Erik Ağacı

Erik Ağacı
8 Üslup
8 Akıcılık
9 Kapak
10 Fiyat
8.8
Ayşe Ayhan diğer yazısı

Köklerin neredeyse oraya çiçek açarsın…
Bir Yahudi’nin değil de Alman’ın gözünden 2.Dünya Savaşı nasıldır merak ettiniz mi hiç? Ben etmemiştim. Ne olursa olsun bir Yahudi kadar acı çekemeyeceğini düşünmüştüm hep. Evet, Yahudileri saklayan ya da onlara gizli gizli küçük yardımlarda bulunanları biliyordum ama sadece azıcık risk aldıklarını, hayatlarının tehlikede olmadığını düşünmüştüm. Bu kitap her şeyi resmen baştan yazdı. En büyük yanılgım ise Yahudiler kamplardan kurtarıldığında etrafın güllük gülistanlık olduğunu sanmam oldu.

Kitap ilk sayfalarından bizi zaten var olan bir aşk hikâyesinin içine atıyor. Isaac, Yahudi ama varlıklı bir aileden… Yanlarında çalışan Almanların kızı Christine’e âşık. Önce Almanların Yahudilerin yanında çalışması yasaklanıyor, sonra sokağa çıkma yasağı başlıyor. Christine ve ailesi işsiz kalsa da Yahudiler kadar zorluk çekmiyorlar henüz. Onların evine girip yağma yapılırken Christine gibi Alman olan vatandaşlar da yemek kıtlığı yaşıyorlar. Sonra bombalar başlıyor. Christine iki adım ötesindeki Isaac’i görmeden yıllar geçiriyor. Aylar, siren sesleriyle uyanıp sığınağa koşmakla geçiyor.
Kardeşlerini, büyükanne ve büyükbabasını sığınağa zamanında yetiştirebilmek için uğraşıyor annesiyle. Babası yaşlı olsa da Rusya’nın dondurucu soğuğunda savaşa gönderiliyor. Hitler onu sapkın düşünceleriyle ürettiği safkan çocuk üretme projesine bile almayı düşünüyor. Her zaman koşullar iyileşecek ve Isaac’le kavuşacaklar diye beklerken hiçbir şey düzelmiyor. Aksine her şey daha da kötüye gidiyor.

Kitap savaşın aslında tüm yönlerinden bahsetmiş. Ve çıkardığım sonuç ortada bir savaş varsa kimsenin haklı olmadığı… Ve kimsenin yitip giden masumları aslında gerçekten önemsemediği…
Kitabı okurken dayanılmaz bir acı duydum ve çok duygulandım. Eğer Nazi Almanya’sına ilginiz varsa ve aşk-dram kitaplarını da seviyorsanız kaçırmayın derim.

Büyükannemin söylediği en güzel sözdü bu. Çünkü kökün ne kadar güçlü olursa vereceğin meyve de o kadar güzel olur. Ancak benim meyve verecek dallarımı daha on yedi yaşındayken kırdılar. Dün ile bugün arasında öyle çok fark var ki… Isaac ile erik ağaçlarının arasında koşturup, birlikte büyüdüğümüz küçük Alman köyüne rüzgârlı tepeden baktığımız günler çok mu geride kaldı şimdi?

1938 yılının sonbaharı, neden savaşı beraberinde getirdi ki? Sürekli kulağımda yankılanan bomba ve siren seslerini kim silecek? Ailem ve ben sığınağa tam vaktinde gidebilecek miyiz düşüncesinden ne zaman kurtulacağım peki?

Neyi özlüyorum biliyor musunuz? Isaac ile birlikte yumuşacık ekmek üzerine sürüp yediğimiz erik reçelinin tadını. O erik reçeli benim çocukluğum, hayallerim ve umutlarımdı. Ah Isaac… İnançlarımız yüzünden bu savaş bizi ayırsa da kalbimdeki seni nasıl alacaklar? Ben, Christine Bölz, her neredeysen orada senin yanındayım. Seni seviyorum, sevgilim ve senden hiç vazgeçmeyeceğim. Hem aşk için kimler neleri feda etmedi ki…

Ardımda Kalanlar ile gönülleri fetheden Ellen Marie Wiseman, bu kez Erik Ağacı ile okuyucularıyla buluşuyor. Annesinin hayatına dayanan hikâye cesareti, kurtuluşu, kalp kırıklıklarını ve aşkla uyanan umudu müthiş bir gerçeklikle anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Erik Ağacı
Ellen Marie Wiseman
Arkadya Yayınları
512 sayfa, 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.