Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Fakat Müzeyyen

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
İlhami Algör

“Tütünümü, anahtarımı aldım, tam çıkıyorum bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.
Önemsemedim. Yol bana uygun bir ruh önerebilirdi. Kapıyı çektim, kilidin dili yuvasına otururken, nereye dedi. İplemedim, çıktım.”
Böyle başlar hikaye ve çoğu zaman monologlarla devam eder.

Ben kitabı, filminin vizyona gireceğini, başrolde de Erdal Beşikçioğlu’nun oynayacağını öğrendiğim an alıp okudum. Erdal Abimize tutkumuzdan yani ☺
Çok merak ediyordum bu kitabın filmi nasıl olur diye. Vizyona girer girmez de sinemaya koştum. Kitaptan alıntıların yapılmış olduğu oldukça keyif aldığım,bir filmdi. Kitabı okuduktan sonra filmini de izlemenizi tavsiye ederim.

Kitaba gelirsek… Okuduğum kitapta bir olay örgüsü olmalı, yoksa olmaz diyenleri tatmin edebilecek bir kitap değil. Ama iç seslerin, belirsizliğin, hayalle gerçeğin eriyip yeni bir şeye dönüştüğü kitaplara bayılırım diyorsanız daha fazla ertelemeden başlayın okumaya 😉

Kahramanımız Arif, kapı kilidinden aynaya her şeyle hatta yarım bıraktığı hikayesiyle bile konuşan bir yazar. Öyle konuşur ki kapı kilidine insan muamelesi yapmaya başlarsınız. Öyle dertli ve içten… Ama an gelir öylede konuşur ki gamsız ve kedersiz. Her şeyde yarım kalmışlığına alışmış… Seversiniz Arif’in o dağınık,serseri, kendisini dalgaya alan halini. Özellikle kalbinizi kıran, ruhunuzu yoran bir ilişiniz olduysa dert ortağınız olur Arif. “Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki.” diye düşünürsünüz beraber. Çünkü Arif’in tutkusu bize yabancı bir tutku değildir. Gerçektir. Bugün kaç ilişki okuduğumuz aşk hikayelerindeki gibi yaşanmaktadır? Çoğu yarım, eksik, kopuk. Bir tarafın bir tarafa duyduğu derin bir tutku. Sonra alışırız bu duruma.

“Bitse ne olur,
Bitmese ne ?” deriz. Arif gibi. Tüm yarım kalmışlığımızla.
Öte yandan Sadri Alışık’a, Yusuf Atılgan’a, Oğuz Atay’a, Orhan Gencebay’a gönderdiği selamlarla da sohbetine dahil olursunuz Arif’in.
Yarım, devrik, şiirsel, sıcacık, kısacık ama dopdolu, çok farklı bu öykü size neler hissettirecek bakalım.
Keyifli günler ☺

Yazar hakkında:
1955’te İstanbul Suriçi’nde doğdu. Yazarın diğer kitapları: Çanakkale Yalı Hanı ve Han Sakinleri (Everest Yayınları, 2007), Karabakal Ötüyor (Everest Yayınları, 2008), Ma Sekerdo Kardaş? (Doğan Kitap, 2010), Kalfa ile Kralıça (İletişim Yayınları, 2013), Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku (İletişim Yayınları, 2015), Albayım Beni Nezahat ile Evlendir (İletişim Yayınları, 2015).

Gamze Taşın
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/aylak_kiz/

diğer yazısı Gamze Taşın

Sarı Kahkaha – Murat Özyaşar

Sarı Kahkaha… Özyaşar’ın yedi yıl önce yazdığı, peşinden Haldun Taner ve Yusuf...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.