Gerçek Hayat

Gerçek Hayat
10 Üslup
10 Akıcılık
10 Kapak
10 Fiyat
10
Müge Akçayoğlu diğer yazısı

“Ali’sini kim öldürmüş ki sen öldüresin be Leyla…”

Leyla’nın gerçeğe benzeyen hayalini okuduğumuz kitap, 2000’li yılların krizli ortamında geçiyor. Orta yaşlarına yaklaşmakta olan Leyla’nın hayata ve kendine dair olan hiçbir beklentisi gerçekleşmemektedir. İşsiz, parasız ve hepsinden önemlisi yalnız kalan Leyla, bunun sonucunda hayalle gerçek arasında gidip gelmeye başlar.

Kendisini Çukucuma’ya hapseden Leyla bir yandan okul için tez hazırlarken bir yandan da az da olsa para kazanabilmek için Meleğim Fal Cafe’de haftada 2 gün kahve falı bakıyor. Günleri ev ve cafe arasında amaçsızca geçerken tezi için araştırma yaptığı sırada Türk Edebiyatının üç tane önemli, lakin unutulmuş, kadın yazarı ile tanışınca hayatı bambaşka bir yön kazanıyor.

” Başı yukarıda, burnu havada gezenleri ayak burkulmasıyla ödüllendirir bu semt. Sanki yoksulları kayırıp, insanı çukura, çukura, çukurun ta dibine çeker.”

Yeraltına Çekilmiş Unutulmuş/Unutturulmuş Devrimci Yazar Kadınlar Cemiyeti’nin asil üyelerinden olan, ne İmparatorluk ne de Cumhuriyet döneminde kabul görmeyen Fatma Aliye, popüler aşk romanları yazarı Cahit Uçuk ve komünist yazar Suat Derviş sayesinde Leyla, aşkın peşinde Çukurcuma’da koşmaya başlıyor. Kendi hayatının kahramını olmasının tek bir yolu vardır, o da erkek kahramanı öldürerek kahraman olmak…

”Öyle yapınca, yani dediğiniz gibi hayalleri gerçeğin içine gizleyince, korkunuz da geçiyor mu peki? Toplumun, sizi okuyanların gözünde itibarınızı kazanınca, ya da ne bileyim erkekseniz erkekliğiniz kanıtlanırsa, tüm endişeleriniz, tüm korkularınız da geçiyor mu?”

İlk kez okuduğum Oylum Yılmaz’ın kişisel birikimini yazıya aktarımına, müthiş betimlemelerine ve anlatımda kurduğu dil-hikaye dengesine hayran kaldım. Okura vereceklerini direkt değil de, zamanla inceden inceye veren kitapta, bölüm başı epigraflarının Melih Cevdet Anday’ın ‘Tekne’nin Ölümü’ adlı kitaptan yapılması, her bir bölüme ayrı bir tat katmış.

Kitabın bana göre çok önemli bir misyonu var : Geçmişte olduğu kadar günümüzde de kadınların varlığını yok saymaya çalışan erkek egemenliğine kafa tutarak, hakkı yenen, hiç yokmuş gibi davranılan tüm kadınların hakkını arıyor. Bunu da eski dönem kadın yazarları olan; ”Ölmeden önce öldürüldüğüm için konuşuyorum kızım ben, anlattıklarım bitmemişti, ben anlatmaktayken hala, üzerime dualarla toprak serpilmişti.” diyen ilk kadın romancımız Fatma Aliye, komünist olduğu için dışlanan ‘Fosforlu Cevriye’nin yazarı Suat Derviş, bir zamanların Güzin Ablası’na ilham olmuş, popüler aşk romanları yazmış ancak hiç tanınmayan Cahit Uçuk’u dile getirerek oldukça etkileyici bir şekilde yapıyor.

Yazar bana göre hiç de göz ardı edilemeyecek diğer mesajını ise, kitabın kahramanlarından bir olan güçlü, güzel, zengin, aynı zamanda bilim insanı olan bir transseksüel ile veriyor. Bu öyle bir karakter ki, sadece kadın ve erkek değil, bilim ve büyü, olasılık hesapları ve kehanetler, yaşam ve ölüm de eşzamanlı olarak aynı karakterde toplanmış. Bu hali ile, genel kanı olarak bilinen, yoksul, parasız, mağdur transseksüellerden olduça farklı bir çerçeve çizmiş Oylum Yılmaz.

Oylum Yılmaz 3.kitabını ne zaman yazar bilmem ama, on yıl da sürse beklerim diyebilirim rahatlıkla. Zira tabiri caiz ise, ‘Gerçek Hayat’ ta kaleminin tadı damağımda kaldı.

Gerçek Hayat
Oylum Yılmaz
İletişim Yayınları
132 sayfa, 2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.