Ela Gözlü Pars Celile

Ela Gözlü Pars Celile

Uzun yıllar boyunca muhabirlik, editörlük ve basın-yayın organlarında yöneticilik yapan Osman Balcıgil, 2000 yılında gazetecilik mesleğine son vermiş ve artık kalemini edebiyat dünyası için kullanmaya başlamıştır. Balcıgil’in sekizinci kitabı, Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım’ın hayat hikâyesini kaleme aldığı “Ela Gözlü Pars Celile” olmuştur.

Kitaplarından, şiirlerinden aşina olduğumuz; adına yapılan biyografik belgeseller ile bilgi sahibi olduğumuz şaire bir de annesi Celile Hanım hayat hikâyesinden bakıyoruz. Nazım sevdalıları için annesi Celile Hanımın hayat hikâyesi aynı keyfi verecektir. Celile Hanım’ın sadece bir dedikodu bülteni gibi geçen Yahya Kemal ile yaşadığı aşktan ibaret olmadığını bunun yanında Osmanlı’nın ilk kadın nü ressamı, saray çevresinin en popüler kadını, dönemin sosyal, siyasal, sanatsal gelişmelerini çok yakından takip eden bir aydın olduğunu okuruz. Celile Hanımın hayat hikayesini yazar akıcı ve sağlam kalemiyle edebi bir tatla vermiştir. Yazarın dil ve üslubu akışkan bir yoğunluğa sahiptir. Bu kıvamı sağlayan, Türkçe’yi kullanmaktaki hüneridir.

Yazarın, kurguyu Celile Hanım üzerinde oluştururken dünyanın en büyük şairlerinden Nazım Hikmet’e yer vermemesi düşünülemezdi. Nazım Hikmet için de kurguda önemli ve hassas bir denge sağlamak gerekliydi. İşte burada yazar marifetini sergilemiş Celile Hanım ile Nazım Hikmet’in hayatlarının kesiştiği en kritik dönem olan Nazım’ın on iki yıllık mahpusluk hayatında hikâyeyi birleştirmiştir. Torun bakma yaşına gelen Celile Hanım, oğlunun hapis yattığı şehirlerde ikamet ederek özgürlük yolundaki mücadelesinde onu yalnız bırakmayarak Nazım’a yoldaşlık etmiştir.

Ela Gözlü Pars CelileKitapta anlatılan olaylar Osmanlı Devleti’nin yıkılış süreci ile genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminin siyasi atmosferine denk gelir. İnsanların altı yüzyıllık bir imparatorluktan, toprakları küçülmüş ama modern bir milli devletin Anadolu bozkırlarında yeşerdiği süreçte içinde bulundukları psikolojiyi de yansıtmaktadır.

Celile Hanım’ın Osmanlı saray çevresinde başlayan hayatı birçok ayrılıklar, hüzünler ve özellikle oğlunun sert kaleminin etkisinden kaynaklanan telaşla geçer. Paşa Kızı Celile, aldığı eğitim ile Osmanlı’nın ilk kadın nü ressamı olmuştur. Celile Hanım, sattığı nü tabloları alan alıcıların evini ziyaret eder ve özellikle de nü tablolarının oturma odasında olmadığını görünce “Yatak odanıza asın diye satmadım.” diyerek de dönemin şartlarında ne kadar cesur bir kadın olduğunu göstermektedir.

Celile Hanım’ın Bahriye Mektebi’nden Nazım’ın hocası olan Yahya Kemal ile aşkı ise pek çok okurun ilgisini çekecek ve okurları sürükleyecek bir serüvendir. Çoğu Nazım hayranının bildiği “not”, kitapta da gözümüze iliştirilir. Evlerine özel derse gelen hocasının cebine “Muallimim olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremeyeceksiniz.” notu Yahya Kemal’i dehşete düşürecek ve Büyükada’da Celile ile yollarını ayırırken, o ünlü şiirini her zaman şiir yazdığı çay bahçesinde kaleme alacaktır.

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”

Ela Gözlü Pars Celile
Osman Balcıgil
Destek Yayınları
416 Sayfa, 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.