Gümüş Karası Deniz

Gümüş Karası Deniz

Parla Adası sakinleri içlerinden birinin kaybı için hâlâ yas tutarken, günlerden bir gün, Tom’u alıp götüren deniz adanın kumsalına perişan bir adam bıraktı.

Adı, sanı, kimliği yoktu adamın.

Kimi ona kuşkuyla yaklaştı, kimi denizin Tom’u geri getirdiğini düşündü. Ancak kocası Tom’un özlemiyle yüreğine kilit vurmuş olan Maggie, bu yabancının beraberinde çok değerli bir şey getirdiğini hissediyordu.

Ada sakinleri için hayat, usul usul değişmeye başladı.
Ve sıra, gizemli yabancının anlatacaklarına, kendi hikâyesine geldi.

Maggie’nin de söylediği gibi: “Adların önemi yok zaten, bildiğim hikâyelerde de gerçekten önem taşımıyorlar. Önemli olan insanlar – bu adada yaşamış olanlar ve adanın kumları ile kayalıkları üzerinde o insanların neler hissettiği.”
“Güneşin suda yansımasını anımsatan göz kamaştırıcı diliyle Gümüş Karası Deniz, en derin kedere rağmen tükenmeyen umudu, yok edilemeyen yaşamı ve sevginin her türünün, en başta da aşkın arındırıcı gücünü anlatıyor.”
-Independent-

“Olağanüstü şiirsel bir dili var: Büyülü, rüya gibi, kusursuz; yer yer Slyvia Plath’i anımsatıyor. (!) Susan Fletcher’ın her bir cümlesi baştan çıkaran bir güzelliğe sahip, işlediği konularsa alabildiğine derin.”
-Sunday Times-

Yazar : Susan Fletcher
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa sayısı: 472

diğer yazısı Kitap Cafe

Asuman – Bülent Ata

“Asuman eskiden bizim mahallede otururdu.” “Asuman mı? Adını değiştirmiş galiba, bizim Neriman...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.