“Bir Çift Yürek” Yanarken

Midnight Oil
Teoman Akben diğer yazısı

Seksenlere ucundan köşesinden bulaşmış birçok kişinin listesinde, bilgisayarında, kimisinin CD koleksiyonunda mevcut bir şarkıdan bahsedeceğiz bugün. Midnight Oil’in bayrak şarkılarından, “Beds are Burning”.

Şarkı 80’ler ve müzik deyince akla ilk gelen pop şarkılardan olmasının yanında, Avustralyalı grubun kendi topraklarında yaşanmış bir adaletsizlik dramından bahsediyor aslına bakarsanız. O yüzden nakaratında bas bas “Ortalık yangın yeriyken biz nasıl uyur, nasıl dans ederiz?” diye sorarken grup, dünyanın o yıllar bu şarkıyla tepine tepine dans etmesi ise bugün bile kolay izah edilemeyecek bir acayiplik.

Dramın ne olduğuna gelirsek, yeni bir kara ve yerleşim deyince aklınıza ne geliyorsa o: ‘Beyaz Adam’ ve yerinden ettiği halklar tabii ki.

1930’lardan 1960’lara dek, kimisi istimlak yoluyla, ancak birçoğu zor kullanarak yerlerinden edilen ve kıtanın dört bir yanına sürülen yerel halkların,
daha doğrusu onlardan geriye kalanların, hatta en doğrusu onlardan geriye kalıp da bu direnişi göze alabilenlerin, 80’lerin başında topraklarına geri dönmeye karar vermesi, ancak tabii ki ‘Beyaz Adam’ın “Buyurun biz de sizi bekliyorduk, gelseler de topraklarını geri versek diyorduk” dememesi.

Marlo Morgan’ın ünlü kitabı “Bir Çift Yürek” ile daha bile iyi tanıdığımız ‘Aborijin’lerin çoğunluğunu oluşturduğu bu insanlara, dönemin Avustralya hükümetlerinin yaşattığı büyük sıkıntılar, vicdan sahibi aktivist grupların olayı dünya kamuoyuna duyurma çabaları, o yıllarda bu uzak kıtayı hayli sallamış olaylar.

Kıtanın ‘insan’lığını unutmamış duyarlı kesiminden meydana gelen bir grup olan Midnight Oil ise, şarkıyla bu davaya belki en büyük desteği sağlayanlardan.

O yıllarla da kalmıyor grubun desteği, Avustralya’da düzenlenen 2000 Sydney Olimpiyatlarının kapanış programında sahne alan grup, 200 yıllık zulüm için Aborijin’lerden özür dilemeyi reddedeli daha sadece birkaç gün olmuş Avustralya Başbakanı John Howard’ın önünde, sahneye üzerlerinde “SORRY” yazan siyah kıyafetlerle çıkıyor, staddaki on binler ve televizyonları başındaki yüz milyonlar ile bir ağızdan bağıra bağıra “Beds are Burning” söyleniyor, grup kendi ülkesinde, kendi başbakanına karşı bombanın büyüğünü patlatıyor.

Grupları ezen şarkılar vardır, adamların isminden büyük oluyor bazı şarkıların şöhreti, laneti oluyor kimi grupların bu durum. Bundan şikayet eden gruplar vardır, misal Radiohead’in ‘Creep’e bu yüzden çok söylenmişliğini biliriz, bu şarkı Midnight Oil için böyle olmasa gerek. Gerçekten nefis şarkıları oldu yıllar içinde, bir türlü aşamadı dinleyici ‘Beds’i. Ama ilahi gibi bellenen, marş gibi söylenen, cayır cayır bu şarkı, verdiği siyasal mesaj ile grubun yüz akı oldu asimilasyon başta olmak üzere insanlık suçlarına karşı.

Şarkının “Ortalık yangın yeriyken biz nasıl uyur, nasıl dans ederiz?” diyen nakaratı, “Dünyada bunca sorun varken, bunlara sırtımızı dönüp de nasıl eğlencemize bakarız?” denebilecek birçok global durum için sembol oldu zaman içinde.

Birleşmiş Milletler’in Kopenhag’daki 2009 toplantısı öncesi, dünya iklim değişikliklerine dikkat çekmek için 60 şarkıcı birleşip bu şarkıya bir cover yaptılar, toplantı öncesine yetiştirdiler. Hatta kendilerine Marion Cotillard ve Birleşmiş Milletler eski genel sekreteri Kofi Annan da katıldı. Büyük ses getiren bir başka “Beds are Burning” çalışmasıydı.

Dünya ile ilgili her sorunda kullanılan bir sosyal sorumluluk fonu hala şarkı. Midnight Oil’in vicdanlara bir hediyesi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.