Aylar: Temmuz 2016

Northanger Manastırı – Jane Austen

Austen’ın Northanger Manastırı ile birlikte toplam dört kitabını okudum. Diğerleri aşk ve gurur(gurur ve önyargı),Emma, Mansfield park(umut parkı)… Şunu açıkça söyleyebilirim ki Northanger Manastırı açık ara okuduğum en iyi kitabıydı. Evet, Aşk ve Gurur’dan bile daha çok sevdim. Bunun nedenlerini ise aşağıda sizlere yazacağım. Öncelikle kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Catherine Morland yani ana karakterimiz iyi sayılabilecek varlığa sahip ailenin 17 yaşındaki bir kızı. Akrabalarının yanına Bath’a tatile gidiyor ve her şey bundan sonra başlıyor. Orada edindiği arkadaşlarıyla ilişkisini ve o ilişkilerin Catherine’e neler kazandırdığını ya da neler kaybettirdiğini okuyoruz. Kız ve erkek kardeş olan Thorpe’larla tanıştırıyor bizi yazar. Isabella...

Devamı

Bana Hiç Seni Seviyorum Demedin – Evrim Milaslı

Bir sabah uyandığında hayatının asla eskisi gibi olamayacağını anlayan 19 yaşındaki Merve’nin unutulmaz hikâyesi… Dört günde bitirdim kitabı. Aslında meşguliyetler olmasa çok daha önce bitecek bir kitaptı. Bu kitabi neden daha önce kendim keşfetmediğime yakınıyorum öncelikle. Gerçek yaşanmışlıkları kaleme dökerek büyük bir cesaret örneği gösteriyor yazar. İçimizden bizden bir kitap… Beşinci sayfasında bulamazsanız kendinizi altmışıncı sayfa da buluyorsunuz. Yüz ellinci sayfada göremezseniz yaşadığınız bir anı, iki yüz ellide ” Aa ben! ” diyorsunuz. Hepimizin basına gelebilecek bir gerçekle başlıyor kitap. Kanserle… Bir ailenin kanserle olan mücadelesini ve bu hastalıkla yasamaya çalışmasını anlatılıyor. Ailenin diyorum çünkü kanser olan babaları olsa...

Devamı

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig

Satranç’ı şevkle ve mutlulukla okuduktan sonra Zweig’ın diline vurulmuştum. Bu yüzden yavaş yavaş diğer kitaplarını da edinmeye başladım. Okuduğum ikinci kitap da Bilinmeyen bir kadının mektubu oldu. Zweig bıraktığım gibiydi. Dili yine olağanüstü sade, ama kendi içerisinde süslüydü. Konu itibariyle yine akıcı bir anlatım söz konusuydu. Fakat bu sefer karakter beni ittiği için Satranç kadar keyif alamadım bu kitaptan. 55 sayfalık incecik bir kitap ya da uzun bir öykü diyebilirim. Bir kadının çocukluktan itibaren başlayan tutkulu ve saplantılı aşkını ve bunu en sonunda âşık olduğu kişiye uzun bir mektupla anlatmasını okuyoruz. Bu uzun mektup boyunca yazan kişi tarafından, yani...

Devamı

Satranç – Stefan Zweig

Zweig’la ilk tanışma kitabım satranç. Çok sözü ediliyordu. Tutkuyla sevenler de vardı, abartıldığı kadar iyi değil diyenler de… Ben yine de bu ikilinin ortasında bir yerlerdeyim ama kesinlikle ikinci gruba daha yakın değilim. Kitabın dili beni büyüledi. Bir dil hem sade hem de ağdalı nasıl olur, Zweig bunu istemeden de göstermiş. Daha ilk sayfalardan anladım yazarın dilinden vazgeçemeyeceğimi. Kitabını sevsem de sevmesem de sırf dili için diğer kitaplarına da göz atacaktım. Yazdığı konunun hiçbir sıkıcı yanı olmaması, adeta bizi zorla karakterin yerine koyması gerçekten bambaşkaydı. Bu şekilde yalın ama asla basit olmayan bir dille eser üretmiş olan bir Murakami’yi...

Devamı

Ilvermorny – Amerika’nın Büyücülük Okulu

Geçtiğimiz günlerde J.K. Rowling kendi kurduğu site olan pottermore.com da Amerika’daki bir büyücülük okulunun nasıl kurulduğuna dair bir hikaye paylaştı. Umarım ki bu hikaye yeni yazdığı bir büyücülük okulu serisinin işaretidir. ILVERMORNY Ilvermorny, Kuzey Amerika’nın büyücülük okulu 17. Yüzyılda kurulmuştur. Greylock dağının en uç zirvesinde gizlenmektedir. Muggle’ lardan çok güçlü ve çeşitli büyüler sayesinde saklanmaktadır. Zaten etrafında büyük sisli bir bulut bulunmaktadır. İRLANDA KÖKENİ Isolt Sayre 1603’te doğmuş ve çocukluğunun ilk senelerini Coomloughra, County Kerry, İrlanda’da geçirmiştir. Kökleri iki safkan büyücü ailesine dayanmaktadır. Babası William Sayre, ünlü İrlandalı büyücü Morrigan’ın torunudur. Morrigan karga olabilen bir animagustur. William kızına benzerliğinden...

Devamı
  • 1
  • 2

Günün Sözü