Ayşe Ebru Tezcan – Röportaj

Ayşe Ebru Tezcan
Ayşe Ayhan diğer yazısı

Öncelikle sizi tanıyalım. Kaç yaşındasınız? Eğitim durumunuz, şu sıralar uğraştıklarınız nelerdir?
23 yaşındayım. Balıkesir Üniversitesi Turist Rehberliği bölümü mezunuyum. Aynı zamanda şu an Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü 2.sınıf öğrencisiyim. Yakın zamana kadar da Türk Hava Yollarında Kabin memuruydum. Fakat devamlı hastalanmaya başlayıp bir ay toparlanamayınca işi bırakma kararı aldım. Şu an tamamen yazmaya odaklandım. Yazabilmem için hayattan biraz da olsa kendimi soyutlamam gerekiyormuş onu anladım.

Bir fotoğrafın bu kitabı size yazdırdığını söylemiştiniz. Peki , o anı ve sonrasını biraz anlatabilir misiniz? Bu kadar çok okunacağını ve kitap haline geleceğini düşünmüş müydünüz?
İlham öyle garip bir şey ki hiç beklenmedik bir şey insanı bambaşka bir yerlere götürebiliyor. Tanımadığım bir adamın fotoğrafı bana üç kitaplık bir seri yazdırdı. Kitaptaki kapağın çok benzeri bir fotoğraftı. Pinterest’te gezinirken karşıma çıkınca şöyle birkaç saniye baktım 😀 O sıralarda Wattpad’i keşfetmiştim. Birkaç hikayeyi takip ediyordum. Tam benlik bir siteydi zaten. Çünkü okuyucular yazarı yeni bölümler yazmaları için gaza getiriyor. Onlar merak edip, heyecanlandıkça insanın yazası geliyor. Neden olmasın dedim. İlk bölümü yazar yazmaz orada yayınladım. Bekliyordum diyemem çünkü hiçbir şeyin garantisi yok. Başarılı olsanız da olmasınız da biraz şans gerekiyor böyle şeyler için. Ama hayalini kurdum. Hayal kurmanın sınırı yok çünkü.

Arap dünyası ve onların kültürleriyle ilgili birçok öğe okuyoruz kitapta. Bunlardan bazılarına çok şaşırdım. Sanki oradaymışım gibi okudum. Bu konuda nasıl bir araştırmada bulundunuz?
Arap ülkelerinde havaalanları dışında hiçbir yerde bulunmadım. Arapçayı alfabesi dışında bilmiyorum. Arap turistleri az çok gözlemleyebildim. Onun dışında tamamen bilgisayar başında araştırıyorum. Arapça bilenlerden yardım alıyorum.

Üçüncü kitap ne zaman geliyor? Omar sevenleri neler bekliyor?
Üçüncü kitap 2017’de gelecek. Yayıneviyle kesin bir karar vermedik. Çünkü ben hala yazmayı bitiremedim. Ama diğer iki kitapta olduğu gibi yaza gelir diye tahmin ediyorum. Omar sevenlere diyeceğim şudur ki her şeye hazırlıklı olun ama HER ŞEYE.

Bu seri bittikten sonra kafanızda nasıl bir kitap fikri var? Ya da kitaba ve okumaya dair başka projeleriniz var mı?
Olmaz mı? Aklıma bir sürü kurgu geliyor aslında. Wattpad’ten takip edenler bilir Benjamin ve Ben diye bir hikayem vardı. Yine iki farklı kültürden insanın arasında bir aşk hikayesi. Öncesinde onu yazıp bitireceğim. Ondan sonra ise özellikle romantizm ve bilim kurgu ikilisini beraber kullanmak istediğim bir kurgu var. Şu an araştırmalarını yapıyorum hatta. Çünkü konu o kadar garip ki birçok insanın dikkatini çeken ve araştırmaları yapılan acaba doğruluk payı var mı dedirtecek türde, gizemli bir konu. Sonra bir savaş içerisinde yaşanan bir aşk hikayesi hep aklımda var. Bir de son olarak kulağa çok eğlenceli gelen bir kurgum daha var. Düşüncesi bile heyecanlandırıyor. Hepsini yazacağım sırayla inşallah.

Bir Arap değil belki ama çok zengin bir Türk iş adamı ile karşılaşılsa bile böyle büyük bir zenginlik ve farka rağmen bu derece büyük ve saf bir aşk yaşanabilir mi sizce?
Şimdi konu aşk olunca müsaadenle ben azcık edebiyat yapacağım burada Aşk öyle garip bir şey ki… Şimdi şu cümleyi edince de sanılmasın aşk yaşadım. Hiç aşık olmadım. Ama aşk o kadar güçlü bir duygu ki (Dünyanın en güçlü duygusu ) bana göre yaşamasam da çok güzel hissedebiliyorum. Ve diyebileceğim şu ki aşkın kendisi zaten saf bir duygu. Diğerleri sadece aşık olduğunu sanıyor. Öyle aşkın bir tipi, bir sınırı da yok. Ruhsal bir şey aşk. Görüntüye, statüye bakmıyor. Ruhların iletişim dili. Mucizevi bir şey. O yüzden neden olmasın? Yaşanır tabi. Kimlerle kimlerle yaşanır hem de.

Yazmaya nasıl başladınız? Ve yazmaya başlayanlara ne önerirsiniz?
Tam ne zaman başladım ben de bilmiyorum. Okulda en sevdiğim ders Türkçeydi. Kompozisyondan hep tam puan alırdım. Ara sıra aklıma gelen hikayeleri yazardım deftere. Ama hiçbir zaman baştan sonra kadar yazmamıştım. İlk defa baştan sona yazdığım Çöl Rüyasıydı. Yazmaya başlayanlara tavsiyem, eğer bir seri yazıyorsanız sakın seriler arasında yazmaya ara vermeyin. Tek bir kitap yazıyormuş gibi aralıksız baştan sona yazın ve bitirin. Yoksa süreç çok uzuyor. Ve öncelikle kendiniz için yazın. Atıyorum şu sıra mafya konuları çok popüler, badboylar revaçta ben de bir tane öyle yazayım olmasın önceliğiniz. Veya küfürlü yazayım daha çok seviliyor, bolca cinsellik olsun dikkat çekiyor da olmasın. Gerçekten sizi hangi konu heyecanlandırıyorsa, beğenilir mi kaygınız olmadan, severek yazacağınız bir şeyler olsun.

Wattpad’ in güncel durumu ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Hala eskisi gibi iyi yazarları ortaya çıkarabildiğini düşünüyor musunuz?
Wattpad’in eski tadı kalmadı sanırım. Ya da ben uzun süredir oradan uzaklaştım diye mi öyle hissediyorum bilmiyorum. Biraz ticarete dönüşen bir ortam olduğu kesin. Yani elbette orada çok iyi yazanlar, çok iyi hikayeler vardır. Ama bazı yayınevlerinin oradaki yüksek beğenisi olan hikayelere hiç okumadan teklif götürdüklerine de şahidim. O yüzden insanların kitabıma bakıp Wattpad hikayesi mi diye ön yargılı yanaşmalarına kızmıyorum açıkçası. Ama işin aslı çok farklı. Bana da okumadan, beğeni sayılarına bakarak teklif gönderenler oldu. Ama ben şu an ki yayınevime kitabın çıktısını göndermiştim ve iki ay sonra yanıt aldım. Okumuşlar ve çok beğenmişlerdi. O yüzden tercihim onlar oldu.

Okurlarınıza söylemek istedikleriniz?
Hep söylediğim gibi hayalleriniz peşinden gidin. Hayal kurun. Hayalperest olun. Çünkü hayattaki mutluluk somut şeylerde değil soyut şeylerde.

Yazarın el kitabı köşesi;

Genelde nerede, günün hangi saatinde yazarsın?
Salonda koltukta. Gece 2’den 5’e kadar. Bu saatler bir saat ileri bir saat geri olabiliyor. Gece uyumuyorum kısacası bir yerde sanatsal beyin gece açılıyormuş diye okumuştum. Gerçekten doğru.

Yazarken hangi müzikleri dinlersin?
Müziksiz yazamama sorunu var bende zaten Zaman zaman değişebiliyor. Ama tür olarak Blues, soul, indie, rock biraz jazz dinlemeyi seviyorum. Lana Del Rey ve Hozier dinlemekten hiç sıkılmam. Ama yazdığım sahneye, konuya göre dinlediğim şarkılar değişebiliyor. Bazen Etta James, Nina Simone, Frank Sinatra takılırım. Fransızca romantik şarkılarda fazlasıyla ilham verir. Arapça şarkılarda Çöl Rüyası’nı yazarken vazgeçilmezler tabi. Fairuz, Cheb Mami, Cheb Khaled, Joe Ashkar, Amr Diab… diye gider bu liste. Eagles Hotel California’nın yeri bir başkadır benim için. Müzik olmasa ben yazamam o kadar diyebilirim o yüzden uzun uzun yazabilirim daha bir keresinde yazdığım sahnenin içine girmek için bir otelin kaydedilmiş lobi sesini dinleyerek yazmışlığım vardır. İnsanların konuşma uğultuları, piyano sesi ve kadehlerin çınlaması gibi. Ya da doğa sesleri vb. Mesela birinci kitaptaki müzikal sahnesini yazdıran Notre Dame müzikalindeki Belle şarkısıdır. Şarkıyı dinledikten ve sözlerinin anlamını öğrendikten sonra kurgu oluştu. Şarkıların ilhamı büyük yani.

Yazarken yanından ayırmadıkların?
Müzik dinlemek için kulaklık.

Yazarken tıkındığın abur cuburlar?
Yok aslında. Tıkınırken yazamıyorum.

Kahve mi çay mı?
Bu sorunun bendeki zorluğunu anlatamam sana. Ama kahve diyeceğim sanırım. Çayı da çok seviyorum. Ama kahve. Çikolatayla birlikte sade Türk kahvesi hem de. Her gün vazgeçilmezim.

Tek kitap? Tek yazar?
-Çılgın Kalabalıktan Uzak
-Jane Austen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.