En Uzağından Unutuşun – Patrick Modiano

En Uzağından Unutuşun
Aybeniz Hasanova diğer yazısı

2014 yılında İsveç Akademisi tarafından verilen Nobel Edebiyat Ödülü`nü Fransız yazar Patrick Modiano kazandı. Akademinin sekreteri Peter Eglund ödülün veriliş nedenini şöyle açıklamıştı:” Patrick Modiano, kendine has bellek tekniği ile, Nazi işgali sırasında yaşanan en akıl almaz insan hikayelerini anlattığı ve dönemin dünyasını ortaya çıkardığı için Nobel Edebiyat Ödülü`ne değer görüldü.”

Modiano`nun kazandığı tek ödül Nobel Edebiyat Ödülü değil. Daha ğnce 1978`de Fransa`nın en prestijli edebiyat ödülü olan Goncourt Ödülü`nü almış, bunun yanısıra Roger Nimier Ödülü ve Fenon Ödülü`nü de kazanmıştır.

“Hafıza sanatının” ustası ve zamanımızın Marcel Proustu olarak nitelendirilen Patrick Modiano otuzdan fazla esere imzasını atmıştır. Bu eserlerin hemen hepsinde yazar geçmişe dair izler, unutulmuş aşklar, melankolik anılar bütününü okurun önüne seriyor. Modiano bir gazetecinin geçmişle ilişkisine dair sorusunu böyle cevaplamış: “Geçmişi canlandırabileceğimizden şüpphe etmişimdir hep. Tek şey, biraz buradan.. kalan tek şey unutuşun tükettiği alanlardır… parçalar kalır geriye, izler…”

“En Uzağından Unutuşun” da geçmişten izler taşıyan bir roman. Roman anlatıcısı ellilerinde bir adam, 30 sene önce yaşanmış olayları anlatmaya başlıyor. O zamanlar gezgin bir kitap satıcısı olan anlatıcımız yazar olmak isteyen 18 yaşında bir genç. Olaylar bu gençle Paris`te bir tesadüf sonucu tanışan Jacqueline ve Van Berver arasında geçer. Sonradan bir Peter Rachman, Cartaued, Linda gibi bir kaç karakter daha katılır hikayeye. Başlarda insana öyle geliyor ki, yazar kalemi eline alarak öylece çiziktirivermiş karakterlerini, hiçbir derinlik, hiçbir özellik katmadan. Ama roman ilerledikçe karakterlerin derinleştiğini ve daha belirgin çizgilere büründüğünü görüyoruz.

Jacqueline ve Van Berver düzenli şekilde kumar oynar, kumarda kazandıkları ile geçimlerini sağlar aynı zamanda Mayorka`ya gitmek için ( Jacqueline sık sık daha önce tanıştıkları bir yazarın onları Mayorka`ya davet ettiğini söyler.) para biriktirirler. Ama Mayorka`ya gidemiyorlar, Jacqueline`nin isteği üzerine romanı anlatan gençin Cartraued`den çaldığı paraları alıp Van Bever`i Paris`te bırakarak beraber Londra`ya gidiyorlar. Londra`da bir süre berbat bir otelde daha sonra ise Peter Rachman adlı bir adamın onlara verdiği bir evde yaşamaya devam ederler. Lakin bir süre sonra Jacqueline ortadan kaybolur ve bir daha geri dönmez.

Modiano romanında hızlı geçitler yapmış. Birdennbire tam 15 sene geçmiş, anlatıcımız artık bir yazardır ve tam 15 sene sonra yeniden Jacqueline ile karşılaşır. İsmini değiştirmiş ve evli bir kadın olarak. Ama yeni bir iliçkinin başlaması söz konusu değil çünkü Jacqueline bu kez de ortadan kaybolur. Ancak bu gidiş önceki gibi üzmez anlatıcımızı, artık uzun bir zaman geçmiş beraber olduğu günlerin üzerinden.

O günlere dönersek, otelde yaşayan, günlerini kahvelerde, bulvarlarda geçiren bu gençlerin köklerinden koptuğunu hiçbir yere, hiç kimseye bağlı olmadığını görürüz. İlişkileri hep geçicidir, kalabalıklar arasında yalnızdırlar. Belki de bu roman unutuşun romanı olduğu kadar yalnızlığın da romanıdır.

Patrick Modiano bu romanında Paris`in bir bölgesinin – otellerin, alanların, kahve ve bulvarların tasvirine geniş yer ayırmış. Ama bunu yaparken öyle bir yöntem kullanmış ki, okuru hiç sıkmıyor. Romanda çok basit aynı zamanda da şiirsel bir dil kullanmış. Öyle ki su gibi akıp gidiyor. Dili basit olsa da romanda derinlik de yok değil.

“Yalnızlığın, bağlanmamanın şiirini…” anlatan Modiano “En Uzağından Unutuşun”da okurunu geçmişe, melankolik ve hüzünlü bir yolculuğa götürür.

En Uzağından Unutuşun
Patrick Modiano
Can Yayınları
143 sayfa

Aybeniz Hasanova
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/_aybeniz_hasanova_/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.