama sevgi, umut dolu sımsıcak bir roman bu. Kitap o kadar samimi bir dille yazılmış ki doyamadım. Kapağını kapattıktan sonra, ‘e şimdi ne olacak, herkes hayatına nasıl devam edecek’ deyip durdum. Her bir karakteri öyle benimsedim ki onlardan haber alamamak şimdiden sıktı içimi.

“Kendime ısındım, dünyaya ısındım.” der ve Uyuyan güzel sonunda Uyanan güzel e dönüşür.”

Vahide, ona emirler yağdıran, isteklerini hiç önemsemeyen, resim yapmaya büyük yeteneği olsa da desteklemeyen, örseleyen, bir kahve sunumunda bile kızının kötü bir kız olacağına, erkeklerle düşüp kalkacağına karar veren, annesine şiddet uygulayan bir baba ile büyümüştür. Bu baskılar sonucu sevdiği adamla yaşama hakkını kaybetmiş, unutamayacağı, pişmanlık duyduğu hatalar yapmıştır. Sindirilerek, bir eşyaymış gibi büyütülen, zincirlerini kıramayan, suskun kızlarımızın sesidir bence bu kitap…

“Sen bakma Vahide öyle elbiselere falan, yağ tulumuna döndün. Döndün ya… Yaş kırk sekiz, beden kırk sekiz. Bravo vallahi, hesabı tutturdum nihayet.”

Uyuyan GüzelVahide, kendi dükkanın da terzilik yapan, kırklı yaşlarını yarılamış, dışarıdan bakıldığında mülayim ama içerisinde fırtınalar barındıran, birçok keşkeye sahip hayatını hep başkalarını mutlu etmek için feda etmiş bir kadındır. Ona birçok sorun yaşatan hatta hayatını mahveden, şimdi ise yatalak olan babasına bakmaktadır. Hem de hiç suçlamadan, sorgulamadan, tüm kaderciliği ile hayatına bu şekilde devam etmektedir. Deniz’in anne ve babası ufak yaşta ölmüş, teyzesi Vahide tarafından adeta tapılarak büyütülmüştür. O teyzesine nazaran, ne istediğini bilen, idealist, dünyayı yaşanılır bir hale getirmek için çabalayan asla “etraf ne der” sorusuna aldırmayan uçarı bir kızdır. İyi ki de böyledir; çünkü Vahide’nin geçmişini, yaşadıklarını öğrendiğinde anne yerine koyduğu teyzesinin hayatına bir tılsım gibi dokunacaktır.

“El değiştirdikçe donatılır, donatıldıkça eksilir de eksilir gri şehir.”

Bosna savaşı sırasında sevdiklerini kaybetmiş, acıların en ağırını yaşamış ve bir bacağını kaybetmiş Adrian, İstanbul caddelerinde sokak çalgıcılığı yaparak geçimini sağlamakta ve en büyük hayali olan protez bacak için birikim yapmaya çalışmaktadır. Şehirde ki yeşil alanların yok edilmesi ve alışveriş merkezlerinin hızla yayılmasına tepki olarak bilinçli halkın ayaklanması sonucu; sokaklarda yaşanan hepimizin zaman zaman şahit olduğu olaylar Vahide ve Adrian’ı birbirine bir şekilde yakınlaştırır.

Kısacık bir roman olmasına rağmen içerisine birçok hayat sığdırılmış. Genelde Vahide, öksüz yeğeni Deniz ve sokak çalgıcımız Adrian’ın yaşadıkları baz alınsa da, onların hayatlarına iyisiyle kötüsüyle dokunan insanlardan da bahsetmektedir.

Bedeni eksik ama gönlü tam Adrian’ın, küçüklüğünden beri sindirilmiş Vahide’nin, cesur Deniz’in geçmişte ve bugün de yaşadıklarını mutlaka okumalısınız. Eminim okuyan herkes kendisinden mutlaka bir şeyler bulacak.

Not: Karakterler bizden, konusu o kadar bize aitti ki, ben duyguların, yaşananların daha çok içerisine girilmesini isterdim. Üç yüz dört yüz sayfa olsaydı da aynı samimiyet ve istekle okunurdu.

Uyanan Güzel
Jale Sancak
Hep Kitap
184 Sayfa, 2017