Beni Onlara Verme

Beni Onlara Verme
9 Üslup
10 Akıcılık
9 Kapak
9 Fiyat
9.3

Beni Onlara Verme, 2017’de yayımlanan, çoğunlukla kurmaca öykülerden oluşan bir Tarık Tufan kitabı.

Kitapta yer verilen 41 tane öykünün her birinde, İstanbul’un göbeğinde yer alan ama olumsuzluklarıyla görmezden gelinen bir semt ve o semtin mahallelerindeki sakinlerin, ailelerin fark edilemeyen hayatları, trajik öyküleri, arka sokaklarında yaşanan olaylar anlatılıyor. Öyküler birbirinden bağımsız ama aynı mahallede birlikte yaşayan insanlar oldukları için bazen bir öykünün başrolü diğer öykülerde figüranlık yapabiliyor.

Öykülerin hemen hemen hepsi 80’li 90’lı yıllarda geçiyor. Öyküler çoğunlukla kurmaca olmakla birlikte, yazarın kendi yaşamı ile ilgili bazı gerçeklikleri de yansıttığı görülebiliyor. Kitabın ilk öyküsü Fırtına Cemal Dönmedi, aslında mahalleyi enine boyuna tanıtan, mahalledeki yaşam şeklini, kültürünü; sakinlerinin özelliklerini, bakış açılarını yansıtan bir giriş yazısı niteliğinde bana göre. Çünkü sonrasında kitaptaki tüm diğer öykülerde geçen karakterleri, bu ilk öykünün kafamda çizdiği profilleri esas alarak okudum ve anlamaya çalıştım.
Yazar, bahsedilen semtin insanlarını şu şekilde ifade ediyor:

“Birilerini vurmuş da olsalar, birilerini yaralamış da olsalar, sağda solda mevzu çıkarmış da olsalar, siyasi vukuatlara bulaşmış da olsalar, gittikleri mekânlarda her türlü hadiseyi yapmış da olsalar bizim semtte bir tane bile kötü adam yoktu.”

Beni Onlara VermeKitapta genel olarak, mutlu sona pek rastlanmayan, acıların, ağlayışların, tükenmişliklerin, yerli yersiz, haklı haksız, zamansız ölümlerin eksik olmadığı, hakkınca yaşanamamış veya imkânsız aşkların, kavuşamayan, kavuşan ama hayrını göremeyen âşıkların, müptezellerin anlatıldığı öyküleri okuyoruz.

Kadın ve erkekle ilgili çözümlemeleri, duygu tahlilleri çok etkileyici, yazarın okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi. Aşkı, âşığı, ağlayan kadının acısını, seven erkeğin tutkusunu, çöken aileyi ve dramını en güzel ve içten ifade eden yazarlardan biri bana göre Tarık Tufan.

Yazarın öykü akışları böyle etkili ve derin iken, öykülerin sonlarını ise şaşırtıcı, çarpıcı bir şekilde, süslü cümlelerle bitirme derdi pek yok yazarda. Şaşırtıcı bitse bile, gizemli, vurucu bir dil kullanmaktan ziyade, en beklenmedik olayların anlatıldığı öyküleri bile çok basite indirgeyerek bitiriveriyor. Yani, “yolculuğun sonunda varılacak yerden ziyade, yolculuğun kendisinden alınan zevk” misali, öyküden alınacak hazzı en sona bırakmıyor. Basite indirgemeyip derinlemesine hissettirdiği ve acele etmediği nokta ise insanların duyguları.

Hikayelerin her biri insanın içine dokunacak türden olmakla birlikte, yazar kitabın en sonlarındaki bir öyküde, bizim gibi magazini seven bir milletin önüne öyle bir malzeme vermiş ki, şahsen ince boyutta bir kitap okuma zamanına eş değer zamanımı “Yine Gel!” öyküsündeki gizemli ünlü kişiyi araştırmaya harcadım. Üstelik bu öykünün gerçek mi kurmaca mı olduğuna bile tam emin olmadan. Bu merakın diğer okurlarda da oluşacağı muhtemel gibi duruyor.

Kitabın son sözünde de ifade ettiği gibi, benim de kitabı çok sevmemin, etkilenmemin asıl nedeninin içime işleyen bir dille anlatılan, insan hayatındaki acılar ve dram olduğunu düşünüyorum. Özellikle Tarık Tufan’ın kalemini tanıyanların, sevenlerin bu kitapta da hayal kırıklığına uğramayacaklarını ve bekledikleri tadı bulacaklarına inanıyorum.

Beni Onlara Verme
Tarık Tufan
Profil Kitap
Nisan 2017, 248 sayfa

diğer yazısı Huriser Balcı

Düşmüşler

Düşmüşler, Salim Ender tarafından Türk yeraltı edebiyatına kazandırılan ve kendinden söz ettirecek...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.