Aldatmak

Aldatmak

Bir çoğumuzun ‘Simyacı’ ile tanıştığı bir yazar Paulo Coelho. Bir kere tadı alındığında bırakılamayan yazarlardan benim gözümde de. Ben farklı olarak ‘Portobello Cadısı’ ile tanıdım yazarı ve o günden beri anlatımını en sevdiğim yazarlar arasında yer alır. Brezilyalı yazarın çok yönlülüğü ise anlatımdaki başarısının kilit noktası bence. Yazarlığa adım atmadan önce tiyatro yönetmenliği, oyunculuk, gazetecilik ve şarkı sözü yazarlığı yapmış Coelho. Yazarla ilgili minik bir not daha: Birleşmiş Milletler Barış Elçisi ve Brezilya Edebiyat Akademisi üyesi bir yazar ile karşı karşıyayız.

İlk baskısını 2014 yılında yapmış olan eserinde Coelho’yu ‘Simyacı’ ve ‘Zahir’ gibi derin felsefi içerikli kitaplarından farklı bir noktada buluyoruz. İlişkilerin en büyük problemlerinden birini konu alan ‘Aldatmak’ta, okuyucuyu sadece kadın-erkek ilişkileri üzerine düşünmeye değil aynı zamanda hayatı, mutlu-mutsuz anlarını sorgulamaya da itiyor ama bunu hafif bir içerik ve akıcı bir dil ile yapıyor.

Birinci tekil bakış açısı ile anlatılan kitabın baş karakteri Linda isimli İsviçre’de yaşayan bir kadın. Dışarıdan bakıldığında mükemmel bir hayata sahip. Onu çok seven ve anlayışlı bir kocası ve iki oğlu ile en ufak ekonomik problem yaşamadan ve sevdiği işi yani gazetecilik yaparak yaşıyor. Ancak dışarıdan görünenin çok nadir doğru çıktığını biliyoruz. Linda da bir istisna değil. Hayatını fazla monoton bulmaya başladığı günden itibaren hissizleşmeye ve kendini kapatmaya başlıyor. Çevresinde her şey yolunda izlenimi uyandırsa da içten içe onu tüketiyor bu durum. Tükenmesinin en temel sebebi ise; hayatı bu kadar mükemmel iken hayattan daha fazla ne isteyebileceği sorusu. Linda içindeki bu dalgalar ile boğuşurken karşısına çıkan eski sevgilisi de durumuna -deyim yerindeyse- tuz biber oluyor.

Jacob’ın bakış açısını göremiyor olsakta anlattıklarından onunda karısının elinde tuttuğu tasma ile yaşadığını ve karısını yüzüstü bırakmamak için elinden geleni yapan bir politikacı olduğunu görüyoruz.
İkilinin kendi ilişkilerinde yahut hayatlarında bulamadıkları heyecan ve özgürlük ihtiyacına geçmişleri de eklenince aldatmanın zemini hazırlanmış oluyor.

Coelho’nun neredeyse en az beğenilen kitabı olsa da ben okurken keyif aldım. Bu tip kadın-erkek ilişkisini merkez alan bir kitapta olay bazlı düşünmeme taraftarı olduğumdan fazla yadırgamadım da. Karakterlere, özellikle Linda’ya sinir olduğum noktalar tabii ki vardı ancak bir kadının kocasını yahut bir adamın karısını aldatışı bir kitaptan nefret etmeme sebep olmayan noktalar. Yazarın vurguladığı başarılı noktalardan biri de kadın ve erkeğin aldatmaya bakış açıları. Kitabı benim için değerli yapan iki başarı var. Bunlardan ilki bir erkek bir yazarın, kadın kahramanının iç dünyasını ve aldatmasının arkasında yatanları verişindeki başarısı; bir diğeri ise hayat ile ilgili değindikleri ve getirdiği açıklamalar.

Herkesin beğeneceğini düşünmesem de olaylara değil genele odaklanarak okuyanların beğeneceğini düşündüğüm bir Coelho eseri ‘Aldatmak’.

Kitapta yer alan cümlelerden bir alıntı ile sona erdiriyorum yazımı:
“Kendi arzuladığımız kişi değiliz. Toplumun talep ettiği kişiyiz. Anne babamızın istediği kişiyiz. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemeyiz, sevilmeye çok ihtiyacımız vardır. İşte bu yüzden en iyi yönlerimizi bastırırız. Rüyalarımızın ışığı olarak gördüğümüz şey yavaş yavaş kabuslarımızın canavarına dönüşür. Gerçekleştirmediğimiz şeyler, yaşamadığımız olasılıklardır bunlar.”

Tanıtım Bülteninden:
… yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak… tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kâinatın ruhunda iz bırakacak: sevgim. Linda ayrıcalıklı bir yaşama sahip olduğunun bilincinde. Yine de her sabah yeni bir güne açtığı gözlerini hemen kapayası geliyor. Arkadaşları ilaç kullanmasını öneriyor. Oysa Linda’nın istediği hissizleşmek değil, yaşadığını hissetmek…

Çünkü yaşamak sevmektir. Paulo Coelho Aldatmak’ta diğer kitaplarından farklı olarak kışkırtıcı, tene dokunan ve tutku dolu bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına. Her şeyin mümkünmüş gibi sunulduğu bir dünyada, imkânsız aşkın izini sürüyor. Ruhun kuytularında kaybolmaya çekinmeden… Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir.

Aldatmak
Paulo Coelho
Can Yayınları
231 sayfa, 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.