Bir Kitap, Bir Eşek, Bir Medeniyet

7 Üslup
8 Akıcılık
10 Kapak
8 Fiyat
8.3

Kitap dediğin ne kadar sevilebilir ya da hayal ettiklerimize kavuşabilmek için kitaba ne kadar bel bağlanır?

Peki ya kaç kişi aydınlığa çıkan yolun kitaplardan geçtiğini bilir?

Fakir Baykurt` un kaleme aldığı gerçek yaşam öyküsünde Mustafa Güzelgöz, bu soruların hepsine büyük bir inançla ve sıkıştığında da gözyaşıyla cevap veriyor.

“Eşekli Kütüphaneci”de çocuk yaştan beri okumaya meraklı, kalkınmanın ve gerçek medeniyetin kitaplardan kazanılacağının farkında olan Mustafa Güzelgöz ‘ün yaşanmış hikâyesi anlatılıyor.

Yıllar önce Ürgüp`ten göç etmeye mecbur bırakılıp Yunanistan`a yerleşen Rumların ve kalplerinde kalan toprak hasretinin yansımasını içinde taşıyan Dimitrios Katsikas`in, bir gün Ürgüp`e gelerek büyükanne ve büyükbabasının doğduğu toprakları görmek istemesiyle başlıyor kitap.

Dimitrios ile yaşıtı “Aziz baba” lakaplı Aziz`in karşılaşmasıyla Türk halkının sevecenliği ve azmi çıkıyor karşımıza.

Aziz`in babası Mustafa Güzelgöz nam-ı diğer Eşekli Kütüphaneci, bu romanın temelini ve yazılış nedenini oluşturuyor.

Mustafa Güzelgöz, aslında en çok da yüreği güzel olan adam, cehalete karşı ayakta duran en büyük savaşçılardan biri. Cumhuriyetten sonra ayakta durabilmenin yine ve her zaman kitaplardan geçtiğine inanan Güzelgöz, kütüphane memuru olarak görev yaparken kütüphaneye az sayıda yurttaşın geldiğinden ve çoğunun da merkez kütüphaneye ulaşamayacak kadar uzak olduğundan yakınır ve bir yol arar.

Yurttaş kütüphaneye gelemiyorsa kütüphane yurttaşa gitsin o hâlde, der ve binbir zorlukla devletten maaşa bağlattığı eşek ile tüm çevre köylere kitap taşımaya başlar. Peki, ne karşılığında? Ülkece kalkınma hayali ile…

Eşine dostuna kitap bağışı çağrısı yapar ve olumlu geri dönüşler alır. Çocuklar için resimli kitaplar, kooperatifçilik, tarih, din, genel kültür vesaire birçok türde kitabı önce bir, sonra iki, sonra sayısını daha da arttırdığı eşeklerle tüm köylere ulaştırır. Çünkü şundan emindir ki “cehaletin düşmanı kitaptır”.

“Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.” (s. 40)

Eşekli KütüphaneciKadınların kütüphaneye işten güçten gelemediğini gördüğünde ise kütüphanelere beşikler ve dikiş makineleri temin ettirir. Ona göre yeter ki girsinler o eşikten içeriye, çocuklar yeter ki analarıyla kitap kokusu almaya alışsınlar…

“Ben başbakan olsam, kitaplıklara önem veririm. Bir toplumun en büyük yerleşimden küçük yerleşimine kadar her yerinde kitaplıklar varsa, halk kitap okuyorsa o toplum her işine yetip artacak parayı bulabilir. Akıl uyanmayınca kafa çalışır mı? Kafa çalışmayınca para kazanılır mı? Aklı uyandıracak olan da kitap, kitaplık.

Eğer geleceği kurtarmak istiyorsak kitapları asıl çocuklara okuyacağız.” (s. 56)

Bu güzelliklerle kalmıyorlar ve zamanında göçe zorlanıp topraklarından olan Rumların Yunanistan`da kaldığı Larissa şehri ile Ürgüp`ü kardeş şehir yapma hayallerini kuruyorlar. Peki, yapabiliyorlar mı dersiniz? Deneyelim bakalım, belki olur…

Yazarın diline gelince… Ziyadesiyle yalındı. Buna “ölüm yatağında kaleme aldığı hatta düzenlemelerini bitiremediği son kitabı olmasının etkisi olabilir mi” diye bir soru takılsa da aklımıza, genel olarak Baykurt `un kitaplarının dilinin çok yalın olduğu söylenir.

Kitabı okurken bir de internet tarayıcınızda Mehmet Güzelgöz`ün hayatını araştırırsanız ne kadar yüce gönüllü bir yurttaş olduğuna şahit olacaksınız.

O hâlde ne diyelim?

Kitaplar, iyi ki varlar…

Eşekli Kütüphaneci
Fakir Baykurt
Literatür Yayıncılık
148 Sayfa, 2008

4+

2 Yorum

  • Çok keyifli bir yazı olmuş. Keşke kitap okumanın getirdiği güzellikleri herkes görebilse…

    0

    • Çok teşekkür ederim, evet bu yüzden Mustafa Güzelgöz gibi değerlere farkındalık oluşturmak gerek.

      0

Yorumunuzu Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.