Dönüşüm

Dönüşüm - Kafka

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” Samsa’nın öyküsü bu cümleyle başlıyor.

Metaforlarla dolu olan bu muhteşem kitapta anlatılan olay şu: Samsa; babası, annesi ve ergenlik çağındaki kız kardeşi ile yaşamaktadır. Bir şirkette çalışıp, ailesine maddi destek olmaktadır. Fakat bir sabah uyandığında yatağında kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur: Dev bir hamamböceğine. Haliyle işe gidemez. “İşe gidemezsem müdürüm çok kızar, ne yapacağım?” diye düşünürken eve müdürü gelir ve Samsa’nın durumunu öğrenir. Ailesi ilk etapta bu durumun geçici olduğunu düşünür.

Sadece ne zaman geçeceğini merak ederler. Fakat zamanla durumun değişmediğini görürler ve ekonomik olarak da bozulan düzenleri yüzünden Samsa’ya karşı öfkeleri artar ve birgün babası yine böyle öfkeliyken odaya gelen Samsa’yı kovalamak için peşinden elma atar. Zavallı Samsa’nın sırtına bir elma parçası saplanır ve yaralanır. Bu şekilde yaşamaya devam etmeye çalışır. Ekonomik durumu iyice bozulan aile evinin odalarını kiracılara açar. Kiracıların korkmaması için Samsa’yı onlardan saklarlar. Fakat kiracılar bir akşam Samsa’yı görürler ve artık kira parası vermeden kalacaklarını söylerler. Baba bu duruma iyice sinirlenir ve kiracıları kovar. Bu arada durumu iyice kötüleşen Samsa ölür. Ailesi de küçük ama daha kullanışlı bir ev bulmak üzere huzur içinde yola düşerler.

Olay bu kadar basit zaten incecik bir kitap Dönüşüm. Ama metaforlarla o kadar derin bir anlatıma kavuşuyor ki… Mesela Samsa’nın böcek olması, toplumdaki insanlardan farklı birine dönüşümesini ifade etmekte. Samsa’nın o haldeyken bile müdürünün kızacağından endişe etmesi, sistemin dişlerinde nasıl ezildiğimizi, kendimizi düşünmekten çok çarkların işlemesini düşündüğümüzü gösteriyor. Emeğimizle para kazanıyorsak ve patron değilsek aslında hepimiz birer Samsa değil miyiz?

Eve gelen müdür çevremizdeki çoğu kişiyi temsil ediyor aslında. İyi miyiz, kötü müyüz? Merak eden çok olur değil mi? Ama iyi ya da kötü olduğumuzu öğrenen herkes bir bakmışız almış başını gitmiş. Çünkü meraklarını gidermişlerdir,onlar için önemli olan budur. Böyleleri yok mu etrafımızda? Aileye gelirsek… Belki ailemiz ne yaparsak yapalım destekçimiz. Ama ben Samsa’nın ailesini toplum olarak algıladım. Sürüden farklılaştığımız an bize bir böceğe bakar gibi bakan,tiksinen,utanan ve arkasını dönüp artık yokmuşuz gibi davranan içinde yaşadığımız toplum. Babanın bir öfke anında elma atması… Neden elma sizce? Ademle Havva’nın cennetten kovulmasına sebep olan yasak meyve olmasıyla bir ilişkisi olabilir mi? Bence olabilir. Samsa toplumdan farklılaştı bir böceğe dönüştü ve babası ona elma atarak onu odadan kovmaya çalıştı. Kira ödeme şartıyla eve alınan fakat Samsa gerçeğini görünce kira ödemeden kalmaya devam edeceklerini söyleyen kiracılar; zor anımızı, zayıf yanımızı görünce tepemize binen insanları çağrıştırmıyor mu size de? Samsa’nın ölümüyle toplumun “normal” aile yapısına dönen ailenin, huzurlu bir şekilde yeni ev aramaya çıkması, ailemize “el alem ne der,ne düşünür?” dedirtmediğimiz sürece huzur içinde yaşamalarına benzemiyor mu?

Bunlar benim şu an aklımda kalan tespitlerim. Daha neler var neler. Ayrıca bu kitabın Kafka’nın hayatından kesitler taşıdığını biliyor muydunuz? Kafka’nın babası,Kafka’ya edebiyata olan düşkünlüğü yüzünden ve kendisinin uygun bulmadığı bir evlilik yapacağı için sırtını dönmüş. Velhasılıkelam eğer Dönüşüm’ü henüz okumadıysanız daha fazla ertelemeyin bence 😉 Dünyamıza yeni pencereler açacak mükemmel bir eser.
Şimdiden keyifli okumalar. 🙂

Yazar hakkında:
Taşralı bir Çek Yahudisinin oğludur. Babası, zor koşullar altında büyümüş, varlıklı bir Alman Yahudi ailesinin kızıyla evlendikten sonra zengin olmuştur. Kafka, ürkek, çekingen, alçakgönüllü kişiliğini annesinden almış; çok hareketli ve güçlü bir insan olan babası karşısında kendini sürekli güçsüz ve çaresiz görmüş, babası hep bir korku kaynağı olmuş, giderek dışa kapanmasına yol açmıştır. Kafka, babasıyla arasındaki bu ilişkiyi, Das Urteil (Hüküm) ve Die Verwandlung (Değişim) gibi hikayelerindeki baba tiplerinde ve babasına yazdığı, ama onun eline ulaşmayan Brief an den Vater’de (Babaya Mektup) yansıtır. Tutucu bir öğretim veren bu lise, onun yalnızlığını ve kendi içine kapanmasını arttırdı. 1901’de Parg Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ne girdi, ama daha çok ilgisini çektiği için Alman Edebiyatı derslerini izledi.1902’de Max Brod’la taşıtı; Brod onun ilişki kurabildiği sayılı kişilerden biri oldu ve Kafka’nın, ölümünden sonra yakılmasını istediği tüm yapıtlarını Brod toplayıp yayınladı. Bir Savaşın Tasviri (1904/1905) adlı ilk hikayesini, yazdı, 1906’da hukuk öğrenimini doktora ile tamaladı, bir yıl avukatlık stajı yaptı; stajın bitiminde yine Prag’da kaldı. 1907’de bir sigorta şirketinde memur oldu, 1922’de emekli olana dek burada çalıştı.

1908/1912 yılları arasında toplumsal olaylara duyduğu ilgi giderek arttı, sık sık önemli Çek siyaset adamlarının konuşmalarına gitti, toplumsal devrimci bir çevre olan Klup Mladych’in (Gençler Birliği) toplantılarına olduğu kadar, bir eczacının karısı olan Berta Fanta’nın kendi evinde düzenlediği ve Prag’ın önde gelen aydınlarını çağırdığı toplantılara da katıldı; ilk kez bu yıllarda Yahudi diniyle ilgilendi, gezici bir Yahudi tiyatro topluluğuyla ilişki kurdu; bu arada İbranice öğrendi; aynı yıllarda uzun geziler yaptı.1912’ye kadar süren bu gezilerin yorgunluğuyla bir ara Jungborn Sanatoryumu’nda üç hafta kaldı. 1912’de Amerika’nın önce taslaklarını, sonra da ilk yedi bölümünü yazdı, ama yapıt tamamlanmadan kaldı, ölümünden sonra 1927’de Brod tarafından yayınlandı.
Önemli yapıtları:
Felice’ye Mektuplar (1967’de yayımlandı), Milena’ya Mektuplar (1923), Değişim (1912), Dava (1913), Ceza Sömürgesi (1913), Şato (1922).

 

Gamze Taşın
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/aylak_kiz/

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.