At Çocuk

At Çocuk
9 Üslup
8 Akıcılık
9 Kapak
8 Fiyat
8.5

“Gerçekçi olmak için mucizelere inanmalısınız.”
Henry Bailey

At Çocuk tam da bu sözü anlatan belgesel içerikli bir kitaptır.
Kitap daha önce neden keşfedilmedi bilmiyorum ama kişisel görüşüm, otizmli hatta farklı yetersizliği olan çocukların anne baba ve eğitimcileri tarafından okunması gerekli olduğunu düşündüğüm; üst kapağında yazdığı gibi “Bir Babanın, Oğlunu İyileştirme Mücadelesi”ni anlatan aslında temelinde ‘inanma’yı ve ‘başarıya kavuşmayı’ anlatan bir kitap.

Otizmli çocukların eğitimleri ve gelişimlerinde çok farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bilimsel temelli olanlar da mevcut olduğu gibi, alternatif yaklaşımlar da söz konusudur.

At çocukOtizm, kısaca kendi içinde farklı gelişimsel dereceleri olan, iletişim ve sosyal alanda kendini gösteren bir yetersizlik türüdür. Ortalama olarak yüz küsur çocuktan birinde görülmektedir. (Dehşet bir rakam olduğunu farkındayım ama bilimsel çevrelerin verdiği veriler bu yönde.) Temelinde genlerin yarattığı etkiden, nörolojik bozukluklardan ve çevresel faktörlerden söz edilmektedir. Üç yaş öncesinde kendini göstermektedir. Kitap, baba Rupert’in ve anne Kristin’in bu konuda yaptıkları detaylı araştırmaları da içermektedir.

Sanırım bu kadar ön bilgi yeterli biraz da kitabın içeriğine bakalım.

“2004 yılının nisan ayında, oğlum Rowan’a otizm teşhisi kondu. Yüzüme beyzbol sopasıyla vurulmuş gibi hissettim kendimi. Acı, utanç, sanki çocuğumu ona aktardığım, bozuk genlerle bir şekilde lanetlemişim, oğlum benim yüzümden hayatını bir yabancı olarak geçirmeye mahkum edilmiş gibi tuhaf, mantıksız bir utanç. Rowan, başka bir diyara doğru kaymaya başlarken, aramızda sanki kalın camdan bir duvar ya da rüyaların şeffaf engelleri gibi bir engel yükselirken, dehşete kapılmış bir biçimde seyretmek.”

Rupert İsaacson, yetersizlik tanısı alan her çocuğun anne babası gibi, ilk öğrendiği andan itibaren benzer duyguları yaşamaktadır. İlk zamanlar çaresizlik içinde kıvranırken oğulları Rowan için çözüm aramaya başlarlar.
Kitapta Amerika’da işleyen prosedürü görünce Türkiye’de bu işlerin daha kolay olduğunu gördüm. Üstelik devlet desteği bizim ülkemizde daha fazla verilmektedir. Aile için ilk karşılarına çıkan seçenek, özel eğitim camiasının çok iyi bildiği Uygulamalı Davranış Analizidir. Kökeni Skinner’e kadar dayanan davranışçı yöntemlerle öğretim yapılan bir yaklaşımdır. Aile bu yöntemden emin olmasa da denemek için Rowan’ı ilgili bir merkeze götürürler. Burada eğitime alınır.

At çocukAile için hayallerinin birer birer çöktüğü anlar yaşanmaktadır. “Rowan’ın bizimle macera dolu bir hayatı paylaşacağına dair bütün umutlarımız acımasızca parçalanmıştı. Onun yerine hayatımız birdenbire o terapide bu değerlendirmeye gittiğimiz, sigorta şirketleriyle, terapistlerle ve Rowan’ın gitgide artan açıklanamaz öfke nöbetleriyle uğraştığımız bitmek bilmeyen bir koşuşturmaya dönüşmüştü.”

Kitapta otizmin içeriğine ilişkin verilen bilgiler otizmi tanımak ve anlamak isteyen herkes için detaylandırılmaktadır. “Otistik beyinler, ‘nöropotik’ beyinlerden çok daha fazla sayıda sinir hücresi barındırıyorlar. Bunun sonucunda da aşırı bir duyusal yükleme ortaya çıkıyor. Yani, Rowan’ın yanağını yalayan bir esinti, bir alev makinasından fışkıran ateş gibi bir his yaratabiliyordu.”

Rowan’ın eğitim ve tedavi sürecinde sürekli arayışta olan aile, ülkemizde kurşun tedavisi de denen bir tedaviye başlar. Bu süreçte oğullarında eksik olan bir gen olduğunu öğrenirler. Ancak bu tedavinin olumlu ve olumsuz yanları da onların hayatında bir karmaşa yaratmıştır.

Bugünler de Rowan komşu çiftlikte bir at olan Betsy ile tanışır. Betsy ve oğlunun iletişimini gözleyen baba, oğluna ülkemizde Hipoterapi de denen ’atla terapi’ eğitimine başlatır. Olumlu etkilerini görür. Ancak daha fazla ne yapılabilir diye araştırırken Buşmen denen kabilelere ulaşır. Bir tür şifacı olarak denen bu kabileden oğlu için yardım ister. Artık oğlu için farklı arayışlarda olan yazar, belki de bir mucizenin peşinden oğlunu ve karısını alarak Moğolistan’a gelir. Burada bulunan Şaman toplulukları ve Şaman liderlerine ulaşmaya çalışır. Günlerce haftalarca at sırtında yolculuk yaparlar.
Moğolistan’da kutsal olduğu bahsedilen göl ve nehirleri de bulmayı ve oğlunu buralarda yıkamayı ister. Şimdi diyeceksiniz ‘nasıl yani?’. Efendim, kitapta söz edilen göl ve nehirler, Moğolistan ve Rusya topraklarında yer alan yer altı sularıyla beslenen ve mineral zengini sulardır. Yani bizim ‘kaplıcalar’ gibi.

At çocukŞaman liderleriyle buluştuklarında kendilerine yapılan tinsel törenleri saçma bulsalar da kabul ederler. Bazı uygulamalar size ilkel gelse de yapılma nedenleri ve şekilleri ile günümüzde uygulanan alternatif tedavi yaklaşımları olan nörofeedback, meditasyon, biyoenerji, reiki gibi tekniklerle neredeyse aynı olduğunu da görüyorsunuz.

At Çocuk kitabında baba klasik olan, toplum içine girdiklerinde, insanların oğluna ve kendilerine olumsuz bakışları ve sözlerini anlatıyor. Benim velilerim de benzer durumları yaşadıkları için aşinayım konuya. Ancak kitapta baba Moğolistan’da kırlarda karşılaştıkları kabile insanlarının anlayışla yaklaştıklarını ve hatta destek olduklarını anlatıyor. Acaba doğadaki insan, doğadan geleni olduğu gibi kabul etmeye alışkın olduğu için farklı bir çocuğu da olduğu gibi kabullenirken, şehir insanı tahammülkar olmadığı ve doğayı unuttuğu için midir, farklı birini görünce anlayış göstermiyor?
Zaten yazar, sanayileşmeyle birlikte otizm oranının da arttığından söz etmekte, acaba çocukları şehir hayatı mı olumsuz etkilemekte tüm insanları olduğu gibi? Rowan’ın doğada iken verdiği tepkiler ile şehir yaşantısında verdiği tepkiler farklılık göstermektedir. Şehrin karmaşası çocukları olumsuz etkilerken, doğada çocuklar özgür ve sağlıklı hale mi dönüşüyor?

Kitabı okudukça o kadar çok soru sordum ki kendime… Belki bir gün yanıtlarını bulurum.

Kitabın ilgi çeken paragrafları da babanın Tempel Grenden ile yaptığı görüşme detaylarıdır. Otizmi biraz daha yakından tanımanızı sağlıyor.

Kitapta Moğolistan topraklarının, nüfus, sosyo-kültürel yaşam ve ekonomisi hakkında da bilgiler vermektedir. Seyahati sevenler için de ilginç bilgiler yer almaktadır.

Kitabın en can alıcı noktası ise belgesel olarak her anın filme alınmış olması ve şu anda da video sitelerinden ulaşabilirliği. Yani hem okuyup hem de izleyebileceğiniz bir eser.

Ben kitabı satır satır tekrar tekrar okudum. İyiki okudum, diyorum. Bana yeni deneyimler kazandırdı. Belki anlatılanlar size bilimsel gelmeyecektir. Belki anlatılanlar mucize gelecektir. Belki anlatılanların doğruluğunu kabul edeceksiniz. Ama hangi açıdan bakarsanız bakın hangi yolla çözüm ararsanız arayın , ‘inanmak’ gerektiğini anlıyorsunuz.

“Bir şampiyon için, hiç kimsenin size inanmadığına kendiniz inanmanız gerekir.”
Ray Rabinson

At Çocuk
Rupert Isaacson
Bilge Kültür Sanat
336 sayfa, 2009

diğer yazısı Dilek Özcan

Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız – Romain Puèrtolas

Siz hiç bulut yuttunuz mu? Çilek reçeli kustuğunuz bir bahçeniz oldu mu?...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.