Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

10 Üslup
10 Akıcılık
8 Kapak
6 Fiyat
8.5
Huriser Balcı diğer yazısı

Alman yazar Erich Maria Remarque’nin 1929 yılında yayımlanan ve ilk romanı olan “Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok”, savaş edebiyatı alanındaki en önemli eserlerden birisidir.

Roman, 19 yaşında Birinci Dünya Savaşı’na katılan bir Alman askerinin gözünden anlatılıyor. Yazarın kendisinin de 18 yaşında üniversitede okurken, Birinci Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kalması ve savaştayken pek çok kez yara almış olması; kendisini romanın başkarakteri Paul ile özdeşleştirdiği fikrini uyandırıyor. Romanda anlattığı çoğu sahneyi de, bizzat yaşamış olduğu savaş anılarından yararlanarak kurgulamış olması muhtemel. Bu nedenledir ki yazarımız, yaşanmışlıkları ve duyguları tüm gerçekliğiyle okuyucuya hissettirmeyi başarmış.

Garp Cephesinde Yeni Bir Şey YokBu kitap aynı zamanda; 2011 yılında, Fransa’nın en prestijli yayınevi Gallimard’ın yüzüncü kuruluş yıldönümünde düzenlediği ankette, aralarında Yaşar Kemal’in de bulunduğu dünyaca ünlü 31 romancı tarafından “20. yüzyılı temsil eden roman” seçilmiştir.

Livaneli de “Edebiyat Mutluluktur” kitabında, bu romanın, savaş edebiyatı alanında verilen en önemli eserlerden birisi olduğunu vurguluyor.

Çoğu savaş romanından farklı olarak; destansı kahramanlıklarla yüceltilmiş savaşlar yerine, savaşın anlamsızlığını, insanları neye dönüştürdüğünü, savaşa katılan askerlerin gerçek duygularını, cephe gerisindeki mantıksız uygulamaları, kısaca savaşın kötülüklerini konu alan, savaşı sorgulayan bir kitap bu. Bu sebepledir ki, yazıldığı dönemde, kitaptan rahatsızlık duyan bazı savaş yanlısı kesimler de oluyor.

Garp Cephesinde Yeni Bir Şey YokAlmanya’da 1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesi sonrası “Alman değerlerine karşı geldiği gerekçesiyle” meydanlarda yakılan barış yanlısı kitapların başında bu kitap geliyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda aylarca yıllarca cephelerde savaşan bir neslin; savaş bittiğinde nasıl ümitsiz, güvensiz, gayesiz bir topluluğa dönüştüğüne dikkat çekiliyor romanda. Savaşa katılan gençlerin çoğunun öldüğü, kalanların ise nasıl bir psikoloji ile hayatlarını devam ettireceklerini anlatan çok güzel iki alıntı eklemek istiyorum aşağıya. Kitapta bunlar gibi derin psikolojik tahliller oldukça yoğun.

“Biz genç değiliz artık. Biz dünyayı fethetmek istemiyoruz artık. Kaçacağız biz. Kendimizden kaçıyoruz. Hayatımızdan. On sekiz yaşında idik; dünyayı, hayatı sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu şeylere kurşun sıkmak zorunda kaldık. Patlayan ilk mermiler kalbimize saplandı. Çalışma, çaba, ilerleme kapıları kapandı bize. Biz bunlara artık inanmıyoruz, biz harbe inanıyoruz.”

Garp Cephesinde Yeni Bir Şey YokSavaşta süngü süngüye mücadelelerde öldürdükleri insanları, vahşice, can çekişerek ölen gençleri, her an duydukları ölüm korkusunu düşünmemek, bunları düşünüp çıldırmamak için tek yapabilecekleri şey, beklemek ve savaşa alışmaktı bu askerlerin. Savaşa alışmak demek de tüm bu vahşeti kanıksamak, hissizleşmek anlamına geliyordu.

“Biz bugün gençliğimizin ülkelerine seyyahlar gibi gidebiliriz. Biz gerçeklerde kavrulduk; farkları tüccarlar, mecburiyetleri de kasaplar gibi biliyoruz. Biz artık o eski tasasızlar değiliz; biz şimdi müthiş vurdumduymaz olduk. Ölmeyeceğiz ama yaşayacak mıyız? Kimsesiz çocuklar gibi bırakılmış, yaşlı insanlar gibi görmüş geçirmişiz; kabayız, üzgünüz, satıhtayız… Galiba mahvolmuşuz.”

Kitapta sadece cephedekilerin değil, sivillerin de açlık, kıtlık gibi yoksunluklardan payını aldığını ve yenen veya yenilen olması fark etmeksizin savaşa katılan tüm ülkeler için çok zor zamanlar geçirildiğini anlıyoruz.

Yazarın anlatım tarzını, dilini çok etkileyici buldum. Behçet Necatigil çevirisi de çok başarılıydı bana göre.

Kendimi an be an cephede, çukurda siperde hissederek, o heyecanı, tedirginliği adeta yaşayarak, nefesimi tutarak okudum.

Savaş alanındaki askerlerin feci ölümlerini kanım donarak hayal ettim. Kitabı okuyacak olanlara tavsiyem okuduktan sonra hayal ettiklerini, 1930 yılında Lewis Milestone yönetmenliğinde çekilen, uyarlama filmini de izleyerek karşılaştırabilirler.

Okunması gereken ama bir o kadar da okunması yürek isteyen bir kitap. Çünkü okuyanlar kitabın psikolojisinden bir süre kurtulamayabilirler. Savaş edebiyatını sevenlere ve Birinci Dünya Savaşı yıllarını merak edenlere şiddetle tavsiye ederim.

Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
Erich Maria Remarque
Varlık Yayınları
Türkçesi: Behçet Necatigil
250 Sayfa, 1971

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.