Hakkında çok güzel yorumlar okumuş olsam da okumak için doğru zamanı beklemem bir kitap olduğunu düşünüyordum ‘Ermiş’in. İyi ki de beklemişim zira öylesine okunup geçilecek bir kitap değil. Üzerine düşünmeyi gerektirecek ve okuyucusuna çok şey katan bir eser. Yazar, Halil Cibran’ın bir çok eseri bulunsa da ‘Ermiş’i en önemli eseri yapan şey diğer tüm kitaplarından parçalar bulunması ve bir anlamda tüm eserlerinin önemli noktalarının bir araya toplanmış halidir.

54 sayfalık ince bir kitap olması sizi yanılmasın her sayfasında, her paragrafında sizi düşündürecek, size bir şeyler katacak bilgiler var. Pek fazla karakter yok kitapta zaten temeli El Mustafa’nın 12 yıl kaldığı Orphalese şehrinden ayrılırken, şehir sakinlerine yaptığı son konuşması ve sorulan sorulara verdiği cevaplar.
Sakinler tek tek aşk, evlilik, çocuklar, vermek, yemek ve içmek, çalışmak, sevinç ve keder, ev, giysi, almak ve satmak, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, akıl ve tutku, acı, kendini bilmek, öğretmek, dostluk, konuşmak, zaman, iyi ve kötü, dua, haz, güzellik, din, ev ve son olarakta ölüm konusunda soruları cevaplıyor El Mustafa.
Çok sevdiği şehirden ayrılacağına üzülüyor olsa da o anki bilgi seviyesi ile halka katabileceği daha fazla şey kalmadığını düşünerek ayrılmak ve anlatabileceği daha çok şey olduğunda geri dönmeyi düşünmektedir.

Bir öğüt kitabı gibi gözükse de herkesin okumasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Bir kaç alıtı ile yorumumun sonuna geliyorum.
Sanmayın aşkın rotasını çizebileceğinizi, çünkü aşk sizin rotanızı çizer, sizi buna layık bulursa eğer.

Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranız da sizinle otururken, unutmayın, diğeri yatağınızda uyumaktadır.

Fakat bırakın mesafeler olsun birlikteliğinizde. Bırakın dans etsin göklerin rüzgarları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk.

Tanıtım Bülteninden:
“İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda…” Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş’ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu…

Ermiş
Halil Cibran
İş Bankası Yayınları
56 sayfa, 2016